Katalin, mükemmel biçilmiş çimlere adım atarken bir sahneye çıkıyormuş gibiydi. Her hareketi ölçülü ve soğukkanlıydı. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu onun intikamıydı.

Ayşegül yavaşça, kesilmiş çimenlerin üzerine adım attı, sanki bir sahneye çıkıyormuş gibi. Her hareketi ölçülü ve buz gibiydi. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu onun intikamıydı.

Lütfi Bey’in gözleri neredeyse onu yakıyordu. Bastonunu o kadar sıkı tutuyordu ki parmakları bembeyaz olmuştu. Bakışlarında her şey vardı öfke, küçümseme, ama aynı zamanda o eski, yırtıcı ışık da, yıllar boyunca herkesi ezip geçen.

Satın almak mı? diye alayla sordu. Kızım, bu evler benim ailemin. Benim soyumun. Ben yaşadıkça, burada kalacaklar.

Ayşegül bir adım daha yaklaştı.

İşte tam da bu yüzden, dedi sessizce. Çünkü artık çok yaşamayacaksın.

Adamın dudakları titredi. Gülmek istedi, ama yerini bir öksürük krizi aldı. Yıllar, içki, iktidarın yükü işini yapmıştı.

Komşu bahçelerin ardında yüzler belirdi. Herkes sahneyi izliyordu, ama kimse müdahale etmeye cesaret edemiyordu. Merak, korkudan daha güçlüydü.

Aklını kaçırmışsın, Ayşe, diye hırladı yaşlı adam. Kimse sana bir şey satmaz.

Ayşegül çantasından bir dosya çıkardı.

Bunlar sözleşmeler. Sokak neredeyse yarısına kadar bana ait artık. Neriman teyzenin borçları vardı, oğlu kredilerde boğuldu. İsmail amcanın işi battı. Hepsi bana geldi.

Lütfi’nin gözleri kıvılcımlandı.

Yalan!

Ayşegül dosyayı açtı ve belgeleri gösterdi.

Bu sadece başlangıç. Ama senin, Lütfi Bey, çok daha değerli sırların var.

Yaşlı adam sendeledi.

Ne gibi sırlar?

Ayşegül’ün gülüşü buz gibiydi.

Hiçbir şey bilmediğimi mi sanıyorsun? Annemin bir sabah nasıl ortadan kaybolduğunu, senin “kalp krizi” dediğini biliyorum. Otopsi yoktu. Soruşturma yoktu. Doktorlara, polislere sen para yedirdin.

Sokakta bir uğultu yayıldı. Pencerelerden korku dolu bakışlar süzüldü.

Yalan! diye kükredi Lütfi. Herkes biliyor ki hasta

Hasta mı? diye sertçe kesti Ayşegül. Yoksa sadece servetiyle yoluna mı çıkıyordu?

Adam sendeledi, ama hemen toparlandı.

Kanıtın yok.

Ayşegül elini kaldırdı.

Peki bu ne?

Eski, yıpranmış bir defter çıkardı. Adamın yüzü kül rengine döndü.

Bu

Evet. Annemin günlüğü. Eski bir akrabanın sandığında buldum. İçinde her şey yazıyor. Korkuları, şikayetleri. Çayına ilaç kattığını, onu zayıf gösterdiğini anlatıyor. Vasiyetini nasıl sahtelettiğini yazmış.

Lütfi’nin gözleri fal taşı gibi açıldı. Bastonu elinden kaydı, neredeyse yere düşüyordu.

Yalan hepsi yalan

Ayşegül omuz silkti.

Belki. Ama gazeteciler böyle hikayelere bayılır. Özellikle de belgelerle desteklenmiş olanlara.

Sokak derin bir sessizliğe büründü. Sadece rüzgar ağaçları hışırdatıyordu.

Lütfi elini kaldırdı, vurmak ister gibi, ama titredi. Bastonu düştü, kendisi de yavaşça verandaki banka çöktü. Yüzünde gurur yerini çaresizlik almıştı. Klanın efendisi ilk kez bu kadar zayıf görünüyordu.

Bu benim sokağım diye hırıldadı, nefes almakta zorlanarak.

Artık değil, diye fısıldadı Ayşegül.

Aniden döndü ve arabasına yürüdü.

İşte o zaman beklenmedik bir şey oldu. Komşu evlerden insanlar çıkmaya başladı. Neriman teyze, solgun, dağınık saçlarıyla bir kağıt sıkıyordu.

Haklı! diye bağırdı. Her şeyi ona sattım borçları ödeyemiyorduk

Ardından İsmail amca öne çıktı, gözlerini yere dikmiş.

İşim battı, diye mırıldandı. Ben de imzaladım.

Kalabalığın sesi yükseldi. Bazıları ağlıyor, bazıları küfrediyordu. Bir zamanlar tertemiz görünen sokak, şimdi yalanların ağırlığı altında parçalanıyordu.

Ayşegül motoru çalıştırdı. Dikiz aynasında son bir kez gördüğü manzara: Lütfi hareketsiz oturuyordu, yıkılmış bir heykel gibi, etrafında ailesi çırpınıyor, enkazı kurtarmaya çalışıyordu.

Göğsünde yılların acısı hâlâ vardı, ama artık onu ezmiyordu. Acı ona hükmetmiyordu artık.

Elleri sakin bir şekilde direksiyonu tutuyordu. Biliyordu: boşuna dönmemişti.

Otuz iki yıl önce buradan bir çöp gibi atılmıştı.

Bugün ise bu sokağın yeni sahibi oydu.

Sonuç: Bir zamanlar Lütfi’nin klanına ait olan sokak, artık Ayşegül’ün elindeydi. Onun intikamı bağırış değil, şiddet değildi sadece belgeler, soğukkanlılık ve nihayet her şeyi yerine oturtan zaman…

Rate article
Lifequest
Katalin, mükemmel biçilmiş çimlere adım atarken bir sahneye çıkıyormuş gibiydi. Her hareketi ölçülü ve soğukkanlıydı. Biliyordu: bu sıradan bir dönüş değildi. Bu onun intikamıydı.