Eşiyle İlişkisini Düzeltmek İçin Aşıklarının Yanına Giden Adam, Dönüşte Apartman Girişinde Şok Geçirdi!

Ahmet bir hafta boyunca sevgilisiyle vakit geçirmek için İstanbul dışındaki bir kasabaya gitti; amacı evliliğini yeniden eğitmekti. Dönünce ise apartmanın koridorunda bir kargaşa buldu.

Ahmet, elinde telefonuyla kanepede oturmuş bir şeyler hızlıca yazıyordu. Yüzü gerilmiş, kaşları çatılmıştı. Elif bu tür akşamlar alışılmış haline gelmişti; Ahmet saatlerce telefona bakar, sorulara yanıt vermez ve etrafında neler olduğunun farkına varmazdı.

Ahmet, akşam yemeğe çıkacak mısın? diye seslendi Elif, pencereden uzaklaşarak.

Sonra, diye tek kelimeyle cevap verdi, başını bile kaldırmadan.

Elif iç çekti ve mutfağa yöneldi. İkisi, Elifin ebeveynlerinden kalan iki odalı dairede yaşıyordu. Babası beş yıl önce, annesi iki yıl sonra vefat etmişti. Daire, Elifin ismine babaları hayattayken aktarılmış, miras sürecini önlemek için böyle yapılmıştı. Evlenince Ahmet, Elifin yanına taşındı; o zaman kiralar pahalıydı, bu yüzden geniş ve konforlu bu daire mantıklı gelmişti.

İlk yıllar huzurluydu. Ahmet bir inşaat firmasında müdür, Elif ise bir ilkokulda öğretmendi. Akşamları parkta yürür, haftasonu şehir dışına çıkar, gelecek planları yaparlardı. Ancak zamanla Ahmetin sinirleri dağılmaya başladı, küçük şeylere takılmaya başladı.

Bu yoğurdu neden aldın? diye buzdolabını açarken sordu Ahmet. Sana bu tadın hoş gelmediğini söylemiştim.

Ahmet, sen bir şey söylemedin, diye Elif sakin bir sesle yanıtladı. Bir dahaki sefere başka bir şey alırım.

Her zaman kendi istediğin gibi yapıyorsun! diye bağırdı Ahmet, buzdolabının kapağını çarparak kapattı.

Elif, bu ani eleştirinin kaynağını anlayamadı. Daha önce Ahmet yoğurt ya da başka bir gıdayla hiç şikayet etmemişti. Şimdi ise her kıyma bir tartışma nedeni oluyordu.

İlişki gerginleşti. Ahmet, Elifin çok bağımsız olduğundan şikayet eder, kararlarını kendisinin onayı olmadan almasına tahammül edemez hâle geldi. Tatil nerede, evde ne alınacak, hafta sonu kimle buluşulacak gibi konular Ahmeti rahatsız eder oldu.

Sen benim fikrimi hiç sormadın! diyerek sinirlendi Ahmet, Elif bir cumartesi tiyatro bileti aldığını söylediğinde.

Ahmet, sana bir ay önce bu oyunu izlemeyi önerdim, diye şaşkınlıkla karşılık verdi Elif. Sen de güzel bir fikir olduğunu söylemiştin.

Ama tarihe dikkat etmeliydin! ısrar etti Ahmet. Cumartesi başka planım olabilir!

Ne planı? diye sordu Elif. Sen kanepede uzanıp televizyon izlemeyi planlıyorsun.

Ahmet kızarıp odadan çıkıp kapıyı çarparak kapattı. Elif, salonun ortasında ne olduğunu kavrayamadan bakakaldı. Eskiden Ahmet bu tür sürprizlerden hoşlanırdı; şimdi ise Elifin her girişimi Ahmette öfke uyandırıyordu.

Durum, kayınvalidesi Fatma Hanıma dair bir tartışmayla daha da kızıştı. Fatma Hanım, İstanbulun bir semtinde küçük bir müstakil evde yaşıyordu, sık sık telefonla Elifi ziyarete davet ederdi. Ahmet her hafta sonu annesine gider, Elif ona eşlik ederdi. Ancak son aylarda bu ziyaretler yorucu bir işe dönüştü.

