Vanya Dayının Oğlu

Veli Amcanın harap kulübesi köyde herkesin gözünden kaçmazdı. Bu da bir anlamda kolaydı; Veli Amca köyün dış kenarında, hatta çalılıkların arasındaki bir köşede yaşıyordu. O da pek konuşkan biriydi, pek de dost canlısı değildi.
Görünüşü de uygundu: kambur, dağınık, kirli kareli gömleği ve yamalı kamuflaj pantolonu vardı. Saçları karışık beyaz, yanakları rüzgârda solmuş gibi. En garip yanı ise Veli Amcanın hiç içki tüketmemesiydi.
On yaşındaki Ahmet, Veli Amcadan korkardı. Annesi iç çekerken şöyle derdi:
Eskiden iyi bir adamdı, elleri altın gibi! Herkes Ayşegüle kıskanırdı, Ne güzel bir koca aldı! diye.
Babası da ona eklerdi:
O da avlanmaya gitti, altı yıl önce, bir anda çılgına döndü!
Oğlunun ölümüyle de delirdi, bir de Veli Amca sırtına bıçak sapladı! derdi annesi, Veli Amcaya kızgın bir sesle.
Annesi, Veli Amcanın eski eşi olan teyze Ayşe ile dosttu. Ayşe evlerine geldiğinde şöyle söylerdi:
Ah, Fatma, onu özledim ama bu hayatı daha fazla sürdüremem. Ali öldü, bir de Veli Amca sırtıma bıçak sapladı!
Veli Amcanın ne yaptıysa, teyze Ayşe söylerken susardı. Ahmetin annesi, en yakın arkadaşına bile söylemezdi. Teyze Ayşe de tek üç yaşındaki oğlunun kaybını hâlâ derin bir hüzünle anıyordu; Veli Amcanın kaybı da ona çifte darbe olmuştu.
Dedikodular uçuşurdu: Veli Amca içki içmeye başlamış, oğlunun ölümü ve boşanması yüzünden ruhu çöküntüye uğramış. Bir de kulübenin yanında insan gibi ama incecik, soluk tenli, uzun kolları olan bir yaratık görmüşlerdi.
Ne yaptığını anlat, lütfen?
Bana seçim şansı vermedi, Fatma diyerek teyze Ayşe hıçkırdı ve bir daha konuşmadı.
***
Bu yıl yaz çok sıcak ve kurak geçti. Ahmet, Mehmet ve Serkan ilk kez büyüklerinden bağımsız, bisikletle nehre gitmeye karar verdiler. Günlerini nehir kenarında geçirir, yıkanır, balık tutarlardı. Çoğu zaman bol balık tutup Ahmet balıkları güneşte kurutur, akşamları da kurutulmuş alabalığı çekirdek yerine çiğnerdi; bu yüzden yatmadan önce bir kaç su bardağı su içerdi.
Kısa yol nehre Veli Amcanın yabani otlarla kaplı ve yabani akçaağaçla dolu arazisinden geçerdi. Kulübesi harabeler gibi: çatı yosun tutmuş, pencere çerçeveleri dökülmüş bir haldeydi. Yine de çatıya takılmış eski bir uydu çanağı, evin hâlâ yaşanır olduğunu ima ederdi.
Çocuklar Veli Amcanın etrafındaki tüm söylentileri biliyor, araziyi geçerken gözlerini iki kez kırpmıyorlardı.
***
Ahmet, Veli Amca hakkında neler duyuyorsun? diye yakaladığı olta ile Vitir sorar.
Bir sürü şey duyulur, hepsi farklı der Ahmet, kulağındaki sineği silip çantasından salamlı sandviç çıkarır.
Gri adamdan duydun mu? der Serkan, yağlı alabalığını kova içine atarken.
Evet, bizim köydeki dedikoduların hepsi aynı: Gözlerine bak, gri, yeşil adamlar ortaya çıkıyor! diye alay eder Vitir.
