Bırakın burada ölsün!” dediler ve yaşlı kadını kara attılar. Ama bilmiyorlardı ki kader bir bumerang gibi kendilerine dönecekti.

“Bırakın burada, kendi kendine ölsün!” diye konuşuyorlardı, yaşlı kadını karların üzerine atarken. Zalimler, bumerangın yakında geri döneceğini bilmiyorlardı.

Ayşe Yılmaz, apartmanına doğru yürüyordu. Bankta oturan yaşlı kadınlar, yeni park edilmiş lüks bir arabayı konuşuyorlardı.

“Bu kimin arabası?” diye sordu Ayşe.
“Bilmiyoruz!” dedi yaşlı kadınlardan biri. “Belki Emine’nindir. Bizim mahallede böyle pahalı arabalar durmaz.”
“Buraya sadece ambulans gelir!” diye ekledi diğeri.

Komşular biraz daha devlet işlerini ve dedikoduları konuştular. Derken Emine çıktı geldi, o lüks arabanın sahibi olduğu düşünülen kadın. Hiç kimseye bakmadan, çimlerin üzerine park edilmiş arabayı umursamadan işine gitti. Ayşe Yılmaz hemen eve döndü.

“Ayşe Yılmaz?” diye seslendi adam, onu koridorda görünce. “Beni hatırlıyor musunuz? Birkaç gün önce konuşmuştuk. Ben akrabanızım.”
“Ah, Murat!” diye tanıdı onu Ayşe. “Neden gelmeden haber vermedin? Senin araban mı çimlerin üzerinde duruyor?”
“Evet, benim.”
“O zaman hemen çıkart şu arabayı oradan, insanlar bir şey yapmadan! Çiçeklerimin üzerine nasıl park edersin?”

Akrabası hemen dışarı çıktı, Ayşe Yılmaz çay demlemeye gitti. Dairesini satması gerekiyordu, komşulara çiçeklerinin ezilmiş halini bırakmak istemiyordu.

Bir zamanlar amcası oğluyla birlikte gelirdi. Sonra akrabalık bağları koptu. Şimdi bu genç çıkagelmişti! Ama Ayşenin içine bir kuşku düşmüştü. Çok sigara içiyordu. Genç olmasına rağmen dişleri sararmıştı. İyi ki gelmişti. Kadın emlakçı tutmak istemiyordu, dairesini satmak için. Yeğenine teşekkür edecekti. Ama o parayı reddetti.

Ayşe yaşlılığında kocasız ve çocuksuz kalmıştı. Doğaya yakın bir yere taşınmak istiyordu. Temiz havada yaşamak, dördüncü kattan sürekli inip çıkmaktan iyiydi. Köyde küçük bir bahçesi olacaktı. Hâlâ gücü varken sebze yetiştirmek istiyordu. Sonbaharda bir alıcı çıktı.

“Yarın kış başlıyor. Baharda satalım,” diye karar verdi Ayşe Yılmaz, ev alımını erteledi.
“Ama baharda fiyatlar artar!” diye itiraz etti Murat. “Soğukta ısıtma daha kolay kontrol edilir. Üstelik şimdi bir alıcı var. Ya sonra vazgeçerse?”
“Ama bana henüz bir ev bulmadınız! Nerede yaşayacağım? Ev bulalım, sonra satarız,” diye iç çekti Ayşe.
Murat kabul etti.

Kısa sürede akrabası uygun ev seçenekleri buldu. Beğendikleri eve gittiler. Gezdikten sonra Ayşe biraz üzüldü. Her yer tadilat istiyordu. Ama dairesinden gelecek parayla hem eve hem de tadilata yetecekti.

Murat inşaat işlerinden anlıyordu ve teyzesine malzeme ve işçi ücretlerini hesaplayabilirdi. Yeğen yardım edeceğine söz verdi.

Yaşlı kadının içini kemiriyordu:
“Kış kapıda. Bu tadilatla uğraşmak istemiyorum. Normal bir insan gibi eve girip yaşamak istiyorum.”
“Ben size yardım edeceğim!” dedi genç adam.

Ayşe Yılmaz, yeğeninin dairesini bir an önce satıp ona basit bir ev almak için uğraşmasından rahatsız olmuştu. Yine de Muratın bundan bir çıkarı olmadığını düşündü. Yardım ettiği için minnettardı.

Bir ev seçip noter gününü belirledi.

Alıcı ve noter vekili zamanında geldi. Murat herkese çay yaptı. Ayşe dairesini satmaya üzülüyordu. Kendi eviydi. Bütün ömrünü burada geçirmişti. Neyse, geri dönüş yoktu. Eşyalar toplanmış, işlem başlamıştı.

“İşte oldu! Artık yeni eve taşınabiliriz!” dedi Murat, belgeler imzalandıktan sonra.
“Bekle, şimdi mi? Mutfak eşyalarını bile toplamadım,” diye itiraz etmeye çalıştı yaşlı kadın. Ama Murat ısrarla bugün taşınması gerektiğini söyledi. Alıcının kalacak yeri yokmuş!

“Peki, bugünse bugün. Ama çabuk toparlanayım,” dedi Ayşe.

Hızla kamyonete bindiler. Yaşlı kadın esnemeye başladı ve uyuyakaldı. Ara sıra bilinci yerine geliyor, camdan yolu görüyor, adamların konuşmalarını duyuyordu.

“Teyze, beni duyuyor musun?” diye uzaktan gelen bir sesle Muratın sesini duydu. Cevap verecek hâli yoktu.
“Bırakalım şurada,” diye duydu tekrar bilinci açıldığında. Her şey sis içindeydi. Onu karların üzerine attılar.
“Kendi kendine ölsün,” diye ekledi Murat.

Yaşlı kadının aklına yeğeninin onu kandırdığı geldi. Çayına bir şey karıştırmıştı ki uyusun ve sözleşmeyi imzalasın. Gözlerini kapatıp ölümü bekledi.

O sırada olanları bir genç kız görüyordu. Yoldan geçerken duran bir araba görünce yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünüp durdu. Ama sonra adamların kamyonetten bir şey çıkarıp ormana doğru götürdüklerini gördü. Kar yağıyordu. Genç kız, bu havada neden böyle bir şey yaptıklarını merak etti. Belki de bir suç saklıyorlardı?

Biraz uzaklaşıp ışıkları kapatarak bekledi. Aracın plakasını not aldı. Yabancılar gittikten sonra, onların bıraktığı yere koştu. Yaşlı bir kadın gördü. Nabzını kontrol etti. Hayattaydı! Ama baygındı. Hemen kocasını arayıp durumu bildirdi.

Kocası gelince birlikte kadını arabalarına alıp götürdüler. Yolda Ayşe Yılmaz kendine

Rate article
Lifequest
Bırakın burada ölsün!” dediler ve yaşlı kadını kara attılar. Ama bilmiyorlardı ki kader bir bumerang gibi kendilerine dönecekti.