Lütfen Beni Bırakın, Rica Ederim

Bırak beni, lütfen

Ben hiçbir yere gitmeyeceğim diye mırıldanır kadın, gözlerinden süzülen yaşlar hâlâ damlamamış gibi. Bu benim evim, vazgeçmem.

Anne, der adam, sen de biliyorsun ki sana bakamam Anlaman gerekiyor.

Ahmet üzgün. Annesinin endişeli hâlini ve çok tedirgin olduğunu görüyor. O, köy evinin eski, yıpranmış kanepesinde oturuyor.

Ayna ışıklı

Ama Ahmet biliyor ki annesi artık ayakta duramayacak. Bu bir felç. Ayşe anne zaten sık sık hastalanıyordu. Ahmet, annesinin bacağı kırıldıktan sonra birkaç ay izin alıp ona bakmak zorunda kalmıştı. O zaman Ayşe çok cesur görünse de, Ahmet olmadan bir adım bile atamıyordu.

Ahmet yeni bir iş buldu, maaşı iyi ve yaz için annesinin evini yenilemeyi planlıyor, ona konforlu bir yaşam sunmak istiyor. Felç geldiğinde, yapacak bir şey kalmamış; annesini şehre taşıması gerekiyordu.

Deniz, eşyalarını toplayacak, Ahmet eşine işaret eder. Bir şeye ihtiyacın olursa ona söyle.

Ayşe sessiz kalır, pencereden dışarı bakar; hafif bir sonbahar esintisi, yıllardır gördüğü yaşlı ağaçların sararmış yapraklarını savurur. Sağ eli hâlâ çalışıyor, sol eli ise güçsüzce sarkıyor.

Deniz dolabı karıştırıyor, sürekli kayınvalidesine ne alması gerektiğini soruyor. Kayınvalidesi ise sadece pencereye bakıyor, düşünceleri eski elbiseler, yıpranmış gözlükler ve geçmiş zamanlardan uzak.

Ayşe, altmış sekiz yılını nüfusun azaldığı, terk edilmiş bir Anadolu köyünde geçirmiş. Tüm hayatı terzi olarak çalışmış; önce köy atölyesinde, sonra köy nüfusu azalınca kapanan dükkânı. Sonra evde çalışmaya başlamış, ama iş giderek azaldı; o da bahçesine ve evine bütün kalbini vermiş. Şimdi köyünden şehre, büyük ve yabancı bir daireye taşınacağını hayal bile edemiyor.

Ahmet, bir daha hiç bir şey yemiyor, der Deniz, mutfağa girip yorgun bir şekilde tabağı masaya koyarken. Artık dayanamayacağım, gücüm kalmadı

Ahmet eşine, boş tabağa bakıp sessizce başını sallar. Derin bir nefes alıp annesinin odasına girer.

Ayşe kanepede oturur, pencereden dışarı bakar sanki göz kırpmıyor. Soluk gözleri uzaklara dalmış, çalışan eli diğerini tutarak canlandırmaya çalışır gibi sıkı sıkıya tutar.

Oda spor aletleriyle dolu, her yerde el bandajları, komodinin üstünde ilaçlar yığılı. Ahmet, eğer ısrar etmeseydi, annesi bunlara bile dokunmazdı.

Anne?

Ayşe hiç cevap vermez.

Anne?

Oğlum? diye fısıldar kadın, kelimeler boğuk ve anlaşılmaz. Felç sonrası konuşması zorlaşmış, kelimeler bulanıklaşmış. Şimdi biraz daha iyi olsa da hâlâ anlaşılması güç.

Neden bir şey yemedin? Deniz hazırlıyor, ama sen birkaç gündür neredeyse hiçbir şey yemiyorsun.

Sana zorlamak istemiyorum, oğlum, der Ayşe usulca, Ahmete dönerken. Gerçekten istemiyorum.

Anne Ne istiyorsun? Sadece söyle

Ahmet yanına oturur, Ayşe elini tutar.

Ne istediğini biliyorsun, Ahmetciğim. Eve dönmek istiyorum. Bir daha göremeyeceğim diye korkuyorum.

Ahmet derin bir nefes alır, başını sallar.

Şu an her gün çalışıyorum, Deniz de doktorlara koşuşturuyor. Kış dışarıda, bir yere gitmek zor. En azından bahara kadar bekleyelim.

Ayşe başını kaldırıp hafifçe gülümser, Ahmet de gülümser ve çıkar.

Geç kalmasın, evlat diye fısıldar Ayşe.

Özür dilerim, Tüp bebek bir kez daha başarısız oldu, diye üzgün bir doktor konuşur, gözlüğünü takar ve genç kadına bakar.

Deniz şok olur, elleri yanağında titrer.

Nasıl olur? Neden herkes başarılı oluyor? İlk denemede başarısız olmanın normal olduğunu söylemiştiniz. Yüzde kırk çift sadece ilk seferde hamile kalıyor. Bu üçüncü deneme, hâlâ sonuç yok!

Ahmet sessizce oturur, Denizin elini tutar. Endişelidir. Köşedeki klinik odasında Ayşe masajda, onu almaya vakti yaklaşmaktadır.

Dinleyin, doktor sessizce başlar. Sizi anlıyorum. Hamilelik sizin hayaliniz ama buna takılı kalmışsınız. Sürekli stres altındasınız ve vücudunuz buna dayanamaz…

Tabii ki stres altındayım! Evden çalışıyorum, tüp bebek çok pahalı, her gün prosedürlere gidiyorum, ilaçlar içiyorum, anneme bakıyorum, onun sık sık yememesi, ilaç içmemesi Evet, ben bir çocuk istiyorum ki belki eşim sadece anneme değil bana da zaman ayırır!

