Küçük Ayşe, Ailesinin Neden Onu Sevmediğini Bir Türlü Anlayamıyordu.

Küçük Ayşe, anne ve babasının neden onu sevmediğini bir türlü anlayamıyordu. Babasına hep sinir oluyor, annesi ise mekanik bir şekilde çocuk bakım görevlerini yerine getiriyorduannesinin asıl ilgilendiği şey, kocasının ruh haliydi.

Babaannesi, Fatma Hanım, babasının çok çalıştığını, annesinin de Ayşenin hiçbir şeye ihtiyacı olmasın diye çalıştığını söylüyordu. Bir de ev işleri var tabii

Gerçek, Ayşe sekiz yaşındayken ve tesadüfen anne babasının kavgasını duyduğunda ortaya çıktı.

“Nihal, yine çorbayı fazla tuzlamışsın!” diye bağırdı babası. “Adam gibi bir şey yapamıyor musun?”

“Mehmet, ne diyorsun? Ben tattım, normaldi” diye savunmaya geçti annesi.

“Senin her şeyin hep ‘normal’ zaten! Üstelik bir de erkek çocuk doğuramadın! İş arkadaşlarım benimle dalga geçiyoradam olamamış diyorlar!”

Tabii ki kimse onunla dalga geçmiyordusert bir adamdı, kendi kamyonuyla uzun yol şoförlüğü yapıyor ve çok şey görmüştüama sesindeki o kırgınlık ve kızgınlık, Ayşeyi rahatsız etti.

Artık anlamıştı neden babası seferden döndüğünde onu babaannesine gönderdiklerinisadece “erkek evlat” görmek istemiyordu.

Ayşe, Fatma Hanımın yanında mutluydu. Birlikte ders çalışıyor, yemek yapıyor, kıyafet dikiyorlardı Yine de anne babasının bu tavrı onu üzüyordu.

O konuşmadan kısa bir süre sonra, Mehmet ve Nihal aniden büyük bir şehre taşınacaklarını açıkladılar.

“Burada sıkışıp kaldık, yeni bir başlangıç yapmak istiyoruz, belki yeni yerde bir oğlumuz olur,” dediler. Tabii ki bu kararı baba vermişti, anne de her zamanki gibi ona uydu.

Ama bir sorun vardıAyşeyi bu yeni hayata götürmek istemiyorlardı.

“Babaannenle kal, sonra seni alırız,” diye mırıldandı annesi, gözlerini kaçırarak.

“Zaten ben de sizinle gelmek istemiyorumbabaannemle daha iyiyim,” diye gururla cevap verdi Ayşe, ama kalbi incinmişti.

Önemli değil! Burada sevgi dolu babaannesi, yakın arkadaşları ve tanıdık öğretmenleriyle kalacaktı.

Anne babası istediği gibi yaşasınartık onlar yüzünden üzülmeyecekti!

Ayşe henüz 10 yaşına basmıştı ki, Mehmet ve Nihalin uzun zamandır bekledikleri oğullarıkardeşi Emredünyaya geldi.

Babası bunu büyük bir ciddiyetle video görüşmesinde babaannesi ve Ayşeye bildirdiyıllar boyunca Ayşeyi hiç ziyaret etmemişlerdi, annesi sadece telefonla arayıp geçiştiriyor, babası ise “selam söylüyor”du.

Arada bir Fatma Hanıma para gönderiyorlardı, ama genelde torunun masraflarını babaannesi karşılıyordu.

Bir yıl sonra, annesi aniden Ayşenin yanlarına taşınması gerektiğini söyledi. Bunun için bizzat geldi.

“İşte canım,” diye şen şakrak konuştu. “Artık hep beraber yaşayacağız. Sonunda kardeşinle tanışacaksın Arkadaş olursunuz.”

“Ben gitmek istemiyorum,” diye suratını astı Ayşe. “Babaannemle iyiyim.”

“Şımarıklık yapma kızım! Artık büyüdün, annene yardım etmelisin.”

“Nihal, biraz dur!” diye araya girdi Fatma Hanım. “Eğer Ayşeyi ücretsiz bakıcı yapmaya kalkıyorsan, buna izin vermeyeceğim!”

“O benim kızım, biz hallederiz!” diye tersledi Nihal.

Ama babaannesi kolay pes etmezdi:

“Şimdi bana karşı geliyorsunçocuğu terk ettiğinizi bildirirsem, velayetiniz alınır, rezil olursunuz!”

Biraz daha tartıştılar. Ne mi? Ayşe duymadıbabaannesi onu hemen markete gönderdiama annesi bir daha taşınma konusunu açmadı ve ertesi gün gitti.

Sonraki on yıl boyunca anne babası ortada görünmedi. Ayşe liseyi bitirdi, sonra ön lisans eğitimini tamamladı ve babaannesinin eski dostu İhsan Beyin yardımıyla küçük bir firmada muhasebeci olarak işe girdi.

Şoför olan sevgilisi Volkanla nişanlandılar ve düğün planları yapıyorlardı, ama bu planlar ertelendiFatma Hanım vefat etti.

Babası ve annesi cenazeye ikisi geldi. Emreyi bir tanıdığa bırakmışlardı”çocuğun böyle üzücü bir olaya şahit olmasına gerek yok” diye.

Ayşe umursamadıbabaannesini çok seviyordu ve bu kayıp onu derinden sarstı.

Belki de bu yüzden, babasının taziyede ne konuştuğunu hemen anlamadı.

“Eee Daire biraz bakımsız,” diye etrafı süzdü babası. “Çok fazla para etmez.”

“Mehmet” diye annesi ona sert bir bakış attı. “Şimdi sırası mı?”

“Ne var bunda? İşleri hemen halletmek lazım. Dönmemiz gerekiyorEmre yalnız.”

“İhsan Bey, bir emlakçı tanıyor musunuz? Satış işlerini halletsin.”

“Ne satacaksın Mehmet?” diye sordu İhsan Bey.

“Ne mi? Bu daireyi. Emreye ev alınacak Tabii bu para bizim şehirde iyi bir daireye yetmez, ama peşinat için yeter, Emre 18 olana kadar krediyi öderiz.”

Gözleri yaşlı Ayşe pencereden dışarı bakıyor, konuşmaya katılmıyordu.

“Yani Mehmet, öz kızını sokağa mı atacaksın?” diye sordu İhsan Bey. “Nerede yaşayacak?”

“O artık büyük kız! Evlenir, kocası ona bakar!”

“Hmm” diye mırıldandı babaannesinin arkadaşı. “Fatma Hanım senin hakkında haklıymış Ama boşuna uğraşıyorsun Mehmet. Vasiyetname resmi, bu daire

Rate article
Lifequest
Küçük Ayşe, Ailesinin Neden Onu Sevmediğini Bir Türlü Anlayamıyordu.