Bugün hava harika bir neşeyle doluydu; çocuklar balık tutmaya dalıp, güneşin batışını fark etmediler. Nehir yüzeyi akşam bulutlarının kırmızı yansımasıyla dolmuş, cik cik böcekleri çalıp, kurbağalar gece şarkılarını söylemeye başlamıştı.
Hadi bakalım, evlerine dönelim, annelerimiz merak edecek! Ahmet, kızıl gökyüzüne bakarak söyler.
Hazırlanıp tüm ekipmanlarını topladıklarında, güneş ufukta kaybolmuş, sıcak yaz akşamı çökmeye başlamıştı. Çocuklar eve koşarken, Veli Amcanın arazisinde Vitirin bisiklet zinciri birden takıldı.
Ahmet, Serkan, bekleyin! diye bağırdı Vitir, bisikletinden atlayıp zinciri düzeltmeye çalışırken.
Tam o anda çalılıkta bir hışırtı duyuldu, dallar kırıldı.
Duydunuz mu? diye endişeli bir sesle çevresine bakındı Serkan.
Bir şey var, diye fısıldadı Ahmet, tüy gibi bir ürperti hissetti, Vitek, yardım et, kaçalım.
Hışırtı tekrar etti, bu kez daha yakından. Vitir ve Ahmet, titrek elleriyle zinciri çekmekte zorlanıyorlardı. Sonunda bir şey çalılıklardan ortaya çıktı.
Kısa boylu, gri tenli, insanı andıran ama saçı yok, başı yuvarlak, uzun ince kolları pençe gibi uzanan bir yaratık, çocuğun boyunda, kocaman, tamamen siyah gözleriyle onlara baktı. Çatırtı gibi bir ses çıkardı, dişleri minik ve sivriydi. Burnu yerine iki yuvarlak nefes deliği vardı.
Anne, bu da ne? diye bağırdı Vitir, bisikletlerine atlayıp kaçtı, balık kovasını unuttu.
Ahmet bir an geri döndü, yaratık kıvrılarak kovaya yaklaştı, içini kontrol edip uzun parmaklarıyla balığı kapıp yuttu. Sonra Veli Amcanın sesini duydular; yaratık ona doğru dönüp insan sesine benzer bir tonda homurdandı ve kulübeye doğru yürümeye başladı.
***
Eve dönerken çocuklar Veli Amcanın evinin yanından geçmemeye karar verdiler. Tabii ki gecikmeleri yüzünden evlerinde iyi bir azarlama aldılar.
***
Mutfaktan yeni pişmiş gözleme kokusu geliyordu, anne mırıldanarak bir şeyler söyleyip şarkı söylüyordu. Ahmet kapıya doğru yaklaştı, annesinin öfkesi pek aşırı olmadığı için dışarı çıkabileceğini düşündü; taze gözlemelerin kokusu korkuyu bastırıyordu.
Kapı çaldı: gece vardiyasından yeni dönmüş baba, çiftlikte güvenlik görevlisi olarak çalışıyordu.
Selam, Fatma, Ahmet hâlâ uyuyor mu? diye babanın heyecanlı sesi duyuldu.
Evet, Mehmet, ne oldu? Neden bu kadar korkmuş gibisin? dedi anne rahat bir tavırla.
Nehirde Sami Merzkliyi buldular. Bir hayvan onu parçalamış.
Allahım! diye bağırdı anne.
Polis geldi, tanıklar sorgulanıyor. Orada kamp yapan bazı adamlar çığlıklar duymuş, bir şey gördüklerini söylüyorlar: adam gibi ama insan olmayan, çok ince, çocuk gibi, gri renkli bir şey.
Ahmetin kalbi çarptı. Dün Veli Amcanın evinde gördükleri yaratığı hatırladı! Biraz düşündü ve her şeyi anne ve babaya anlatması gerektiğine karar verdi.
Odadaki kapıyı açıp bağırdı:
Anne, baba! Dün akşam Veli Amcanın evinde bir şey gördük. O bir insan değildi; korkunç bir yaratıktı!
