Ayşenur, bir kez daha düşün! on sekiz yaşındaki kızını uyarırken annesi Lale telaffuz etti. O tam bir yetişkin! Yaşı iki katı seni. Ne güzel şeyler seni bekliyor onunla, kızım? Lütfen düğünü iptal et. Yakında yaptığın hatayı anlayacaksın Ama o zaman çok geç olacaktır…
Ayşenur bir anda büyüdü. Ebeveynleri gözlerini dikip bakamadı; henüz bir zamanlar sakar bir çocuk olan kız, bir anda zarif ve güzel bir genç kadın hâline gelmişti. Az önce on sekizinci doğum gününü kutlamıştı. Doğum günü gürültülü ve neşeliydi, Ayşenur mutluluktan parlıyordu. Kuryenin getirdiği gösterişli çiçek buketi ve bir sürü paket ışık saçıyordu. Bu cömert genç adam kim? diye annesine sorulduğunda, Ayşenur gizemli bir gülümsemeyle omzunu silkeleyerek yanıtladı:
Ah, ne demişsiniz! Genç bir beyefendi. Her şey daha sonra, her şey daha sonra
Ebeveynler baskı yapmamaya karar verdi. Boşuna değildi
Kutlamadan sadece birkaç ay sonra, akşam yemeğinde sessiz bir sohbet bir anda çılgın bir skandala dönüştü. Ayşenur evlenmek istediğini duyurdu. Anne ve baba şok oldular, ama kızlarının mutlu olmasını istedikleri için ani haberi kabul etti ve ona destek vaat ettiler. Ne var ki, sevinç çabuk bir kaygıya büründü; Ayşenur, gelecekteki eşini tanıttı. Adam genç bir delikanlı değildi; otuz sekiz yaşında, neredeyse anne babasının yaşı kadar bir adamdı.
Odanın içinde bir ağırlık gibi yoğun bir battaniye serildi. Lale, zor bir gülümsemeyle çocuğuna döndü:
Ayşenur, canımım Seni seviyoruz, ama Bu adam gerçekten senin talihin mi?
Ayşenur utanmadan damadını eline alarak:
Anne, baba, işte Mert. Nişanlım. Birbirimizi seviyoruz ve evlenmeye karar verdik. Zaten bir yıldır birlikteyiz!
Baba, uzun süredir sessiz kalan Mehmet, öfkesini zor tutarak:
Mert, öyle mi? Ben de seninle aynı yaştayım. Ben otuz sekizim. Kızımızdan yirmi yıl büyük olduğunun farkındasınız?
Mert, kendinden emin bir tavırla başını salladı:
Evet, Mehmet Bey. Anlıyorum. Yaş sadece bir sayı, gerçek duygularda ölçülmez. Ayşenurla dünya görüşümüz ve planlarımız tam bir uyum içinde.
Planlar mı?! diye Lale müdahale etti. Ayşenur, emin misin? Henüz reşit oldun. Bu ilişki ne zaman başladı, sen henüz on yedi yaşındaydın?
Ayşenur kaşlarını çatıp, sohbetin istenmeyen bir yöne gittiğini hissetti:
Ne zaman buluşmaya başladığımızı tartışmak istemiyorum. Evlenmeye karar verdik ve bu tartışılmaz!
Mehmet derin bir nefes alarak:
Mert, dürüstçe söyle, otuz yıl sonra Ayşenur otuz sekiz, sen elli sekiz olacaksın. O da çok çocuk istiyor. O yaştaki birinin ailesi kime bakacak?
Mert, sanki dünyadaki en aptal soruya yanıt veriyormuş gibi gülümsedi:
Mehmet Bey, maddi açıdan güvenliyim. Kaynaklarım var; geleceği hem ona hem de çocuklara sağlayabilirim. Yaşımızı konuşmak yerine şu anki mutluluğumuzu konuşalım.
Lale, daha nazik bir tavırla kızına döndü:
Canım kızım, belki biraz beklemek gerekir mi? Duyguları test edelim? Birlikte yaşamaya yeni başladınız, neden hemen nikah dairesine koşuyorsunuz?
Anne, beklemek ve test etmek istemiyorum, kararlı bir sesle Ayşenur yanıtladı. Merti seviyorum, o da beni seviyor. Bunu kabul etmezseniz çok üzülürüm.
Mehmet sinirini kaybetti, aniden ayağa kalktı:
Bu sadece bir acele değil, Mert! Kızımızın safiyetini ve gençliğini suistimal ediyormuşsunuz gibi görünüyor. On sekiz yaşında olan bir kız, yirmi beşinde göreceği tuzakları göremez!
