Eski sevgilimi bırakmadığım zamanlar

Bugün defterime yazıyorum, belki bir gün unutmak isterim, belki unutamam…

“Yine ona mı gidiyorsun?”

Elif, kocasını öyle bir bakışla süzdü ki… Murat ise ayakkabılarını giymeye devam etti.

“Çocuklara, Elif. Çocuklara gidiyorum, ona değil,” diye mırıldandı, bağcıklarını bağlarken. “Daha ne kadar bunu konuşacağız?”

Elif sustu. Dudakları ince bir çizgiye dönüştü. Söyleyecek o kadar çok şey vardı ki, ama kelimeler boğazında düğümlenmiş, acıtan bir yumak olup kalmıştı.

“Evlenmeden önce bu seni rahatsız etmiyordu,” diye devam etti Murat, ceketini askıdan alırken. “Çocuklarım olduğunu biliyordun. İlk günden anlattım. Anladığını söylemiştin. Şimdi ne oldu? İşkenceler mi? Sorgular mı?”

Elif dişlerini daha sıkı kilitledi. Murat, ceketini omuzlarına atıp cevap beklemeden kapıyı çekti. Kilit tıkırdadı, o da yalnız kaldı.

Birkaç saniye öylece donup kaldı Elif. Bacakları kurşun gibi ağırlaşmıştı. Salondaki koltuğa çöktü. Rastgele bir dizi açtı. Arka plan gürültüsü… Düşüncelerini bastıracak bir şeyler.

Muratla üç yıldır birlikteydiler. İkisi evli geçmişti. Ve evet, başından beri biliyordu. Boşanma. İki çocuk. Oğlan ve kız. Murat, üçüncü buluşmalarında anlatmıştı. O zaman Elif gülümsemiş, sorun olmadığını, çocukların engel teşkil etmeyeceğini söylemişti.

Şimdi o sözler naif, aptalca geliyordu.

Elif avucuyla gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı. Gözyaşlarını tutmak gittikçe zorlaşıyordu. Göğsüne görünmez bir taş oturmuş gibiydi.

Zamanla katlanılmaz hale geldi. Haftada iki kez. Düzenli: salı ve cumartesi. Murat eski eşinin evine gidiyordu. Laf aramızda, çocukları görmek için. Ama akşam yemeğine kalıyordu. Eski karısıyla vakit geçiriyordu. Sibelle.

Elif bunun saçma olduğunu biliyordu. Kocasına güveniyordu. Ya da kendini öyle inandırmaya çalışıyordu. Ama içinde bir yerlerde, felaketin yaklaştığını hissediyordu. Bulanık bir önsezi, midesini bulandıran…

Murat gittiğinde, Elif evde tek başına kalıyordu. Kendini yerden yere vuruyordu. Düşüncelerini netçe ifade edemediği için, kocasının sözlerine kanıp sustuğu için, bağırması gerekirken sesini çıkarmadığı için kendini suçluyordu.

Telefonunu kaptı, arkadaşına bir mesaj attı:
“Yine onun yanında.”

Telefon titredi gelen arama. Aylin.

“Alo,” dedi Elif, sesinin titrememesine özen göstererek.
“Elif, ne yapıyorsun sen?” diye girdi Aylin lafı dolandırmadan. “Daha ne kadar katlanacaksın? Aldatıyor seni. Apaçık ortada.”
“Hayır, Aylin, anlamıyorsun,” diye başladı Elif, ama arkadaşı sözünü kesti.
“Mükemmel anlıyorum. Haftada iki kez eski karısının yanına gidiyor. Gece yarısına kadar kalıyor. Bana da mı çocuklarla legolarla oynadıklarını anlatacaksın?”

Elif elini yüzüne sürdü. Aylinin haklı olduğunu biliyordu. Ama bunu yüksek sesle söylemek, evliliğinin bir maskaralık olduğunu itiraf etmek demekti.

“Aramızda bir şey yok diyor,” diye fısıldadı Elif. “Sadece çocuklar için gittiğini söylüyor.”
“Allah aşkına, ne kadar safsın,” diye iç çekti Aylin. “Elif, yalvarırım. Gözlerini aç. Normal erkekler eski karılarının yanında yarım akşam geçirmezler. Normal erkekler çocuklarını alır, parka götürür, sonra geri bırakır. Seninki mutfakta oturup onun çorbasını içiyor, büyük ihtimalle çocuklar görmediğinde elini bile tutuyordur.”
“Aylin, yeter,” dedi Elif, telefonu sımsıkı kavrayarak.
“Yeter mi? Tamam. Ama şunu unutma. Daha çok çekeceksin onunla. Ve o gün geldiğinde, ben seni uyarmadım deme.”

Konuşma bitti. Elif tavana bakakaldı. Televizyonda birileri yüksek sesle gülüyordu. Ama umrunda değildi.

Murat gece yarısına doğru döndü. Elif, kocasının koridorda soyunduğunu, sonra banyoya girdiğini duydu. Murat yatağa uzandığında, Elif hemen yabancı bir parfüm kokusu aldı. Tatlı, ağır…

Neden geç kaldığını sormadı. Gücü yoktu. Ama Murat, rahatça yerleşirken konuşmaya başladı:

“Geç kaldığım için özür dilerim. Kızın anaokulu için bir şeyler hazırlaması gerekiyordu. Yardım ettim,” diye mırıldandı, gözlerini kapatırken. “Kozalaklardan bir inek yaptı. Komik oldu.”

Elif karanlıkta başını salladı, Murat görmese bile.

Aylarca böyle devam etti. Salı. Cumartesi. Gidiş. Dönüş. Yabancı parfüm kokusu. Bahane üstüne bahane.

Sonra Murat değişti. Daha asık suratlı, içine kapanık oldu. Bütün akşamlarını telefonuna bakarak, kaşlarını çatarak geçiriyordu. Elif sorup soruşturdu, ama Murat savuşturdu. Anlaşılmaz şeyler mırıldanıp başka odaya geçti.

Birkaç hafta sonra, Murat Elife bir haber verdi:

“Bak, cuma günü çiftler buluşmasına gidiyoruz.”

Elif dönüp kaşlarını kaldırdı.

“Kiminle?”
“Sibel ve yeni erkek arkadaşıyla.”

Elifin üzerinden bir yük kalkmış gibi hissetti. Demek Sibelin biri vardı? Demek Murat eski karısıyla bir şey yaşamamıştı? Aldatmamıştı mı

Rate article
Lifequest
Eski sevgilimi bırakmadığım zamanlar