– Arkadaşında kal, teyzemiz Saraybosna’dan bir aylığa geldi – dedi kocam, valizimi kapının önüne koyarak.

Biraz arkadaşının evinde kal, Sivas’tan gelen teyzem bir ay kalacak dedim, bavulumu kapının önüne koyarak.
Nermin Hanım! Nermin Hanım, yine arabamı yerime park ettiniz! Dün size aldığımı söylemiştim! diye bağırdı komşumuz.
Kübra Hanım, benim yerim neresi demek! Sokakta ayrılmış bir park yeri yok! İstediğim yere park ederim! karşılık verdi diğer kadın.
Nasıl olmaz! Ben otuz yıldır burada yaşıyorum! Hep o noktada dururdu!
Ne fark eder ki! Bu size bir hak vermiyor! diye cevapladı Nermin.

Aylin ağır dolu çamaşır torbalarıyla merdiven girişinde durdu, iki komşunun park yeri tartışmasını dinliyordu. Geçmek istedi ama kadınlar ellerini savurarak ve seslerini yükselterek bütün geçidi kapatmıştı.

Affedersiniz, geçebilir miyim? diye fısıldadı Aylin.

Komşular isteksizce kenara çekildi, birbirlerine kızgın bakışlar atmaya devam etti. Aylin omzuyla kapıyı iterek aralarından süzülüp girdi. Torbalar ellerini o kadar yordu ki parmakları uyuştu. Alışveriş arabasını unuttu, evine varana kadar daima hatırlamıyordu.

Dördüncü kata yürüyerek çıktı; asansör her zamanki gibi çalışmıyordu. Kapısının önünde durdu, torbaları bir eline, diğer elini ceketinin cebine sokup anahtarları çıkardı. Kapıyı açtı ve bir an durakladı.

Koridorda mavi, seyahat amaçlı bir bavul duruyordu; kilidi kapalı, sapı yukarı kalkmıştı, sanki bir yere götürülmek üzere hazırlanmış gibiydi.

Veli? diye bağırdı Aylin dairenin içine girerken. Evde misin?

Evet, mutfaktayım! diye yanıtladı eşim.

Aylin torbaları yere bıraktı, ceketini çıkardı ve mutfağa gitti. Veli bir kahve fincanı tutmuş, telefonunda bir şeyler kaydırıyordu.

Selam dedi gözlerini ekrandan ayırmadan.

Selam. Veli, bu bavul neden koridorda? diye sordu Aylin.

Veli sonunda telefonu bıraktı, eşine baktı.

Ah, evet. Bir şey var. Hatırlıyor musun, Sivas’tan gelen teyzem Zeynep?

Aylin kaşlarını çattı, hatırlamaya çalıştı. Zeynep, Velinin babasının kız kardeşi, büyük bir teyze, daha önce sadece aile toplantılarında bir iki kez görmüştü.

Hatırlıyorum gibi.

Şöyle bir durum; teyzem bir ay sürecek, ameliyat olacak, ardından rehabilitasyon. Onu evimize kabul ettim.

Aylin yavaşça bir sandalye oturdu.

Bir ay mı? dedi şaşkınlıkla.

Evet. Neden? O da ailemiz.

Biz tek odalı bir evdeyiz. O nerede kalacak?

Veli kahvesini bitirip fincanı masaya koydu.

İşte sorun bu. Yer az. Düşündüm ki, neden bir arkadaşının evine kalmıyorsun? Mesela, arkadaşım Leylanın dairesi iki odalı, yer var.

Aylin ağzı açık kaldı.

Ne?

Leylanın yanına otur. O tek başına yaşıyor, yer var. Teyzem bir ay kalacak, sonra gidecek. Sen de dönersin.

Aylin başını sallayamıyordu, kulakları çınlıyordu.

Veli, evimiz bizim. Burada yaşıyorum, gideceğim bir yer yok.

Veli kaşlarını çattı.

Aylin, inat etme. Bu sadece geçici! Bir ay, uzun bir süre değil.

Bir ay çok uzun! Neden ben gitmeliyim? Teyzem ya da otel bulsun!

Otel için parası yok! Aylın, neden bu kadar tutumlu davranıyorsun? Bu aile!

Tutumlu değilim! Sadece kendi konforumdan vazgeçmemi anlamıyorum!

Veli aniden ayağa kalktı, masadan anahtarları kapıya atarak.

Her şeyi kararlaştırdım. Zeynep bu akşam geliyor. Bavulu hazırladım, eşyalarını koydum. Leylaya telefon ettim, kabul ediyor.