Mert sesini yükseltmedi, ama sakinliği anne babanın öfkesini daha da körüklüyordu:
Kimsenin gençliğini suistimal etmedim. Olgun bir kadınla ilgileniyorum, tamamen sorumluyum. Hislerim gerçek. Kızımın sevildiğini görmek istemez misiniz?
Lale, kocasına seslenerek araya girmeye çalıştı:
Valla, sakin olalım. Bu çok beklenmedik bir durum ve geleceği çok düşündük. Ayşenur bizim tek kızımız, büyük bir sorumluluk.
Sorumluluk harika bir şey, diye Mert araya girdi. Ayşenur bunu istiyor, değil mi? Onu tutmak, onun kendi ailesini kurmasını engellemekten daha mı önemli?
Mehmet, yumruklarını sıkarak Merte bağırdı:
Biliyorsunuz ne? Polise başvurmamı düşünüyorum! Şikayet dilekçesi hazırlamayı dedi, sesinin korkunç bir yere ulaştığını fark ederek.
Ayşenur birden ayağa fırladı:
Baba! Delirdin mi? Nasıl olur? Hayatımı ve itibarını mahvediyorsun, sadece bir tahmin yüzünden mi?
Mert, gelecekteki kayınpederin karşısında soğukkanlılığını koruyarak:
Mehmet Bey, öfkenizi anlıyorum. Fakat bu adımı atarsanız, kızınızın güvenini sonsuza kadar kaybedeceksiniz. Her türlü denetimle yüzleşmeye hazırım, saklayacak bir şeyim yok. Üç ay içinde evleniyoruz.
Mertin kararlılığı bir nebze gerilimi azalttı; iki taraf birbirini değerlendirmeye başladı. Lale, Mehmetin elini nazikçe tutarak:
Mehmet, otur lütfen. Ayşenur, Mert, bize biraz zaman verin. Bu gerçeği kabul edip kendimize gelmemiz gerekiyor.
Ayşenur annesine gülümsedi:
Anne, kabul etmenize gerek yok. Sadece kutsamanızı istiyorum. Kalan her şeyi Mert halleder. Tamam mı?
Mehmet, gelecekteki damadına bakarak:
Mert, tek bir kez daha konuşacağız, sadece iki taraflı bir ortamda. Drama, gözyaşı ve fısıldayan patlamalardan uzak. Seninle, bu evlilikten sonra nasıl bir yaşam kuracağınızı öğrenmek istiyorum. Ayşenur hâlâ üniversite öğrencisi, birinci sınıfını bitirmedi
Mert başını salladı:
Ciddiyim, kararım kesin. Ayşenurdan vazgeçmeyeceğim.
Ebeveynler, kızlarının kesin tutumunu ve Mertin kararlılığını gördükçe, tehdit ve skandalın gölgesinin bir an için de olsa kaybolduğunu anladılar.
Bir hafta içinde dedi Mehmet, uzun bir sohbetin ardından. Mert, eğer gerçekten Ayşenuru seviyorsan, ona bir yuva kur.
Ayşenur, gözleri parlayarak:
Sizi çok seviyorum. Mutlu olacağız, söz veriyorum.
Üç ay içinde düğün gerçekleşti. Lale ve Mehmet, kızlarının neşeli yüzüne bakarak, onun geleceğinin güzel olmasını içtenlikle diledi.
Genç çift altı ay boyunca birlikte yaşadı; Mehmetin Merte karşı hiçbir şikâyeti kalmadı. Mert, Ayşenuru kolundan kaldırıyor, her isteğini yerine getiriyordu. Kayınpederi ve kayınvalidesini maddi yükten kurtarıyor; üniversite harçlığını, giysilerini, ayakkabılarını ödüyordu. Hatta yeni bir araba bile aldı. Ayşenur bir tek mutluydu.
İlk bebek, Mertin doğum gününde dünyaya geldi. Baba, hastane çıkışında gözyaşlarını tutamadı. O ana kadar Ayşenurun ailesi, damadını güvenilir bir adam olarak gördü; kızları için dağları bile kırmaya hazır birinin izini bıraktı.
Üç yıl sonra ikinci çocuk doğdu. Ayşenur üniversitesini bitirip diplomasını almıştı. Mert, eşinin ev hanımı olma isteğini tamamen destekleyerek, ailenin tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılıyordu. Mehmet, damadıyla sıkı bir dostluk kurmuş, yaş farkına rağmen ortak noktalar bulmuştu.
İşte böyle bir gerçeküstü rüyanın içinden çıkan, alışılmışın dışında bir aşk ve aile hikâyesi.




