KÜŞEKTEN MESAİ
Selam, eski eşim! Belki bu satırları bir daha okumalarsın, belki de hiç okuma. Zaten çok şey söyleyecek bir şey kalmadı; zamanla gençliğin anılarını bambaşka bir gözle görür insan.
Yirmi yıl önce resmi olarak boşandığımız gün hâlâ hafızamda net. Hakim, Kararınızı aceleye getirmeyin, düşünün diye ısrar etti (çünkü dört on beş yaşında bir kızımız vardı). Ben ise kararlıydım: Hemen birbirimizden kurtulalım!
Sen suskun kaldın. Ya kabul ettin ya da aynı fikirde kaldın; ne de olsa sözün sonu ortada.
O günden itibaren aile bir arada var olmamaya başladı. Hayatlarımız paralel akmaya başladı; yabancılaştık ve artık konuşmazdık. Neden mi? Ortak bir nokta kalmadı. Bir an dur! Kızımız! Elif, Neden baba ve anne artık birlikte değiller? diye sorar. Aslında kavga da, anlaşmazlık da yoktu; neşeyle, dostça, mutluluk içinde yaşıyorduk
Bana aşkını hiçbir zaman doğrudan itiraf etmedin. O gerek de değildi; bakışların, davranışların aşkın kendisiydi. Sürekli düşündürücü hediyeler verirdin; her bir hatıra bir anlam taşıyordu.
Yine de hatırlıyorum, bir yılbaşı gecesi yeni bir çam ağacına takmıştığın sevimli bir peluş melek (nereden bulduğunu hâlâ hatırlamıyorum). Saat vuruşlarıyla şöyle demiştin:
Bu melek, bizim sevgimizin simgesi olsun!
Ve o melek, evimizin giriş kapısının hemen üzerinde asılı kaldı, her yılbaşı çam ağacına uçup tekrar yerini buldu. Sanki mutluluğumuzu koruyordu. Görünüşe göre koruyamadı
Ben de, gözüm kapalı bir anda, büyük bir fırtına gibi bir aşka kapıldım. Kara bir tutku, her şeyi süpüren ve yakıp götüren bir fırtınaydı. Sanki şeytani bir aldatmacaydı! Seçtiğim adam evliydi, iki kızı vardı. Ben ve o, her şeyi, herkesi aştık! Onun eşi, çocukları, hatta ben, kocam ne kadar acı çekti; ama biz günahın içinde kaybolmuş, tutkumuzun içinde kördük.
Çılgınlığın yarı yılı sonunda aydınlanma geldi. Allahım! Biz iki ayrı dünyadan geliyoruz! Ben evet, o hayır! diye bağırdım. Ne yaptığımı düşündüm.
Her gece aynı rüyayı görürdüm: Evime girmek istiyorum ama ev, geçilmez bir çamurla çevrili. Çamura doğru adım attıkça beni içine çeken bir çukur gibi çekiyor, evim gittikçe uzaklaşıyordu.
Ve ben o çamurdan, günahın derinliğinden yavaşça çıkarken, sen yarım kalmış yarım yeni bir aile kurmuş oldun Anlıyorum, yargılamıyorum. Herkes sevgi, istikrar ve huzur ister. O günden beri çok su akmış
Gençlik, kızımız, torunum Bunlar seninle, İskender, ortak hatıralarımız. Az mı? Kaderimiz birbirinden ayrı.
Yeni yıl yaklaşıyor O melek hâlâ sağlam; sadece kanatları kırılmış. Tekrar çamağımıza asacağım; o küçük melek hâlâ bizim eski sevgimizin bir kalıntısı.