Sen Leylaya telefon ettin mi? Beni bilgilendirmeden mi?

Evet, vakit kaybetmemek için. Hadi, ağlamayı bırak, hazırlan.

Veli mutfaktan çıktı. Aylin durup içindeki fırtınayı hissetti. Koridora yürüdü, Veli ceketini çekiyordu.

Veli, dur. Bunu konuşalım.

Konuşacak bir şey yok. Karar verildi. İşte bavul, taksi parasını al.

Veli ona birkaç yüz lira uzattı. Aylin paraları, bavulu ve eşini izledi. Gerçekten mi? Kendi evinden çıkarılıyor muydu?

Gidiyorum. diye ısrar etti Veli.

Gidemeyeceğim.

Gideceksin. Bu sadece bir ay. Sonra geri döneceksin.

Ya istemezsem?

Veli ellerini yorgunlukla ovuşturarak bir an düşündü.

Aylin, çocuk gibi davranma. Zeynep yaşlı, hastalıktan dolayı evde bakım istiyor. Sen de bunu kaçırıyorsun!

Aylin gözyaşlarını tutamıyordu, başını çevirip Veliyi görmemeye çalıştı.

Tamam, gideceğim.

Bavulu alıp kapıyı açtı, Veli onu kapıya kadar uğurladı.

İyi gidiyorsun. Zeynep gider gelince haber veririm.

Aylin merdiven boşluğunda durdu, kapı çaldı ve kapandı. Çöpler gibi damlayan gözyaşları yere düşüyordu. Telefonunu çıkardı ve en yakın arkadaşı Leylayı aradı.

Leyla, selam! Veli, teyzem gelecek dedi, ben de geçici olarak senin yanına gelecekmişim. Bir sorun var mı? diye sordu.

Sorun ne? Tabii ki sorun yok! Hemen gel!

Aylin taksi çağırdı, hızlıca dışarı çıktı, adresi verdikten sonra gözyaşları içinde camdan dışarı baktı. Leyla kapıyı açtı, onu sarıldı.

Ne oldu? Veli seni evden çıkardı mı?

Evet, öyle.

Nasıl olur? Leyla şaşkın.

Aylin olayları anlattı. Leyla başını sallayarak dinledi.

Veli böyle bir şey yapmaz. Belki bir şeyler vardır.

Aylin bir gece boyunca Leylanın kanepesinde kıvrılmış, Velinin davranışlarını düşünerek uyudu. Ertesi sabah Veliye telefon etti.

Veli, nasılsın? Teyze geldi mi?

Geldi, ama şu an dinleniyor. Sen nasıl?

Leylaya gelmek istiyorum, birkaç şey alacağım.

Hayır, gelme. Teyze yorgun, rahatsız etmemeliyiz.

Aylin kafasını salladı, ama Veli ısrar etti, Sana getireceğim.

Bu sırada Velinin annesi, Galip’in annesi Gülbahar, telefonla aradı.

Aylin, ben Gülbahar. Veli bir şey soracak, teyze Zeynep nasıl?

Teyze bir kontrol

Kontrol? Veli yarın operasyon diye söylemişti!

Aylin bir an duraksadı. Bir hafta mı? Veli bir ay mı demişti? Kalbinde bir şüphe belirdi.

Aylin daireye döndü, eşyalarını kontrol etti; hiçbir şey yerinden alınmamıştı. Dolabı açtı, kıyafetler aynı yerindeydi. Çekmecede bir not buldu:

Veli, hastane kontrolüne gidiyorum. Akşam geri döneceğim. Zeynep

Yüzünde bir rahatlama hissetti; belki bir aldatma yoktu. Tam o sırada telefon çaldı; ekran Anne yazıyordu.

Aylin? Veli mi? sesledi Gülbahar.

Selam, anne. Ben Aylin.

Veli, teyzenin planı ne? Operasyon yarın mı?

Aylin bir an sustu.

Yarın mı? Ama Veli bir ay dedi

Ha, Veli bir hafta demiş. Sen haberdar değilsin mi?

Kalp atışları hızlandı. Veli yalan söylemiş miydi?

Aylin bir defter buldu; ilk sayfada Velinin el yazısıyla Plan yazıyordu.

1. Aylini evden çıkarmak.
2. Emlakçıyla görüşmek.
3. Daireyi alıcıya göstermek.
4. Belgeleri düzenlemek.
5. Para almak.
6. Yeni bir eve taşınmak: Şevketin yanına.