Fatma Hanım sürekli sağlık şikayetleri, bahçe işleri, çit tamiri ve çatıdaki eşyaları taşımak için yardım isterdi. Ahmet sessizce hepsini yapar, Elif ev işlerine yardımcı olurdu. Hafta sonları adeta bir iş günü gibi geçiyor, pazar akşamına kadar çileden çıkarak evine dönüyorlardı.

Ahmet, bu hafta sonu evde kalalım mı? diye bir perşembe günü Elif sordu. Yoruldum, biraz dinlenmek istiyorum.

Nasıl yani evde kalalım? diye bağırdı Ahmet. Annem bizi bekliyor.

O haftada bir bekliyor, dedi yorgun bir sesle Elif. Bir sonraki hafta sonu gelmek mümkün.

Hayır, diye sertçe kesti Ahmet. Cumartesi gideceğiz, her zamanki gibi.

Ama gitmek istemiyorum, dedi kararlı bir tavırla Elif. Evde kalıp dinlenmek istiyorum.

Ahmet yavaşça kanepeden kalktı. Yüzü kızarmış, yumrukları sıkılmıştı.

Yani anneme gitmek istemiyor musun? diye sordu.

Şimdi kalıcı bir şey demiyorum, diye açıklamaya çalıştı Elif. Sadece bir hafta sonu kaçalım. İstersen yalnız gidebilirsin.

Yalnız mı? diye çığlık attı Ahmet. Annem senin de ailen! Benimle gelmek zorundasın!

Ahmet, bağırma, diye sakinleşmesi için Elif yalvardı. Normal bir şekilde konuşabiliriz.

Konuşulacak bir şey yok! diye bağırdı Ahmet. Artık kontrol edilemezsin! Ne istersen yapıyorsun, kimseye kulak asmıyorsun! Düşünsene, daire bizimse dilediğin gibi hükmedebilirsin!

Elif bir an için dondu. Ahmet daireyi ilk kez burada bir sorun gibi dile getirmişti. Sorun sadece kayınvalidesine gitmekle sınırlı kalmamış, Ahmet evin kendisinde de huzursuzluk hissetmeye başlamıştı. Daireyi evinde hissetmiyor, bir yabancının evinde yaşıyor gibi hissediyordu. Bu rahatsızlık, tüm şikayetlerini birikip patlamasına yol açıyordu.

Ahmet, sana asla komuta etmedim, diyerek Alif, Daire burada ne işimize yarıyor? sorusunu ekledi. Ama artık kapıyı değiştireceğim.

Ne? bağırdı Ahmet. Yani artık benim için bir şey ifade etmiyor mu?

Evet, her şey ifade ediyor, diye haykırdı Ahmet. Sen ev sahibisin, ben sadece misafirim! Belki de evden ayrılmalıyım, böylece benim olmadan ne kadar zor olduğunu anlarsın!

Herkes kendi istediğini yapar, diye sakin bir cevap verdi Elif.

Ahmet, Elifin soğukkanlı tavrını izlerken gözleri içinde bir şeyler arıyordu; gözyaşları, mazeretler, özürler Fakat Elif sadece kollarını göğsünde çaprazlamış, sessizce duruyordu. İçinde bir öfke birikmişti, ama zayıflık göstermek istemiyordu.

Öyle mi? dedi Ahmet dişlerini sıkarak. Yani bence senin umurunda değil.

Umurumda, ama tehditlerle bir şey değişmez, diye cevapladı Elif. Bu bir tehdit değil!

Bu bir tehdit! diye bağırdı Ahmet. Başka birinin evine otururum, belki o da ne kadar zor olduğunu anlar!

Elif, Ahmetin yüzünden soğuk bir kan akışını hissetti; başka birinin sözüyle kendisi bir başka kadına bakan bir adamın varlığını anladı. Tüm o saatler telefonda, sürekli sinirli, birlikte vakit geçirmeye isteksiz Hepsi bir araya gelmişti.

Anlaşıldı, diyerek sadece Elifin tek cevabı oldu.

