Ahmet, arabasının anahtarını verebilir misin lütfen? Annemi hemen hastaneye götürmem lazım, Elif uzandı, oturmuş bir şekilde uzanan kocasına. İki saat içinde çalacağım, güzelini sağ salim getireceğim.
Ahmet gözünü telefondan ayırmadı.
Hayır.
Ne demek hayır? Elif ellerini indirdi. Bugün izin, bir yere gitmiyorsun. Annemde basınç çok yükseliyor.
Hayır dedim, hayır demek demek, Ahmet sonunda telefonu bıraktı, karısına baktı. Kadın direksiyon başında her zaman felaket çıkarır. Ya birini çevirir, ya direğe çarpar, ya da başka bir şey yapar.
Elif kanatlarını sıvazlayarak divana yaklaştı, yumruklarını sıktı.
Ahmet, ne diyorsun bu?!
Ne demek söylemedim ki? Bu arabayı üç yıl krediyle ödüyorum. Mallarım risk altında, telefonuna gömülmüş hâlâ konuşmayı bitirmiş gibi davrandı.
Elif sessizce Ahmetin kafasına baktı, ardından oturma odasından çıkıp kapıyı çarparak kapattı. Koridorun sonunda telefonu çekti, taksi çağırdı. Gidiş dönüş ücreti bin beş yüz lira oldu. Annemi yol boyunca rahatsızlık verdiği için özür diledi, Elif ise dudaklarını sıkı tutarak, kocasının sorunu ne kadar kolay çözebileceğini düşündü. Eğer isterse
Eve döndüğünde Ahmet, girişte suçlu bakışlarla onu karşıladı.
Affet beni Elif, hata yaptım. Annemin gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunu düşünmedim, kollarını uzattı ama Elif geri çekildi.
Bırak beni.
Elif, kızma. Özür diliyorum! Hatalıydım.
Elif mutfağa sessizce gitti, Ahmet ardı sıra peşinden koştu, barış teklifleriyle boğuştu.
Bir kahve yapalım mı? Ya da bir şarap, sakin bir sohbet?
Elif çaydanlığı açtı, bulaşıkları öyle bir yıkıyordu ki tabakları toz gibi silip süpürüyordu. Ahmet bir kaç dakika durdu, sonra odasına gitti.
İki ay geçti, sessizliğin içinde bir gerilim büyüdü. Elif ihtiyaca göre tek kelimeyle cevap veriyordu. Ahmet barış konuşmaları yapmaya çalıştı, her defasında soğuk bir duvarla çarpışıyordu.
Cumartesi sabahı Elif, çorba hazırlamak için sebzeleri doğradı. Dışarıda ince bir yağmur çiseliyordu, evde ise sessiz, neredeyse huzurlu bir atmosfer hakimdi. Hafif bir müzik çaldı, Elif işine dalıp haftanın yorgunluğunu bir nebze de olsa unuttu.
Kapıyı çalan bir ses, onu irkitti. Elif ellerini bir havluyla kurulayarak kapıya yöneldi, kim ola ki bu sabah erken gelmişti?
Gülnaz Hanım? Elif bir adım geri çekildi, ön kapıda kızgın bir şekilde duran kayınvalidesini gördü.
Senin vicdanın nerede? Gülnaz öfkeyle içeri girdi. Oğlumun borçlarını birikecek gibi mi düşündün! Onun nasıl yaşayacağını umursamıyor musun?
Elif şaşkın, göz kırpışlarla ne olduğunu anlamaya çalıştı.
Gülnaz Hanım, neyi kast ediyorsunuz? Ne oldu?
Ne oldu? Kayınvalidenin sesi bir çan gibi çaldı, gözleri adalet ateşiyle yanıyordu. Arabamı kırdın! Şimdi oğlum üç yıl kredi ödeyecek, hurda bir metal yığını için!
Elif yerin altı kayıyormuş gibi hissetti.
Ahmetin arabasını hiç kullanmadım. Hiç! Bana anahtar vermedi bile, reddetti.
Yalan söylüyorsun! Gülnaz hırıltıyla bağırdı. Oğlum bana her şeyi anlattı! Sen arabayı aldın, sonra hurdaya çevirttin!
Bu sırada girişte adımlar duyuldu, Ahmet belirdi. Gülnaz hemen oğluna doğru koştu.
O da itiraf etmiyor! Ahmet canım, şimdi nasıl yaşayacaksın? Üç yıl bir arabayı kırdığın için para ödeyecek! Ne araba ne de para!
Elif Ahmete baktı, açıklama bekledi. Ahmet sadece başını eğdi, hafifçe bir baş hareketi yaptı.
Ahmet? Elif’in sesi kısıldı. Annenize gerçeği söyle, ben arabasını hiç almadım.
Ahmet sessiz kaldı, terliklerinin çoraplarını inceliyormuş gibi.
Ne zaman arabasını kırdım? Elif kayınvalideye döndü, sesinde metalik bir ton yankılandı. Kesin tarihi söyle.
Gülnaz zafer çığlığı gibi telefonu çıkardı.
