Affedersiniz… Burası neresi?” diye fısıldadı kadın, arabanın camından dışarı bakarken, sanki neler olduğunu anlamıyormuş gibi.

**”Affedersiniz burası neresi?”** diye fısıldadı yaşlı kadın, camdan dışarı bakarken gözlerinde bir şaşkınlık vardı.

**”Hanımefendi Mercan, geldik. Burası ‘Huzur Yuvası.’ Artık burada kalacaksınız.”**

**”Burada mı?”** Sesi titredi. **”Peki kızım? O gelecek mi?”**

**”Arayacağını söyledi,”** dedi şoför, gözlerini kaçırarak.

Yere küçük bir çanta bıraktıbir hırka, bir tarak, eski bir fotoğraf.

**”Kendinize iyi bakın, Mercan Hanım. Buradakiler iyi insanlar.”**

Araba uzaklaşırken o, rüzgârda tek başına, şaşkın, inanmak istemeyen bir yürekle kaldı.

Mavi önlüklü bir hemşire yanaştı.

**”Hoş geldiniz. Ben Nimet. Odanıza götüreyim sizi.”**

**”Oda mı?.. Benim bir evim vardı. Bir bahçe, pencerenin altında güller”**

**”Burada da bir köşeniz olacak, çiçeklerinizle. Göreceksiniz,”** diye yumuşak bir sesle cevapladı Nimet.

Oda dar ama tertemizdi. İkinci yatakta, yorganın altında uyuyan bir başka yaşlı kadın vardı.

**”Bu teyze İclal,”** diye açıkladı Nimet. **”Sessizdir ama iyi yüreklidir.”**

**”Önemli değil. Ben suskunlardan değilim,”** diye gülümsedi Mercan.

Günler birbirinin aynı geçiyordu.

Çoğu sakindi, anılarına gömülmüş, çalmayan telefonları bekliyorlardı.

Mercan sessizliğe dayanamadı.

Bir sabah bahçeye çıkıp bir kürek istedi.

**”Ne yapacaksınız, Mercan Hanım?”** diye şaşırdı güvenlik.

**”Çiçek ekeceğim. Soluk alacak bir şey yoksa, ekmek lazım.”**

Ve ektinane, kadife çiçeği, fesleğen.

**”İşte burası küçük hayatımız olacak,”** dedi. **”Bekleyecek biri yoksa, filizlenen tohumları bekleyebilirsin.”**

Kısa sürede bahçe bahar kokmaya başladı.

Ve aylardır konuşmayan İclal Teyze bir gün fısıldadı:

**”Ev gibi kokuyor”**

**”Evet,”** diye gülümsedi Mercan. **”Çünkü sevginin de bir kokusu var.”**

Sonra müdireye gitti:

**”Bir atölye kuralım. Dikiş dikelim, örgü örelim, hikâyeler anlatalım. Çünkü suskunluk en ağır hastalıktır.”**

Müdire kabul etti.

Birkaç gün sonra oda kahkahalarla, ipliklerle, hatıralarla doldu.

**”Ben eskiden gelinlik dikerdim!”** diye anlattı biri.

**”Ben de tiyatro kostümleri!”** dedi diğeri.

Mercan başını salladı:

**”Gördünüz mü? Hâlâ bir işe yarıyoruz. Eller hatırladıkça, yürek yaşar.”**

Bahar geldiğinde her şey değişmişti.

Çiçekler açmış, duvarlar renklenmiş, havada hayat vardı.

Kapıda Mercanın yazdığı bir şiir asılıydı:

*”Ev nerede olursa olsun,*
*önemli olan yanında dinleyen bir yüreğin olması.*
*Ve şükretmek için bir gökyüzü.”*

Bir gün, bahçe kapısına lüks bir araba yanaştı.

İçinden zarif, genç bir kadın çıktı.

**”Annemi arıyorum. Mercan Yılmaz.”**

Mercan, elinde sulama kabıyla bahçede duruyordu.

**”Deniz”**

**”Anneciğim, seni eve götürmeye geldim.”**

**”Kızım ben zaten evimdeyim.”**

**”Affet beni, anne. Senin için en iyisini yaptığımı sanmıştım”**

**”Hissettiğin gibi davrandın. Ama şu insanlara bakkimse onları beklemiyor. Ben gidersem, kim sulayacak onların yüreklerini?”**

**”Ama bunu yapmak zorunda değilsin!”**

**”Sevgi zorunluluk değildir. Verilir, işte.”**

Deniz, gülümseyen yaşlılara, açan çiçeklere, hiç olmadığı kadar huzurlu annesine baktı.

**”Burası güzel, anne.”**

**”Çünkü burada yürekler birlikte nefes alıyor.”**

O günden sonra Deniz her hafta sonu gelmeye başladı.

Börekler getirdi, resimler yaptı, hikâyeler dinledi.

Mercan gururla anlatıyordu:

**”Bu benim kızım. Bana öğretti ki, terk edilmiş olsan bile, bir başkasına ışık olabilirsin.”**

Zamanla müdire yanaştı:

**”Mercan Hanım, siz olmasaydınız burası böyle olmazdı. Sizi koordinatör yapmak istiyoruz.”**

**”Bu yaşta mı?”** diye güldü. **”Yürek yaşlanmadıysa, neden olmasın?”**

Artık herkes ona **”Mercan Ana”** diyorduyaşlılığı yeniden canlandıran kadın.

Nane çayları yaptı, şarkılar söyledi, herkes için şiirler yazdı.

**”Bu enerji nereden geliyor?”** diye sordu Nimet bir gün.

**”Yüreği sulamayı öğrendim, acımayı değil.”**

Yıllar geçti.

Gazeteler **”Huzur Yuvası”**ndan bahsetti: **”Yaşlılığın gülümsediği ev.”**

Mercan bir ödül aldığında sadece şunu söyledi:

**”En büyük ödül, hâlâ birileri için gerekli olduğunu hissetmektir. Gençlik geçer, sevgi asla.”**

Bir sabah, uyanamadı.

Komodinin üstünde bir not vardı:

*”Ağlamayın.*
*Sadece gökyüzündeki çiçekleri sulamaya gittim.*
*Birbirinize iyi bakın.*
*Çünkü sevginin yaşı ve emekliliği yoktur.”*

Deniz uzun süre ağladı, ama gülümseyerek.

Annesinin işini sürdürdüçiçekler ekti, insanlarla konuştu, hayat getirdi.

Ve o evde herkes biliyordu:

Bir kadın sayesinde dünya biraz daha sıcak olmuştu.

Çünkü hayatı değiştirm

Rate article
Lifequest
Affedersiniz… Burası neresi?” diye fısıldadı kadın, arabanın camından dışarı bakarken, sanki neler olduğunu anlamıyormuş gibi.