Ahmet, çantasını alıp yatak odasına yöneldi. Birkaç dakika sonra çantasını ellerinde, yüzü kızgın, hareketleri sert bir şekilde çıktı. Elif koridorda sessizce izledi, Ahmet çantasını doldururken.

Bakalım sen yalnız kalınca nasıl şarkı söyleyeceksin, diye bağırdı Ahmet, çantasının fermuarını kapatırken.

Elif sessiz kaldı. Ahmet ceketini giydi, çantasını havaya kaldırdı ve kapıya yöneldi.

Bir hafta içinde toparlanacaksın, diye bağırdı Ahmet kapıyı çarparken.

Kapı gürültülü bir sesle kapandı. Elif oturma odasında tek başına kaldı, sessizlik kulaklarını doldurdu. Elle titreyen elleri ve boşluk içinde bir rahatlama hissi vardı. Aylar süren gerginlik, tartışmalar sonunda sönmüş, evde bir an önce sessizlik hâkim olmuştu.

Akşam on civarında telefon çaldı. Arkadaşı Zeynep aramıştı.

Elif, nasılsın? diye endişeyle sordu Zeynep.

İyiyim, Ahmet gitti, diyerek cevapladı Elif.

Biliyor musun? Şimdi bir kafede gördüm, bir kadınla oturuyor, bir kadeh kahve içiyor. Kesinlikle Ahmet.

Elif gözlerini kapattı. Gerçekten de Ahmet başka bir kadına gitmişti; sadece bir dikkat çekmek değil, bir alternatif aramıştı.

Duydun mu? diye Zeynep telaşla ekledi.

Evet, teşekkür ederim, diyerek Elif telefonu kapattı.

Ahmet, dikkat çekmek için gittiği kadına sadece bir hafta kaldı. Şimdi ise Elif, çamaşır dolaplarını açıp Ahmetin eşyalarını iki büyük çantaya topladı. Ahmet sadece en gerekli şeyleri almıştı; geri dönüp her şeyi aynı gibi yaşamak istiyordu.

Bir saat içinde kilit ustası geldi. Orta yaşlı bir adam, çanta dolu alet çantasıyla eski kilidi inceledi ve yeni, sağlam bir kilit taktı. Elif, Yeni anahtarları al dedim.

Ustayı ödeyip kapıyı yeni kilitle kapattı. Ahmet bir daha içeri giremezdi; eski anahtarlar artık işe yaramazdı.

Elif çantaları odada bıraktı. Ertesi sabah onları binanın girişine taşıyacaktı; Ahmet istediği zaman alabilirdi. Şimdi ise sadece uyumak, bir günün yorgunluğunu atmak istiyordu. Kendi odasına geçip pijamaya giyindi, gözlerini kapattı; yeni bir gün, Ahmetsiz bir gün başlayacaktı.

Bir hafta sessiz geçti. Elif işe gitti, eve döndü, sadece kendine akşam yemeği hazırladı. Akşamları kitap okur, daha önce yetişemediği dizileri izlerdi. Kapı çalınmaz, bağırılmaz, eleştirilemezdi. O an, hayatın bir nefes gibi sakin olduğunu hissetti.

Pazartesi sabahı çantaları binaya taşıdı. Yanına Ahmetin evraklarınısigorta poliçesi, iş belgeleri, eski faturalarkoydu. Yan dairedeki komşu Rukiye Hanım çamaşır odasından çıkıp şöyle dedi:

Elif, bu çantalar neyin nesi?

Ahmet eşyalarını alacak, diye cevapladı Elif.

Ah, gençler artık ne yapacaklarını bile bilemiyor, diye ekledi Rukiye. Eskiden evlenince hayat zor olmazdı.

Elif sadece gülümseyip işe gitti. Gün boyunca ders, defter kontrolü, meslektaşlarıyla sohbet Evde kimse yoktu, bu da tuhaf derecede rahatlatıcıydı.

Salı akşamı Zeynep tekrar aradı.

Elif, Ahmetle iletişime geçtin mi? diye sordu.

Hayır, sakin bir sesle yanıtladı Elif. Ve buna ihtiyacım da yok.