Aylin gözlerine inanamıyordu. Şevket kimdi? Bu bir aldatma mıydı? Defteri fotoğrafını çekip Leylaya gönderdi. Leyla okudu, öfkeyle bağırdı:

Bu rezalet! Veli daireyi satmak istiyor! Senin daire!

Benim değil, onun üzerine kayıtlı.

Ama birlikte aldık!

O zaman ben doğum iznindeydim, resmi isim Veli üzerindeydi.

Aylin kanatlarını saran bir hüzünle kanepede oturdu, başını ellerine sardı.

Ne yapacağım? diye mırıldandı.

Ertesi gün Veliyi kayınvalidesine, Gülbahara ziyaret etti.

Aylin, doğruyu söyle. Veli daireyi satmak istiyor mu?

Bunu nereden biliyorsun?

Veli bana söyledi. Büyük bir daireye geçmek istiyor, daha ucuz bir stüdyo alacak, kalan parayı arabaya harcayacak.

Biz tek odalı bir evdeyiz!

O, stüdyo demiş.

O bir kadına taşınacak mı?

Gülbahar bir an durdu, ardından ağlamaya başladı.

Aylin, ben onunla konuşacağım.

Ben kendim konuşmak istiyorum.

Aylin Leylaya döndü, Veliye bir buluşma talebinde bulundu.

Veli, buluşalım.

Şu an meşgulüm.

Boş zaman bul, bu çok önemli.

Veli akşam geldi, bir kafede oturduk.

Ne oldu? sordum.

Aylin defteri gösterdi. Veli yüzü soluklaştı.

Nereden aldın?

Açıklamanı bekliyorum.

Veli sessizce kahvesine baktı, sonra derin bir nefes aldı.

Şunu söylemek istiyordum ama nasıl başlayacağımı bilemedim.

Söyle.

Başka bir kadın var. Şevket. Altı aydır birlikteyiz. Ona aşığım.

Bunu duymak çarpıcı bir darbedir.

Altı ay mı?

Evet. Özür dilerim. Seni aldatmak istemedim.

Ve daireyi satmak?

Daire benim adıma kayıtlı. Hakım var.

Hakın var ama hileli.

Sana para verebilirim, başka bir yere taşınabilirsin ya da anne-babanın yanına gidebilirsin.

Ben kalktım.

Veli, yap ne istersen. Daireyi sat, Şevkete taş. Ama bil ki, beni kaybettin.

Kafemi çevirip dışarı çıktım, Veli peşimi bırakmadı. Leyla beni karşıladı, sarıldı.

Aylin, sen çok cesursun. Böyle bir adamı hak etmiyorsun.

Ama nereye gideceğim? Daire satılacak, paramı vermeyecek.

Ailenin evinde bir yer var, oraya geçebilirsin.

Orada tek odalı bir ev var, yer yok.

O zaman burada kal. İhtiyacın olduğu sürece burada yaşayabilirsin.

Bir ay boyunca Leylanın evinde kaldım. Veli daireyi sattı, Şevketle yeni bir yere taşındı. Boşandı ve mahkemeye başvurarak tazminat istedi, ama evin resmi sahibi Veli olduğu için çok az para aldı.

Yeni bir iş buldum, bir odalı bir kiralık daire aldım. Lüks değildi ama benimdi. Hayatımı yeniden kurdum; çalıştım, arkadaşlarımla buluştum, yoga yaptım. Zamanla acı hafifledi, sadece hafif bir burukluk kaldı.

Bir gün Gülbahar beni aradı.

Aylin, nasılsın?

İyiyim, teşekkür ederim.

Veli, Şevketten ayrıldı. Para bitti, o da beni bıraktı. Şimdi bir odalı bir evde kalıyor, yalnız. Sormuş, seninle konuşmak istiyor.

Annem, hayır, ona geri dönmek istemiyorum.

Ama pişman mı?

Hayır, yeni hayatıma devam ediyorum, iyi.

Telefonu kapattıktan sonra pencereden grinin şehir manzarasına baktım. Hayat zor, odalı bir ev, mütevazı bir maaş, yalnızlık. Ama artık dürüst, aldatılmamış bir hayatım vardı. Bir daire ya da koca, bunlardan daha değerlisin.

Teşekkür ederim, okuduğunuz için.

Rate article
Lifequest
– Arkadaşında kal, teyzemiz Saraybosna’dan bir aylığa geldi – dedi kocam, valizimi kapının önüne koyarak.