Girişte, Sofia’nın ışıklarını yansıtan gece gibi pırıl pırıl siyah bir limuzin bekliyordum. Şoför kapıyı eğilerek açtı.

Girişte, geceyi yansıtan, parlayan siyah bir limuzin bekliyordu; İstanbul ışıklarını geri püskürten bir gölge gibi. Şoför, başını eğerek kapıyı açtı.

Şebnem derin bir nefes aldı. Bir an, sadece bir arabaya binmekle kalmayıp, tamamen başka bir hayatın kapısını aralıyormuş gibi hissetti.

Murat içeride bekliyordu; kusursuz siyah bir takım elbise, yüzünde ise sevinç izine rastlanmayan bir ifade.

Sen gerçekten olağanüstüsün diye fısıldadı sessizce. Belki de çok fazlası.

Ben de aynı kişiyim diye yanıtladı sakin bir sesle. Sadece sen şimdi görüyorsun.

Beyoğlundaki köşkün yolculuğu uzundu. Dışarıda şehir ışıkları yavaşça eriyip kaybolurken, pencerelerde sonbahar gökyüzünün yansımaları dans ediyordu. Murat elinde bir viski bardağı tutuyordu, elleri titriyordu; bu titreme alkolün değil, içinde kavrulan öfke, korku ve tanıdık olmayan bir utançtu.

Köşk bir saray gibi parıldıyordu. Sıcak ışıklarla yıkanmış cephe, fısıldayan çeşmeler ve iç avludan yükselen melodi, binlerce konuk politikacılar, iş insanları, aktrisler, elit kesimin temsilcileri arasında yankılanıyordu.

Şebnem arabadan indi. Fısıltılar, bakışlar, hor görme, kıskançlık, alay

Bu kim? diye bir ses sordu.

Belki bir model ya da Muratın yeni bir oyuncağı.

İkisi de büyük salona adım attı. Orkestranın ezgileri çalıyor, gözler onlara çevrildiğinde müzik bir anda sustu. Podiumda, elinde şampanya kadehiyle Arif Kıraç duruyordu.

Oğlunu gördüğünde yüzü dondu.

Baba, işte Şebnem dedi Murat kararlı bir sesle.

Bir sessizlik çöktü; hava bile kalınlaştı.

Arif, baştan ayağa Şebnemi süzdü. Elbisesi kusursuz, tavrı asil; fakat bu dünya maskelerle doluyken, onun gerçekliği bir şeyleri rahatsız ediyordu.

Bu senin seçimin mi? soğuk bir sesle sordu. Doğum günümde temizlikçi mi getirdin?

Şebnem soluklaştı ama başını eğmedi.

Evet, temizlik yapıyorum. Bu utanacak bir şey değil. Buraya geldiğim tek sebep, bana yalvardı.

Salonun sesleri fısıldadı, kimse söz almaya cesaret edemedi. Murat bir adım öne geldi.

Ona böyle konuşma.

Ne dedin? Arifin sesi sertleşti. Hiç kuruş kazanmadın, bana nasıl konuşacaksın?

Murat omuzlarını dikti.

O, burada bulunan herkesin üzerinde bir haysiyete sahip.

Bir kez daha sessizlik, müzik kesildi. Arif kadehini masaya bıraktı.

Çıkanız, ikiniz de.

Herkes hareketsiz izledi; Şebnem ve Murat mermer zeminde kalp atışları gibi yankılanan adımlarla çıkışa yöneldiler.

Dışarıda gece soğuk ve berraktı. Murat buruk bir gülüşle, neredeyse sessiz bir sesle, Tamam, başardım. Artık babam yok. dedi.

Şebnem Belki de öyle olmalı. yanıtladı. Bazen her şeyi kaybetmek gerekir, kendini bulmak için.

Ertesi sabah telefon hiç susmadı. Bankahesaplar bloke edildi. Avukatlarşirket hesaplarına erişim kesildi. GazetelerYılın Skandalı manşetleri. Kıraç ailesinin adı artık bir anlam taşımıyordu. Şebnem bir not bırakarak kaybolmuştu; mektup yok, sadece masada duran bir kağıt:

İntikam alma. Olmak istediğin insan ol.

Günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Murat onu her yerde aradıüniversitede, şehir merkezinde, eski mahallelerdeama bir iz bulamadı.

Altı ay sonra, sıcak bir bahar sabahı, Lale topluluk merkezinin önünde onu gördü. Kitaplar tutmuş, gülümseyen bir yüz. Güneş yüzünü okşarken, gözleri aynı pınar gibi temiz ve canlıydı.

Murat! diye bağırdı düşünmeden. Şebnem döndü.

Değiştin dedi sakin bir sesle. Artık öfkeli değilsin.

Bir zarf çıkardı.

Bu para değil. Bir davet. Fon kurdumhisselerimi sattım, ücretsiz eğitim, yurt, destek programı yaptım. İsmini Şebnem Vakfı koydum.

Şebnem uzun uzun baktı, ardından gülümsedi.

Sonunda anlamı bulmuşsun.

Murat başını salladı.

Seni gördüğümden beri.

Bir yıl sonra, Kuşadasındaki küçük bir kilisenin içinde yan yana oturuyorlardı. Lüks yok, gürültü yok; sadece mumların ışığı ve taze ekmek kokusu. Kapıda, beyazlamış, yorgun ama artık çelik gibi olmayan gözleriyle Arif Kıraç duruyordu.

Şebneme yaklaştı.

Yanıldım diye fısıldadı. Cam ve betondan bir yaşam sürdüm, ama sıcaklığı seninle şimdi hissettim.

Şebnem elini tutarak Öğrenmek için asla geç değildir dedi.

O da başını salladı.

Dışarıda güneş dağların arkasında kaybolurken, rüzgar sessizleşti. Akşam Murat, küçük evlerinin penceresinin yanına Şebnemi sararken, babasının bir şeyi doğru söylediğini anladı: Bayrama kimle gittiğin önemli değil; müzik sustuğunda yanındakinin kim olduğu esas şeydir.

Rate article
Lifequest
Girişte, Sofia’nın ışıklarını yansıtan gece gibi pırıl pırıl siyah bir limuzin bekliyordum. Şoför kapıyı eğilerek açtı.