– Hayır. Karını ve çocuğunu bu daireye getirmemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa dayanamayız ve sonunda sizden taşınmanızı isteyeceğiz. – Sonra karın herkese, küçük çocuğunuzu sokağa attığımızı anlatacak.

Merhaba. Karına ve çocuğuna bu daireye taşınmamanın daha iyi olacağını düşündük. Rahatsızlığa uzun süre katlanamayız, sonunda sizi çıkarmak zorunda kalırız. Sonra karın herkese bizi küçük bir çocukla sokağa attığımızı anlatır, dedi.

Ayşegül, yüzünden düşen bin parça. Ne oldu? diye sordu komşusu.

Mehmet dedi ki ev sahibi hemen taşınmamızı istemiş. Çocuksuz bir çift için kiraya vermiş, sizse bebek getireceksiniz diye. Bebek geceleri ağlayacak, komşular şikâyet edecek, ev sahibine de sorun çıkmasın istemiyormuş.

Peki, gidecek başka yeriniz yok mu?

Mehmetin ailesinin üç odalı evi var, ama küçük kız kardeşi de orada kalıyor. Benim ailem ise kasabada şehre yirmi kilometre uzakta, diye cevapladı Ayşegül.

Kayınvalidenlerde birkaç hafta kalırsınız, yeni bir ev bulana kadar, diye önerdi kadın.

Mehmet zaten aradı. Ama ev sahipleri küçük çocuk duyunca hemen reddediyor.

Valla zor durum. Ama daha iki gün var, kocan bir çaresine bakar.

Ama Mehmetin aklına bir çözüm gelmedi. Birkaç ilanı arayıp reddedilince, eşyalarını kiralık daireden doğruca ailesinin evine taşıdı.

Ancak anne-babası ve küçük kız kardeşi, Mehmetin ailesiyle birlikte taşınmasından (üstelik huzursuz bir misafirle) pek memnun değildi.

Oğlum, evlenmeden önce anlaşmıştık, siz karınla burada yaşamayacaktınız, dedi annesi. Tabii ki odan senin, ama yabancıları bu evde görmek istemiyoruz.

Senin Ayşegülün yabancı. Sana göre eş, bize göre yabancı. Sen onu seçtin, biz seçmedik.

Anne, bu geçici, uygun bir ev bulana kadar, diye rica etti Mehmet.

Biliyorsun, geçici olan hiçbir şey kalıcıdan daha kalıcı olamaz. Önce bir hafta derken, bir ay olur, sonra sonsuza kadar bize yerleşirsiniz.

Hayır. Üstelik baban ve ben çalışıyoruz, kız kardeşin okuyor. Hepimiz rahatça dinlenmek istiyoruz. Küçük bir bebekle bu mümkün değil: Yüksek sesle konuşamazsın, televizyon izleyemezsin, geceleri de bebek ağladıkça uyanmaya hazır ol.

En kısa zamanda bir çözüm bulmaya çalışacağız, diye söz verdi Mehmet.

Hayır. Karını ve çocuğunu bu eve getirmemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa katlanamayız ve sonunda sizi çıkarmak zorunda kalırız.

Sonra karın herkese bizi küçük çocukla sokağa attığımızı anlatır. Bu bize leke sürer, kötü konuşulmasını istemiyoruz. O yüzden Ayşegülü ve çocuğu buraya getirmeye bile kalkma. Başka bir çözüm bul.

Mehmet bu haberle hastaneye geldi.

Dinle Ayşegül, belki sen çocukla bir süre ailenin yanına gidersin? diye sordu.

Kaynanan torununu görmek istemiyor mu yani? diye şaşırdı Ayşegül.

Bilmiyorum, annem gelmeyin dedi, diye cevapladı Mehmet.

Harika bir durum! Başka kadınları ve çocuklarını karşılamaya aileleri geliyor çiçekler, hediyeler, neşe. Bizse sokakta kalmışız gibi. Bizi görmeye bile tenezzül etmiyorlar, diye alındı Ayşegül.

O akşam babasını aradı ve taburcu olduğu gün, Mehmetin yanı sıra babası da gelip onları aldı.

Toplan kızım, torunu al, eve gidiyoruz. Sen de, diye döndü Mehmete, Ayşegülün eşyalarını ve bebek için aldıklarını getir.

Kasabaya kısa sürede vardılar yarım saat bile sürmedi. Orada bebek için her şey hazırdı: küçük bir odada ayıcıklı ve tavşanlı çarşaflarla donatılmış bir beşik, yanında giysiler için bir komodin ve rahat bir emzirme koltuğu vardı.

Salonda ise onları bir kutlama sofrası bekliyordu. Kimse yoktu, sadece Ayşegülün anne-babası, babaannesi ve küçük kız kardeşi Emine.

Mehmetin ailesinden yemekte hiç bahsedilmedi, ama hep birlikte bebeğe hangi ismi vereceklerini konuştular. Sonunda Emir adını seçtiler.

Mehmet yemekten sonra hemen şehre döndü, ertesi gün Ayşegülün eşyalarını getireceğine söz verdi.

Geri döndüğünde ise güzel bir haber onu bekliyordu.

Ayşegül, Mehmet, dedi baba, aile sofrada toplanınca. Annenle konuştuk ve büyükannenin evini satıp parayı size vereceğiz.

Ayşegüle ailemizden bir hediye olarak yazacağız. Ama bir şartla: şu an yaşadığımız ev Eminenin olacak. Ayşegül, kabul ediyor musun?

Tabii ki kabul ediyorum.

O zaman yarın satılık ilanı vereceğim, dedi baba.

Evi satmak üç ay sürdü. Bu sürede Ayşegül ve Emir kasabada kaldı, Mehmet ise şehirde, ailesinin evinde kaldı, ama hafta sonları mutlaka eşini ve oğlunu ziyaret etti.

Sonra bir buçuk ay daha ev arama, kredi işlemleri ve tadilat için harcandı.

Ve sonunda Ayşegül, Mehmet ve küçük Emir kendi evlerine taşındılar. Neredeyse bir ay boyunca yerleştiler, sonra her şey yerli yerine oturunca bir ev partisi verdiler.

Ayşegülün ailesini, arkadaşlarını ve Mehmetin dostlarını çağırdılar. Ama Mehmetin anne-babası bu kutlamada yoktu. Onlar yeni evlerini tesadüfen öğrendiler.

Eşyalarını alırken annesi, sadece yeni bir kiralık eve taşındıklarını sanmıştı.

Oğlum, kasabadaki akrabalarını çağırmışsın da bize haber bile vermemişsin, öyle mi

Rate article
Lifequest
– Hayır. Karını ve çocuğunu bu daireye getirmemenin daha iyi olacağına karar verdik. Uzun süre rahatsızlığa dayanamayız ve sonunda sizden taşınmanızı isteyeceğiz. – Sonra karın herkese, küçük çocuğunuzu sokağa attığımızı anlatacak.