Benimle Gel Bakalım!

Bugün defterime bir şeyler yazmak istiyorum. Hatırladığım bir hikaye var, paylaşmak istedim.

“Gel benimle! Bahçemde şu an köpek yok. İyi bir bekçi olursan, hakkını vermem!” dedi ve bisikletine atlayıp köye doğru yola koyuldu. Yolda birkaç kez arkasına baktı Dedem Ali Ama kimse peşinden gelmiyordu.

O, “insana benzemeyen” bir köpekti Tıpkı bazı insanlar için “soğuk” denildiği gibi O da öyleydi

Yıllar önce, Dedem Ali ormanda ceviz toplarken bir yavru köpek bulmuştu. Kim bilir nasıl düşmüştü o ıssız ormana?

Sessizce ormanda dolaşıyordu. Bağlı bile değildi Yağmurdan ıslanmış, küçük bir şey Dedem Ali kaşlarını çatarak yaklaştı.

Beceriksiz, pek de güzel sayılmazdı Ama yine de Ona bakan o kara gözler Yavru gözleri değil, bilge bir hayvanın gözleriydi Dedem Ali düşüncelere daldı.

“Gel benimle! Bahçemde köpek yok. İyi bir bekçi ol, seni incitmem!”

Bisikletine atladı, köye doğru pedal çevirdi. Yol boyunca birkaç kez arkasına baktı Ama kimse peşinden gelmedi. Ali, o orman karşılaşmasını unutmuştu bile.

Ev işlerine daldı. Ailesinin işi az değildi: üç domuz yavrusu, on yavrulu bir ana domuz, inek Sarıkız, bir düzine tavuk, altı ördek ve yavruları, bir de kedi Karabaş

Dedem Ali bir sigara sardı. Marketten alınanları sevmezdi. Kapıyı açıp evin önündeki banka oturmak üzereydi ki, donup kaldı

O kara gözler ona bakıyordu Öyle dikkatle, öyle tuhaf bir şekilde ki, ne yapacağını bilemedi.

“Hadi, bahçeye gelir misin?” Uzun bir sessizlikten sonra yavru geri adım attı ve karanlıkta kayboldu.

Bu bir iki gün değil, her akşam böyle devam etti. O kara gözler onu izliyor, sanki onu tartıyor, ruhunda bir şeyler arıyordu

Sonunda bir akşam, Dedem Ali bankta sigarasını sararken, “o” yanına geldi. Kokladı, ayaklarının dibine uzandı

Ali, hayvanlara pek şefkat göstermeyen biriydi. Çiftlik hayvanları onun için daha çok bir işti Kaç domuz, inek, tavuk kesmişti, sayısını bile hatırlamıyordu

Köpek bekçilik içindi, kediler fare tutsun diye Hayatında kaç köpek gelip geçmişti, sayamazdı. Kimi zehirlenmiş, kimi hastalıktan ölmüştü Şimdi de bahçedeki kulübe boş duruyordu.

Yaz başında Şimşek ölmüştü. Veteriner keneye bağlamıştı. Kimse fazla üzülmemişti. Dedem Ali sert bir adamdı, gözyaşı dökmeye gelmezdi

Karısı Fatma ise daha da sertti Öyle bir karakteri vardı ki, köy hâlâ bir buzağıyı yumrukla nasıl bir vuruşta devirdiğini anlatır. Sadece su içerken oynayıp sataştığı için

Dedem Ali sigarasından bir nefes çekti, ayaklarının dibindeki yavruya baktı. O kara gözler dikkatle onu izliyordu.

“Peki canım, anlaşılan burada kalmaya karar verdin. Öyleyse dinle Günde iki öğün yiyecek veririm, ne bulursak. Ama hakkını yemem. Kulüben var, sıcak. Geceleri birkaç saat serbest bırakırım Senin işin bahçeyi korumak! Kimse korkmadan bahçeden geçemesin! Kabul ediyorsan, gel benimle!”

İşte böyle başladı onun yeni hayatı Dedem Ali ona Asena adını verdi. Böyle güzel bir ismi nereden duydu, bilinmez Artık Asenanın sıcak bir kulübesi, büyük bir çiftliği ve bir zinciri vardı.

Zaman geçti, o beceriksiz yavru, köyün korktuğu iri, güzel ve güçlü bir köpeğe dönüştü. Dedinde kurt kanı olduğunu söyleyenler bile vardı

Öyle güzeldi ki Ama alışkanlıkları hiç köpek gibi değildi. Kuyruk sallamaz, el yalamazdı

Dedem Ali, karısı ya da ailesi yanına geldiğinde, Asena sadece sakin

Rate article
Lifequest
Benimle Gel Bakalım!