Üvey Baba

Ahmet! Bir de genç kıza rahatsızlık etme! diye bağırdı Veli, göğsünden cepleri tutarak.
Ne? dedi şaşkın Merve.
Sen Mervenin aklını çaldınız! Görmüyor musunuz, o senin üvey kızın bile değil!

Ahmet, elini Mervenin ceketinden tutup diğer eliyle Veliye bir darbe indirmeye hazırlanırken, Mervenin korkmuş sesi Ahmet! diye yükseldi ve Ahmet bir an için geri çekildi.

Ahmet, Merve henüz on yaşındayken Leyla ile evlenmişti. Merve, iki yıl önce kaybettiği babasını hâlâ aklında tutar, yeni baba figürüne temkinli bakardı. Ahmet ise zamanla onunla bir bağ kurdu. Merve ona Ahmetçik diye seslenmeye başladı; bu, içten ve samimi bir hitaptı ve aile içinde herkes bu yakınlığı fark etti.

Aile, Ahmetin Leylaya sadakatsizlik yaptığı bir dönemde neredeyse dağılmıştı. Altı yıl evli kaldıktan sonra Ahmet, iş arkadaşlarından İnci ile bir akşam yemeğinde fazla içti, coşkusunu kaybetti ve hatıralarını bulanıklaştırdı. Ertesi sabah her şey belirsizdi, ama Leylaya bu haber bir başkasının kulakına kaçtı.

Ahmet, büyük bir pişmanlıkla özür diledi, Leyla ise boşandıysa diye tehdit etti. Tartışmalar okul çağındaki Mervenin kulağına çalındı; nazik, duygusal ve duyarlı kız, aile içindeki gerginliği hemen fark etti ve kalbi kırıldı.

Sadece senin için affediyorum, Leyla. Bu ilk ve son şansım, deyince Leyla dişlerini sıktı. Bir daha olursa, boşanacağız.

Ahmet, kendini defalarca lanetledi, hatasını telafi etmeye çalıştı, aileye daha çok zaman ayırdı. Zamanla Mervenin gözleri yeniden neşeyle parladı.

Merve on sekiz yaşına geldiğinde, bir gençle tanıştırdı ailesine. Veli, ince yapılı, kibirli ve sürekli gülümseyen bir delikanlıydı; Ahmeti bir bakışta beğenmedi. Ancak Merve ona aşkla bakıyordu, bu yüzden Ahmet kendini zor tuttu.

Merve, gerçekten ona mı güveniyorsun? diye fısıldadı Ahmet, Veli ayrıldıktan sonra.
Böyle mi? Ahmetçik, seni hiç beğenmedin mi? Veli çok iyi bir adam, diye yanıtladı Merve.

Ahmet derin bir nefes aldı, zor bir gülümseme zorladı. Göreceğiz. Sen yanlış seçim yapmazsın.

Veli, Ahmetin soğuk tavrını hissetti; ona mümkün olduğunca nazik ama mesafeli davranmaya çalıştı. Ardından Leyla, Ahmeti yine İnci ile aldatmakla suçladı.

Şimdi ona bir şans daha ver, Ahmet! Neden benimle kavga ediyorsun? dedi Leyla öfkesiyle.
Leyla, ne oluyor? Ben bir daha aldatmam, bu neyin bacağını çiğnedin? Ahmet şaşkınlık içinde sordu.

Leyla, İnsanlar iyi kalpli olur, diyerek durumu hafifletti. Ahmet bir an için telefonunu çaldı, İnciye yüksek sesle bağlandı.

Petey, sen sarhoş mu? diye sordu İnci, Ahmetin sesini duyunca alayla.
Hayır, ben sadece bir hata yaptım, diye yanıtladı Ahmet, utanarak.

İnci bir an için sessiz kaldı, sonra Ben altı ay önce evlendim, çocuk bekliyorum, dedi. Ahmetin hatasını fark etmesi uzun sürmedi.

