Halam Ziyarete Geldi, Eşim Ağlıyor

Kapı ziliyle uyanan Mehmet, yatağın diğer tarafında uykulu gözlerle açan eşi Ayşe’yi hafifçe okşadı:

“Sevgilim, sen uyu ben bakarım.” Koridora doğru ilerlerken içinden, “Bu saatte kim olabilir?” diye geçirdi.

Kapıyı açtığında, elinde büyük bir çantayla hala Ayşe Teyze’yi karşısında buldu. Arkasında ise, ayaklarını yerden kesmeden duran eniştesi Hasan Amca vardı.

“Sevgili yeğenim!” diye haykırdı Ayşe Teyze. “Beni görmene sevinmedin mi? Gel, teyzenize bir sarıl.” Mehmet’i öyle bir kucakladı ki, neredeyse nefes alamayacaktı.

“Artık huzur bitti,” diye düşündü Mehmet, teyzesinin valizlerini içeri taşırken.

Gece tam bir karmaşayla geçti. Ayşe Teyze, kanepeyi çok rahatsız bulduğu için orada yatmayı reddetti. Mehmet’e dönüp, “Belki sen beni yatırırsın,” dedi.

Eşi Ayşe ise şaşkınlık içindeydi. Daha bir saat bile olmamıştı, ama teyze tüm evi altüst etmişti bile. Sonunda herkes uykuya daldı. Ayşe Teyze ve eniştesi yatak odasını aldı, Mehmet ve Ayşe ise kanepeye yerleşti.

“Ne kadar kalacaklar sence?” diye fısıldadı Ayşe, sabah kahvaltısını önüne koyarken.
“Bilmiyorum. İşten dönünce sorarım.”

Ayşe, yatak odasından gelen horultuları sinirle dinledi ve ekledi:
“Mehmet, onlardan korkuyorum. Bugün erken gelemez misin?”
“Deneyeceğim,” diyerek evden ayrıldı.

İşten döndüğünde, özenle hazırlanmış bir sofra onu bekliyordu.
“Gir içeri yeğenim, aile buluşması yapıyoruz!” diye seslendi Ayşe Teyze mutfaktan.
Ayşe, Mehmetin kulağına, “Çok şükür geldin,” diye fısıldadı.

Masaya oturduklarında Mehmet sordu:
“Teyze, çok mu zamandır buradasınız?”
“Şimdiden kovuyor musun bizi? Demek ki burada istenmiyoruz,” diye homurdandı Ayşe Teyze, eniştesine dönerek.

“Teyze, ne diyorsunuz? Dilediğiniz kadar kalabilirsiniz!” dedi Mehmet şaşkınlıkla.
“Öyleyse kalacağız Mehmet, sonsuza dek. Artık evimizi sattık. Geriye kalan tek ailemiz sizsiniz. Beni sokağa atmayacaksın değil mi? Kalan ömrümüzü çekemez misin?” Ayşe Teyze, dramatik bir şekilde gözyaşlarını sildi.

Mehmetin çenesi düştü, eşi Ayşe ise ağlayarak odadan çıktı.
Odaya ağır bir sessizlik çöktü. Hasan Amca sakince tabağındaki salatasını bitirmeye devam ediyordu.

“Niye susuyorsun?” diye bağırdı Ayşe Teyze kocasına. “Hep yemekle meşgulsün! Bari bir şey söyleseydin!”
“Tabii ki seninle aynı fikirdeyim canım,” dedi Hasan Amca.

“Sen tam bir mıymıntısın!” diye öfkelendi Ayşe Teyze. “Hep böylesin. Bu evde her şeye ben karar veririm, o ise sadece bana katılır. Ne biçim erkek bu?” Sonra Mehmete döndü: “Mutlu musun yeğenim?”
“Tabii ki istediğiniz kadar kalabilirsiniz!” dedi Mehmet, tam o sırada eşinin ağlama sesini duydu.

Mehmet, isteksizce yemeğine devam etti. Teyzesi ve eniştesi o kadar hızlı yiyordu ki, çatal bıçak sesleri kulaklarında çınlıyordu.

Ayşe Teyze tabağını bitirince koltuğuna yaslandı ve:
“Doydum. Mehmet, şaka yapıyordum. Hastanedeki kontrollerimiz için üç günlüğüne geldik. Ama sen harika dayandın yeğenim. Korktuğunu belli etmedin. Ailenin değerini anladın. Ben öldükten sonra evim senin olacak, çünkü kendi çocuğum yok. Tek mirasçımsın sen.”

Mehmet hiç bu kadar rahatlamamıştı. Sevinçle cevap verdi:
“Teyzecim, yüz yıl yaşayasın!”

O günlerde Ayşe Teyzenin her dediğini yapamadığı için eşi Ayşe sürekli ağlıyordu: Çorba tatsız, köfteler sert, çamaşırlar yanlış yıkanmış, yerler istenildiği gibi temiz değildi.

Vedalaşırken, Ayşe Teyze Mehmetin kulağına fısıldadı:
“Böyle ağlak bir kızla nasıl evlendin? Hamile mi o? Sürekli ağlıyor.”

Kapı arkalarından kapanınca, Ayşe sevinçten dans etmeye başladı:
“Belki bir daha gelmezler,” dedi umutla.
“Bir şey diyemem. Sanırım teyzem burada eğlendi!”
“Daha fazla dayanamam!” diye inledi.

O sırada zil yine çaldı.

“Yok artık, yine mi?” diye atladı Mehmet. Sonra gülümsedi: “Ah, sadece çalar saatmiş!” Harika bir gün onu bekliyordu.

Rate article
Lifequest
Halam Ziyarete Geldi, Eşim Ağlıyor