55 Yaşında İlk Evlilik Deneyimi…

İlk evliliğim beş yıl önce, 55 yaşımda gerçekleşti. Şimdi 60 yaşındayım, eşim ise 65. 55’te evlenmem hiç tuhaf değil; günümüz dünyasında her şey mümkün. En şaşırtıcı olanı, bu benim ve eşimin ilk evliliği olması.

Evleneceğimden asla söz etmemiştim! Gençliğimde, yirmi yaşına girmeden, çok sevdiğim bir gençle, adı Şevket, bir ilişki yaşadım. Hamileliğinin beşinci ayında beni terk etti. Başta, Tanrı’ya bağırıp hayatıma son vermeyi düşündüm; sonra kendime söz verdim, bir daha evlenmeyeceğim. Bir daha yanımda bir dolandırıcı, fırsat bulunca kaçacak bir adam görmek istemiyordum.

Sözümü tuttum. Kızım büyüdü, evlendi, torunlar doğdu; ben inatçılıkla yalnız bir hayat sürdürdüm. Erkeklerin çabuk evlenip kaçtığını düşünürken, kararlılığım hâlâ yerindeydi: bir kez karar verirsem mutlaka uygularım. Tek başına geçen yıllar beni kaba, çekiciliği olmayan bir kadına dönüştürdü.

Fakat kaderin bir oyunu vardır. Emekli olduğumda, diğer emekliler gibi bahçeyle uğraşmaya karar verdim. Ailemden kalan küçük bir köy evimiz ve bir arazi vardı. İstanbuldan Ankaraya giden hızlı trenle her sabah bir saat kadar yolculuk yapar, yanımda bulmacalı dergi tutardım; zaman su gibi akardı. Bir sabah, bir istasyonda yanımda oturan bir çift ve yürüyüşte zorlanan yaşlı bir adam belli oldu. Sessizliğin içinde, komşumun hafif bir sesini duydum:

Şevket, çocuklara gidip yardım edelim diye düşündüm, sen de babasın

Tam bu sırada trenin gürültüsü eşinin bağırışını bastırdı:

Sen ne! Bu aptallara diz çöküp hizmet eder miyim?

Bu hakaretli sözler, gözlerimi yan komşulara çevirdi; beni hüzünle dolduran bir öfke patladı. Gözlerim bir anda tanıdık bir yüze takıldı: Şevket! Yıllar önce beni hamile bırakıp terk eden o Şevket! Yüz hatları hâlâ aynıydı, sadece kılları ve kırışıklıkları artmıştı. Beni tanımasa da, bakışım ona çarpınca çığlık atarak:

Ne bakıyorsun! Gözlerini başka yöne çevir, yoksa gözlerine çarpacağım!

Donakaldım, ellerim ve ayaklarım bir türlü hareket etmedi; ya şaşkınlıktandı ya da korkuydu. İşte o anda, karşımdaki yaşlı adam kalktı, kararlı bir sesle:

Kadınları aşağılamaya devam edersen benimle işin olabilir. Bu tür bir adam benim için pisliktir. Seni bir koyun boynuzuna çeviririm!

Kalbim göğsümde çarparken, koyun boynu neredeyse bir tehdit gibi duyuldu. Şevket ise garip bir sesle homurdandı, sanki sadece kadınların önünde kendini gösterebilen bir kahraman gibi davranıyordu. O an, hayatım boyunca kendimi neden böylesine kırdığımı anladım; gözyaşlarım bir anda birikmeye başladı. Her şey bir film sahnesi gibi çabuk geçti, otuz yıl bir dakikada birikti gibi.

Şevket ve eşi iki durak sonra trenle ayrıldı; gözlerimden yaşlar süzüldü, içimde bir boşluk ve iğrenç bir his kaldı. O anda yanımdaki adam gülümseyerek:

Gözyaşların bile yüzünü güzelleştirir, dedi.

O an ona böyle bir adam gibi bakmadım; karşımdaki kişi bir emekli subaydı, adı Fikret Boran. İşte o gün, gecikmiş eşimle tanıştım ve uzun yıllar sonra evlenmek, sevilmek ve değerli bir kadın hissetmek istediğime karar verdim.

Fikret ile birlikte çok mutluyuz. Hayat, akıllıca her şeyi yerli yerine koyar; yaş kaç olursa olsun, sonbahar mevsimi de sevgi ve mutlulukla dolabilir. Unutmayın ki, kalp ne zaman yeni bir başlangıca açık olursa, yaşam her zaman bir başka güzel şiir yazar.

Rate article
Lifequest
55 Yaşında İlk Evlilik Deneyimi…