Leyla, birkaç gün Ahmetle konuşmadı, ama sonra aralarındaki gerilim hafifledi. Merve, evliliğin kırılmasından endişelendi; ama Ahmetin dizindeki çürükten dolayı hastaneye koyulması, aileyi bir kez daha bir araya getirdi.

Kazada Ahmetin bacağı kırıldı, hafif bir beyin sarsıntısı oldu; ama düşük hızdaki bir otomobil çarpması sadece bu yan etkileri bıraktı. Evde Ahmet zor yürürken, Merve ona elinden tutup yemek getiriyor, kitap okuyup sohbet ediyordu.

Sen onunla ne işin var? diye duydu Ahmet bir gün Merve ve Velinin koridordaki konuşmasını.
Veli! Ahmetçik bana baba gibi, ben de ona bakarım! diye haykırdı Merve.

Veli, bir şey söylemek istese de suskun kaldı; Ahmet gülümsedi, İyi bir kız yetiştirdik Leyla, diye düşündü.

Bir süre sonra Ahmetin iş yerinde yeni bir sorun çıktı. Şantiye şefi Levent, bir müşterinin tavsiye ettiği tavan işinde kusur olduğunu iddia etti. Levent, Müşteri, tavanın köşelerinin eğik olduğunu ve ekstra para talep ettiğimizi söylüyor, diye bağırdı.

Ahmet şaşkınlıkla yanıtladı: Nasıl bir yalan bu! Biz işi mükemmel yaptık, para istemedik. Leventin müşterisi çok titiz ve sürekli şikayet ederdi. Ahmet ve ekibi, işin kalitesini bir kez daha kanıtladı; ama Levent, Müşteriyi arayıp sorunu çöz! dedi, aksi takdirde dava açacaklarını söyledi.

Akşam evde Ahmet, Leventin tehditlerini anlatırken Merve onu teselli etti: Endişelenme Ahmetçik, belki bir yanlış anlaşılma vardır. Ben seninle giderim. Leyla ise Umarım işini kaybetmezsin, diyerek içini çekti.

Levent, Ahmete bağırdı: Para! Sen benden para istedin! Ahmet sakin bir sesle karşılık verdi: Para mı? Sen bana suçlamada bulunuyorsun.

Levent, aniden çığlık atarak, Beni polise götürürüm! dedi, ama Ahmet onu sakinleştirerek, Söyle bana, bu fikri kim verdi? diye sordu.

Levent soluk soluğa, Veli bana bir plan önerdi, sizin hatalarınızı bildirerek tazminat alacağım, dedi. Ahmet, telefonunda bir aile fotoğrafını gösterdi ve Velinin de orada olduğunu işaret etti.

Levent, Veliyi fark etti ve O mu? diye sordu. Veli, dışarıda Merveyi beklerken şaşkınlıkla geri çekildi. Ahmet, Neden genç bir kıza rahatsızlık ediyorsun? diye sordu.

Veli, Seni rahatsız eden bir şey yok, diye bağırdı, Siz Mervenin aklını karıştırıyorsunuz! Ahmet, Velinin yelesini tutup bir darbeyi geri çekti.

Bana bak, Veli! dedi Ahmet, Kafanı dağıtma. Lütfen bir daha bu işe bulaşma. Veli, Sana bir şey söylemeyecek miyim? diye sordu, ama Ahmet sadece Yeter! dedi.

Merve, bu tartışmanın ayrıntılarını öğrendiğinde Veliye bir daha yaklaşmadı, dersini aldı ve sadece eğitimine odaklandı; anne ve babası da onu her daim destekledi.

Bu uzun öykünün sonunda anlaşıldı ki, aile bağları ve sevgi, ihanet ve kıskançlık gölgesinde bile ayakta kalabilir; fakat güven ve dürüstlük olmadan, bir evin temeli asla sağlam durmaz. Aile, bir arada kalmak için birbirine sadık kalmalı, hatalarını kabul edip affetmeyi öğrenmelidir.

Rate article
Lifequest
Üvey Baba