***
Olaylar çabuk tırmandı. Ahmetin babası, Serkan ve Vitirin ailelerini aradı, köydeki diğer adamları da haber verdi. Kısa bir süre içinde Veli Amcanın evine köyün neredeyse tamamı toplandı. Yetkililer hemen harekete geçti. Birkaç dakika içinde herkes kulübeye yöneldi.
Ebeveynler evden çıktıklarında Vitir ve Serkan koşarak yetişti; merakları alevlenmişti.
Yan kulübeye yaklaştıklarında, Veli Amcanın arazisinde korkunç, insan dışı çığlıklar duyuldu, ardından birkaç avcı köylüler ortaya çıktı ve Veli Amcanın çığlığı yankılandı.
Çocuklar, olayın gerçekleştiği yere yaklaşınca kimse onlara bakmadı. Herkes yerdeki kan gölüne bakıyordu; kan, insan kanıydı, kırmızı ve akıntılı. Üzerine ağlayan Veli Amca eğildi:
Oğlum!… Oğlum benim! Neden bunu yaptın?
O bir çocuk değil, Sami! diye Ahmetin babası yorgun bir sesle yanıtladı.
Veli Amca devam etti:
Belki de kendisi provoke etti. Avdayken onu bulmuştum. Gittiğimde bir çığlık duydum. Bir deliğe bakan bir çocuğun ağlamasını duydum. O zaman aklıma çocuğun kaybolmuş olabileceği geldi O zaman kalbim kırılmıştı; bir gün Tolgayı kaybetmiştim, acı içinde İçeri baktım, o küçük bir çocuktu, Tolgaya benziyordu. Bir yaratık diğeriyle kavga ediyordu. Sanırım anne ve babası vardı. Çocuk bana geldi, ağladı, ince elleri uzandı Ben onu aldım, o beni sardı, kendini hâlâ korkmuş bir halde tutuyordu. Televizyon izlerdi, bilim kurgu, masallar, çizgi film… Konuşamazdı ama her şeyi anlıyordu. Şekerleri severdi. O da benim gibi bir gençti, senin Ahmet gibi.
Veli Amca, babaya dönerken: Hemen yargılamadan, hemen! dedi.
Veli, bu bir canavar! diye teyze Ayşe, olay yerine gelirken bağırdı. Neden onu buraya bıraktın? Belki akrabaları bulur?
Veli Amca gülerek: Bakın! Biz insanlar canavarız, onlar değil! Ormanları kestik, nehirleri kirlettik, hiçbir temiz toprak kalmadı. Nerede saklanacaklar? Her yerde insanlar, insanlar! Onların kalacak bir yeri kalmadı! Neden? dedi.
Herkes Veli Amcaya, kederli “oğlunu” yas tutan bir adam gibi bakıyordu. Yaratık, yere uzanmış, uzun kollarını iki yana açmış, siyah gözleri gökyüzüne bakıyordu.
Beni en azından göme, eğer hayvan değilseniz diye Veli Amca, yanaklarından akan gözyaşını silerek yalvardı.
Ahmet bir anda Veli Amcayı ve onun oğlunu acıdı, Samiyi de, pençeleriyle yakalanan çocuğu acıdı. Hepsi kurban olmuştu. Ahmet bir saniye bile pişman olmadı; ailesine her şeyi anlatmak zorunda kaldığı için bile.
***
Veli Amcaya canavarı gizlemesi engellendi. Polis geldi, herkesi kovdu, ardından köyde askeri üniforma giymiş adamlar dolaşıp herkesin susmasını emretti, aksi takdirde suç işlemeyecekmiş gibi. Yaratığın bedeni neye götürüldü, kimse bilmedi. Veli Amca ise, canavarı çocuğu gibi sevmesinden bir yıl bile geçmeden, hastalığa yenik düşerek yaşamını yitirdi. Evi tamamen yıkıldı, çalılıkların içinde kayboldu.

Rate article
Lifequest
Vanya Dayının Oğlu