Bir Çocuk Daha

Aile Bağları

Elif, işten yorgun argın döndüğü boş evine adım attığında, hemen televizyonu açıp sesini yükselterek içeride birilerinin varlığını hissetmeye çalışıyordu. Kızı Ayşe evlenip gitmişti. Kocası Mehmet ise genç bir kadın için onu terk etmişti.

Elif, Mehmetin ihanetine hâlâ inanamıyordu. Yirmi dört yıldır kavgasız gürültüsüz bir hayat sürmüşlerdi. Hatta gümüş yıldönümlerini büyük bir restoranda kutlamayı bile hayal etmişlerdi. Ama kader böyleymiş, tüm hayalleri suya düştü.

“Anne, babamın böyle yapacağını hiç düşünmezdim,” diye ağlıyordu Ayşe. “Ona çok kızgınım, artık onunla konuşmayacağım.”

“Kızım, öyle yapma. Baban benden ayrıldı, senden değil. Sen onun kızısın ve o seni hâlâ seviyor. Onunla bağını koparma,” diye ikna etmeye çalışıyordu kızını.

Elif, kızını babasına karşı doldurmak istemiyor, suçu biraz da kendinde arıyordu.

“Belki de yeterince sevmedim, yeterince ilgilenmedim. Aileme daha çok vakit ayırmalıydım, kariyerime değil.”

Mehmet, iş çıkışı arkadaşlarıyla oturduğu kafede genç bir kadınla tanışmıştı. Kadın ona öyle bir bakmıştı ki, bakışları Mehmetin içine işlemişti. Tanıştılar, sonrasında bir anda kendini kadının kiralık dairesinde buldu. Ardından her şey çok hızlı gelişti Aşık olmuştu.

Karısını uzun süre kandıramadı, zaten Elif de şüpheleniyordu. Nihayet acı bir konuşma yaşandı. Mehmet dürüst davrandı ve itiraf etti.

“Elif, başka birine âşık oldum. Seni çok incittiğimi biliyorum ama yalan da söylemek istemiyorum.”

Elif o gün işten gelmiş, üstünü değiştirirken telefonu çaldı. Ablası Sevgi arıyordu.

“Merhaba, Elif. Evde misin? Sana bir şey danışacağım, birazdan geliyorum.”

“Tabii, bekliyorum,” diye cevap verdi Elif, yalnız geçireceği bir akşamdan kurtulmuş gibi hissetti.

Sevgi, her zamanki gibi gürültülü bir şekilde geldi, iki dolu poşetle. Sarıldılar ve Sevgi poşetleri boşaltmaya başladı. Lezzetli mezeler, bir şişe şarap çıkardı. Elif ona bakakaldı, bu kadarını beklemiyordu.

“Sevgi, bu ne şölen böyle? Ne kutluyoruz?”

“Kutlama falan değil, tam tersi. Benim kızım Seda hamile. Daha on sekizine bile basmadı, ne aptallık!”

“Ciddi misin?” diye şaşırdı Elif. “Ama üç ay sonra on sekiz olacak, değil mi?”

“Evet, ama hamileliği ilerlemiş. Artık bu bebeği aldıramaz bile. Onu büyüttüm, üzerine titredim, şimdi de bir çocukla baş etmek zorunda kalacak. O çocuk da babasını tanımadan büyüyecek. O işe yaramaz erkek, Sedayı terk etti. Bana ne gerek var ki?” diye sertçe konuştu Sevgi, şarabı bardaklara doldururken.

Elif biraz korkuyla dinliyordu.

“Sevgi, içelim biraz, stres atalım. Seda gece kulüplerinde takılıyordu, sabahlara kadar eve gelmiyordu. Belli ki çocuk kimden bile değil.”

Sevgi bir yudumda bardağını bitirdi. Elif ise iki yudum aldı.

“Biz Sedayla bir karar verdik,” diye devam etti Sevgi. “Doğum yaptığında bebeği hastanede bırakacağız. Sonra büyüyünce gelip annesini arayacak, bir de üzerimize hak iddia edecek diye korkuyorum.”

Elif gözlerini kocaman açmış, nefesini tutmuştu. Sonra yavaşça:

“Sevgi, aklını mı yitirdin? Nasıl böyle bir şey düşünebilirsin? Seda genç, belki anlamaz ama sen? Bu senin torunun olacak!”

“Elif, bana ahlak dersi verme. Ben senin kadar mükemmel değilim. Bize bu çocuk lazım değil. Seda okulunu bitirmeli, çocukla uğraşmamalı. Hem benim de bir hayatım var!”

Elif sessizce düşündü. Sonra sordu:

“Kaç aylık hamile? Ultrasona girdi mi?”

“Girdi, bir kız çocuğu olacak. Tıpkı annesi gibi sorumsuz olacak herhalde,” diye alaycı bir tonla cevap verdi Sevgi, sigarasından bir nefes çekerek.

“Sevgi, o kız çocuğu doğduğunda bana verir misin? Lütfen, onu hastanede bırakma. Benim evim var, iyi bir işim, düzenli bir maaşım var.”

“Ne diyorsun sen?” diye homurdandı Sevgi. “Sonra büyüdüğünde her şeyi öğrenirse?”

“Hayır Sevgi, asla söylemeyeceğim. O benim kızım olacak. Siz kendiniz söylemezseniz, gerçeği asla öğrenmeyecek.”

Elif uzun uğraşlar sonunda Sevgiyi ikna etti. Ardından başka bir sorun çıktı: Evlat edinmek için tam bir aile gerekiyordu. Mehmet evi terk etmişti ama resmi olarak boşanmamışlardı. Seda doğum yapana kadar Elif, bu duruma bir çözüm bulmaya çalıştı. Mehmete gitmek istemiyordu, zaten onun yeni bir hayatı vardı.

Seda sağlıklı bir kız çocuğu doğurdu. Doğar doğmaz vazgeçme belgesini imzaladı, bebeğine bakmayı bile reddetti. Elif ise evlat edinme belgelerini hazırlamaya başladı. Eski bir arkadaşı, bu işlerle uğraşıyordu ve ona yardım etti. Nihayet bebeği resmen alabilmiş, adını “Nazlı” koymuştu.

Nazlıyı hastaneden alıp eve getirdiğinde, Elif işten izin aldı ama istifa etmeyi düşünmedi. Maaşı çok iyiydi. Annesi Fatmayı aradı. Babasını iki yıl önce kaybetmişlerdi, annesi yalnız yaşıyordu.

“Anne, merhaba. Acilen seninle konuşmam lazım.”

“Tamam kızım, geliyorum.”

Fat

Rate article
Lifequest
Bir Çocuk Daha