Salı günü saat iki! Tüm mesajlarımı sakladım! Telefonu Elifin burnuna bastı.
Elif Salı günü anılarını hızlıca hatırladı. İş konferansı
Salı mı? Kıpkırmızı bir kahkaha attı, bu ses Gülnazı susturdu. Salı günü dış konferansta oldum. Sabah yediden akşam dokuza kadar.
Kayınvalidenin yüzü dağılmıştı.
Ama Ahmet dedi ki
Ahmet yalan söyledi, Elif Ahmete adım attı. Değil mi aşkım? Şimdi gerçeği söyle. Gerçekten arabasını kim kırdı?
Ahmet başını kaldırdı, yüzü kızarmış lekelerle doluydu.
Anne, özür dilerim. Arabayı ben kırdım, sesi titredi. Seni üzmek ve seni azarlamaktan korktum. Veya Veli’ye yüklemek için…
Suçu başkasına atmaya çalıştın! Elif içindeki öfke dalgasını hissetti. Annemi de bana karşı kışkırttın!
Gülnaz sandalyesine oturdu, solgun bir hâl aldı.
Ahmet, nasıl yapabildin? Neden yalan söyledin? Neden!? Ahmetin gençliğinde babasının arabasını çiziği hatırası anımsandı, annesi bir hafta konuşmazdı. Ahmet annesinin elini tutmaya çalıştı, ama anne geri çekildi.
O zaman Veliyi suçlamak mı daha kolay? Gülnaz yavaşça ayağa kalktı. Oğlum, artık bir erkeçsin! Sorumluluğu bir kadına atmak ne biçim bir şey?
Elif kollarını göğsünde çaprazladı, sahneyi izledi. Öfkesi yavaşça bir tükenmişliğe, hayal kırıklığına dönüştü.
Biliyor musun Ahmet? Arabayı vermeyi reddedip annemi doktora götürmekten kaçındın Seni bencil, açgöz bir zalim sandım. Ama bu daha da kötü. Sen bir korkak.
Elif, lütfen, yapma, Ahmet ona yaklaşmaya çalıştı.
Dur! Elif elini kaldırdı. Yok. Seni affetmek yerine anneme hatanı itiraf etmedin, ilişkimizi mahvedecektin.
Ben… sadece söylemek istedim! Nasıl başlayacağımı bilmiyordum
Nasıl başlayacaksın? Elif bir kahkaha attı, içinde neşe yoktu. Affedersin Elif gibi cümlelerle başlar gerçek bir konuşma.
Gülnaz aniden konuştu, oğluna yönelerek:
Ahmet, ben Veli’yi seninle haksız yere aşağılamıştım. Onu bencil ve sorumsuz diye düşündüm! Oysa hiç bir şey yapmadı!
Anne, değişeceğim, ben
Değişeceksin mi? Elif pencereye yaklaştı, gri, yağmurlu bir günü izledi. Peki şimdi ne yapacaksın? Zor bir anda beni suçlayıp suya çıkmak mı?
Evde bir sessizlik çöktü.
Elif, Ahmet fısıldadı, şimdi ne yapacağız?
Elif dönmedi.
Bilmiyorum Ahmet. Bilmiyorum. Bir erkeğe evlenmiş gibi düşündüm, güvenebileceğim biri. Ama o, bir fırsatta beni geride bırakacak bir adam.
Bu doğru değil! Seni seviyorum!
Seviyor musun? Elif sonunda döndü. Sevgi, böyle bir şey yapmaz. Sevgi, sevdiğini acı içinde bırakmaz.
Gülnaz sandalyesinden kalktı, damadına yaklaştı.
Elif, özür dilerim. Sana yalan söylediğim için, bağırdığım için. Yanlış yaptım.
Gülnaz Hanım, bir anne gibi davrandınız. Çocuğunuzu korudunuz. Bana bir suçlamam yok, Elif gözlerinde bir merhamet ışıltısı gördü.
Ama Ahmet’e? Gülnaz sessizce sordu.
Ahmet’e var, Elif doğruladı. Ve çok büyük bir borç.
Ahmet ayağa kalktı, Elife koştu.
Elif, ne yapmamı istersin? Her şeyi yaparım, affedin beni!
Şimdi her şeyi yapmaya hazırsın, Elif ona dokunmadan geri çekildi. Ama bir kez yalan söyledin, beni suçladın. Bu senin gerçek doğanı gösterdi, Ahmet.
Değişeceğim!
İnsan bir günde değişmez. Özellikle bu kadar hain bir kalbe sahip olanlar.
Elif mutfağa gitti, Ahmet ve Gülnazı yalnız bırakarak, kapı ardında kısık sesler yankılandı. Kayınvalidesi oğlunu tutumlu bir şekilde azarlıyordu.
Elif aklında seçenekleri saydı. Böyle bir adamla nasıl yaşamaya devam edebilirim?
Hiç de bir yol yoktu. Ne kadar çabalasa da, bu kabusa bir daha dönmek mümkün değildi.
Elif telefonunda araştırma yapıp Nasıl hızlı boşanılır? diye aradı. Kararı verdi