Deniz bir an susar, fazla bir şey söylememiş olduğunu fark eder. Çantasını kapar ve odadan fırlar, kapıyı çarparak kapatır.

Özür dilerim, fısıldar Ahmet.

Sorun değil, doktor dalga geçer gibi söyler. Ben de böylesi patlamalar görmedim. Her şey tamam.

Ahmet sessizce eşinin peşinden çıkar. Deniz bekleme odasındaki küçük kanepede oturur, elleriyle yüzünü kapatmış ağlamaktadır. Göğüs kafesi titrek, gözleri kırmızı ve ıslaktır.

Özür dilerim Özür dilerim Annene karşı bir şey söylemek istememiştim. Sadece yorgunluyum. Birinin ölmesini izlemekten bıktım. Tek bir çizgi testte görmek, bir kez daha binlerce lira harcamak beni bitirdi. Daha fazla dayanamayacağım

Yapabildiğim bir şey olsaydı, ikinize de yardım ederdim ama gücüm yetmez…

Biliyorum, Deniz gözyaşları içinde gülümser. Ben de anlıyorum.

Birkaç dakika sessizce ellerini tutarak otururlar, ardından Deniz ayağa kalkar, gömleğinin yakasını düzelterek gülümser.

Hadi gidelim. Ayşe Anne muhtemelen hazırdır. Hastaneleri sevmez; onlardan sonra uzun süre hüzünlü olur.

Annenizin durumu pek ilerlemiyor, sessiz bir yaşlı doktor, yuvarlak gözlük takmış, Ahmete annesinin hâli hakkında bilgi verirken fısıldar.

Onlar, Ayşe’nin duymaması için yanağa çekilir. Deniz yalnız kalır.

Anladınız Siz geldiğinizde, iyileşebileceğini düşünmüştüm. Felç sonrası iyileşme şansı çok düşük ama annenizin kötü alışkanlıkları ya da kronik hastalıkları yoktu. Şansları vardı.

Ama bir şey olmuyor. Ben de görüyorum.

Sanırım kendisi de istemiyor. Pes etmiş gibi. Gözlerinde artık kıvılcım yok Sanki yaşamaktan vazgeçmiş.

Ahmet sessizce kabul eder; her şeyi görmüştür. Ayşe beşten fazla kilo kaybetmiş, eski haline dönmemiş. Tek bir noktada oturup pencereden dışarı bakıyor. Kitap okumaz, televizyon izlemez, kimseyle konuşmaz, sadece dışarıya bakar.

Felç geçirenlerde beyin bazı bölgelerinin hasarı davranış bozukluklarına yol açabilir, ekler doktor. Ama sizin annenizde bu kadar belirgin olmamalıydı. İlk muayenede böyle bir şey görmemiştim.

Başka bir şey olduğunu düşünüyorum, Ahmet sessizce söyler.

Ahmet, diye telefonla Deniz seslenir, görevi iptal edebilir misin? Ayşe Anne çok kötü durumda, yetişemeyebilirim

Deniz bunu söylemekte zorlanır; eşinin annesi ona çok şey ifade eder. Kayınvalidesini neredeyse hiç hareket etmeyen, kanepede yatan birine bakmak zorunda kalmıştır. Eskiden pencereye bakar, plakada çalan müzikleri dinlerdi; bu plaklar köyden getirilmiş, babasından kalma müzik aletiydi. Şimdi Ayşe tek bir noktaya bakar, sessiz kalır. Yemek öncesi birkaç gün neredeyse dokunmaz, sadece süt içer. Eskiden sütün kırsalda olduğundan bahsederdi, şimdi ise sadece içiyor.

Ahmet aynı akşam gelir, annesinin yanına koşar, bütün gece yatağının başında oturur.

Ne istediğini biliyorsun. Beni söz verdin.

Ahmet başını sallar, sözünü hatırlar. Ertesi gün köye giderler. Doktor Ayşeye hastaneye gitmek istemediğini söyler.

Hastaneye gitmek istemiyorum. Eve.

Mart ayı olur, yollar henüz çok kaygan değildir, arabayı doğrudan eve çekerler. Ahmet arabadan inip Ayşeyi tekerlekli sandalyeye oturtur. Çevrede hafif bir kar erimekte, beyaz örtüyü bırakmaktadır. Ağaçlar hafif esintiye eğilir, güneş ısıtmaya başlar.

Ayşe birkaç saat dışarıda oturur, sonunda yüzüne bir gülümseme yerleşir. Derin bir nefes alır, gökyüzüne bakar ve sevinç gözyaşları döker.

Akşam yemeğini yer, bir kaç saat daha dışarıda oturur, uykuya dalmadan önce gülümsemesi hiç eksik olmaz. Gece olunca huzur içinde hayata veda eder; aynı gülümsemeyle gider, mutlu bir şekilde.

Ahmet ve Deniz izin alıp Ayşenin definini yapar, evi temizler, ne yapacaklarını karar verir. Ahmet, köyün temiz, dağınık havasını bir kez daha solumak ister; yıllardır iki günden uzun süre burada kalmamıştır.

Şehre dönmeden önce Deniz kendini iyi hissetmez; tuvalete gider, mide bulantısı geçirir. Geri döndüğünde elinde bir hamilelik testi tutar. Çoğu zaman boş çıkan test, bu sefer iki satır gösterir!

Bu, senin annen Ayşe bize yardım etti der Deniz gözyaşları içinde, gökyüzüne bakarak.

Ahmet başını yukarı kaldırır, bulutsuz mavi gökyüzüne bakar, Denizi sıkıca sarar. Bu, annesinden gelen en değerli hediye.

Rate article
Lifequest
Lütfen Beni Bırakın, Rica Ederim