Çantaları aldın mı? diye devam etti Zeynep.

Hâlâ binada, dedi Elif.

O zaman hâlâ dönmedi, diye düşündü Zeynep. Belki de sevgilisiyle uzun süre kalıyor.

Bilmiyorum, umurumda değil, diye Elif kararlı bir tavırla yanıtladı. Kimsede oturur, ne yapar.

Zeynep bir an düşündü, sonra onaylayıcı bir sesle:

Doğru. Onu kovalamamalısın. Kendi yolunu çizecek.

Elif çayını yudumlarken pencereden yağmurlu bir akşam manzarasını izledi. Sonbahar yağmurları, yaprakların kaldırıma tutunması, bir zamanlar hüznü getiren bir hava Şimdi ise huzurlu, sessiz bir melodi gibiydi.

Çarşamba günü işten çıktıktan sonra küçük bir bakkaldan sadece ihtiyacı kadar yiyecek aldıbiraz peynir, bir paket makarna, salata malzemeleri. Eskiden Ahmetin iştahını düşünerek iki katı alırdı; şimdi sadece kendi zevkine göre alabiliyordu.

Perşembe ve Cuma da aynı şekilde geçti; Elif yalnızlığa alıştı. Sabahları ayağa kalkar, işe gider, ön kapıda Ahmetin ayakkabılarını bulmazdı. Akşamları bulaşıklar temiz, televizyon çalmazdı. Yatmadan önce kitap okur, bir daha horlama sesi duymazdı. Her şey birden çok daha basit ve huzurlu hale gelmişti.

Cumartesi, büyük bir temizlik yaptı. Zeminleri sildi, tozları aldı, çamaşırları yıkadı. Akşam eve geldiğinde ev ışıl ışıl parlıyordu. Duş aldı, kahve yaptı ve kanepede bir kitapla oturdu. Dışarıda sokak lambaları yanıyordu; içerde sessiz bir akşam.

Bu sırada Ahmet, sevgilisi Kristinanın evinde bir kadeh viski eşliğinde şöyle düşünüyordu:

Bir hafta içinde beni arar, diye kendinden emin bir sesle konuştu. Evde benim olmamı bekler, Elif benim olmadan yapamaz.

Kristina, fitness salonunda çalışan bir kadın, Ahmetin beş yaş daha küçük bir arkadaşıydı. Üç ay önce bir spor salonunda tanışmış, birkaç kez kafede buluşmuş, şimdi Ahmet bir hafta boyunca onun evinde kalmıştı.

Ya aramazsa? diye sordu Kristina telefonuna bakarken.

Arar, çünkü alışkın; benden uzak kalmaz, faturayı da ödeyemez, lambayı da değiştiremez, kesinlikle arar, diye Ahmet kendinden emin bir tavırla yanıtladı.

Kristina omzunu silkti; onun için fark etmezdi Elif arar mı aramaz.

Hafta sonuna doğru Ahmet, valizini topladı ve eve dönmek istedi. Otobüste kendini, Elifin gözyaşlarıyla karşıladığı bir sahneyi hayal etti; özür dileyip affedileceğini düşündü. Otobüs bir apartman önünde durdu, bagajını omzuna atarak binanın girişine yöneldi. Üçüncü kata çıkıp kapısını açtı, anahtarı taktı.

Anahtar döndü, fakat kilit açılmadı. Bir kez, iki kez denedi; sonuç aynıydı. Ahmet, Ne hâlâ aynı kilit? diye bağırdı, ardından yeni bir kilidin takılmış olduğunu fark etti. Elif, kilidi değiştirmişti.

Valizler kapı önünde duruyordu; içinde evraklar, sigorta poliçesi, eski faturalar vardı. Ahmet bir an sessizce oturdu, Elifin kendAhmet, kapının önünde duran valizlerini alıp sessizce evden uzaklaşarak, özgürlüğün ve kendi değerini keşfetmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladı.

Rate article
Lifequest
Eşiyle İlişkisini Düzeltmek İçin Aşıklarının Yanına Giden Adam, Dönüşte Apartman Girişinde Şok Geçirdi!