– Beni iyi dinle, – diye devam etti ev arkadaşı. – Ya kızın bana arabayı verecek, ya da bu evden gidecek! Saygı görmediğim bir evde yaşamam!

Beni dikkatle dinle, diyerek ev arkadaşı konuşmaya devam etti. Ya kızın arabayı bana verir, ya da evden ayrılır! Bana saygı göstermeyen bir evde yaşamayacağım! Peki, nereye gidecek? senin işin değil! Artık yetişkin, kendi ayakları üzerinde durma zamanı
Kira, ebeveyn evinin koridorunda annesinin banyodaki kapı arkasından, arabasını neden teslim etmesi gerektiğini anlatmasını dinliyordu.
Kira, bir kez düşün! Andrei her gün işe gidiyor. Sen ise öğrenci. Otobüsle mi zorlanacaksın? kız, duvara yaslanıp gözlerini kapattı. Arabayı kendisine yirmi yaşına girdiği zaman dedesi hediye etmişti. Eski bir araçtı ama özeldi. Hayattaki ilk arabası. Dede ona şöyle demişti: Kimseye bağımlı olmasın. Nereye gideceğine kendin karar versin. Anne, arabayı üzerimde tescil ettim, sakin bir şekilde yanıtladı Kira. Ne yani? Biz bir aileyiz! annesinin sesi yükseldi. Andrei senin baban gibi. Onun sana onuncu sınıfta matematik dersinde yardım ettiğini hatırlıyor musun? Kira hatırladı. Her hata için ona bağırdığını, anlamadığında kitabı masaya atıp çığlık attığını hatırladı. Aptal gibi! Anneden doğmuş! diyordu o zaman.
Banyodan bir saç kurutma makinesi sesi geldi; anne bir yere gitmek üzereydi. Beş dakika içinde çıkacak ve konuşma devam edecekti. Kira bunu istemiyordu.
Düşüneceğim, diyerek yalan söyledi ve odasına yöneldi.
Aslında düşünmeye pek bir şey yoktu; arabayı vermeyecekti. Peki bundan sonra ne yapacaktı, belli değildi.
Kira, üniversitenin son sınıfındaydı ve İngilizce öğretmenliği yaparak ek gelir elde ediyordu. Parası azdı ama geçimini sağlayabiliyordu. Tabii ki geçim, her adımının eleştirildiği ve yargılandığı bir evde gerçekleşiyordu.
Andrei, Kiranın on bir yaşındayken ailelerine katılmıştı. Annesi onunla iş yerinde tanışmış, uzun boylu, sakallı, kendinden emin bir adam olduğunu söylemişti. Erkek, annesine çok yakışıyordu. Babası ise sessiz, düşünceliydi; boşandıktan sonra başkente taşınmış, nadiren arıyordu.
Başlangıçta Andrei çaba gösterdi. Şekerler getirdi, okul konularını merak etti, birkaç kez sinemaya götürdü. Kira bir kez Belki gerçekten kötü değil diye düşündü, ama bu his uzun sürmedi.
Andrei nihayet evde yerini alır almaz her şey değişti. Artık emir veriyordu; istemek ya da önermek yok, sadece komut. Kira, evin sahibinin kızı değil, hizmetçiymiş gibi hissettiriliyordu.
Çay yap, ardından temizle, sakın yavaş olma, kapıyı çarpmayın, TV sesini kıs. Bu liste her gün uzuyordu.
Anne ise Andreinin avukatı olmuştu. Onun her iddiasını hemen destekleyip büyütüyordu.
Kira, Andrei işte yorgun. Daha sessiz yürümek zor mu? Kira, haklı. Müziği yüksek sesle çalmamalı mı? Kira, başkalarını düşün.
Başkaları ifadesi Andreiyi kast ediyordu. Kira sınavlara hazırlanırken TVyi yüksek sesle açmamasını istediğinde kimse ona kulak asmıyordu.
Biz bir kütüphane değiliz, diye yanıtladı Andrei. Sessizlik istiyorsan odana gir.
Kiranın odası, eski bir kiler gibiydi; sadece bir yatak ve bir çalışma masası sığabiliyordu. Oraya saklandığında duvarlar sıkılaşır, hava daralırdı. Başka çare yoktu.
Zamanla Kira görünmez olmayı öğrendi. Andrei uyurken ya da evde olmadığında eve girer, kimse olmadığı zaman mutfakta yer alır, aile sohbetlerine katılmazdı. Bu durum araba meselesi ortaya çıkana kadar işe yaradı.
Ertesi sabah anne odasına çaldı.
Kira, uyanabildin mi? Bir şey konuşmamız lazım. Kira yatağa oturdu. Annesi yeni, pahalı bir elbise giymiş, saçları düzenli, bir yere gitmek üzereydi.
Dinliyorum. Andrei dün kızdı. Arabayı kolayca verirsin diye sandı. Neden öyle düşündü? anne yatağın kenarına oturdu, pencereye baktı.
Kira, biliyorsun Andrei ile evlenmeyi planlıyoruz. Her şeyi güzel yapıp misafirler çağıracağız. Para biliyorsun, şu an zor. Kira sessiz kaldı. Andreinin yeni bir işi var, sorumluluklu bir pozisyon, bölgeler arasında dolaşması gerekiyor, otobüsle gitmek zor.
Kendi arabasını alsın! annesi sesini yükseltti ama hemen sakinleşti. Kira, biz yabancı değiliz, biz aileyiz! Andrei senin için çok şey yaptı Tam olarak ne yaptı? Kira sordu.
Anne kelimeleri topladı, sustu.
Şey seni yetiştirdi, gerçek bir baba gibi. Derslerine yardım etti Sana bağırdı, demek istediğin bu mu? Öyle söyleme! anne yatağından kalktı. O denedi! Sen ise hep minnettar değildin. Baba seni terk etti, işte sonuç. Oda sessizleşti. Kira annesine bakıp tanımadı; bir zamanlar çok yakınlardı, anne onu korur, yabancı bir erkeği korumazdı.
Arabayı vermeyeceğim, dedi Kira. O zaman nerede kalacağını bul, annesi soğuk bir tavırla yanıtlayıp çıktı.
Kira yalnız kaldı, göğsü sıkıştı, nefes almak zorlaştı. Böyle bir noktaya geleceğini hiç düşünmemişti.
Akşam Andrei işten döndüğünde evde bir sahne başladı. Kira ince duvar üzerinden sesleri duydu.
Konuştu kızınla? diye sordu Andrei. Evet, konuştu. Reddediyor. Anladım. O zaman onu farklı yetiştirmek gerek. Çok şefkat gösterdik. Andrei, o hâlâ genç, anlamıyor. Ne zaman anlayacak? Anne olurken? Hayır, Larisa. Şimdi ona yer vermezsek, başı belaya girecek.
Anne bir şeyler söyledi, ama sessizdi; Kira duymadı.
Beni dikkatle dinle, Andrei devam etti. Ya arabayı verir, ya da evden ayrılır. Bana saygı duymayan bir evde yaşamayacağım! Nerede olacak? Senin sorunun değil. Artık yetişkin, kendi ayakları üzerinde durma vakti. Bu konuşmadan sonra Kira sabaha kadar uyuyamadı, aklında annesinin Andreiyi seçip onu dışlayıp dışlamayacağı sorusu dönüp durdu.
İki gün sonra cevap geldi. Anne ciddi bir ifadeyle odasına girdi.
Kira, Andrei ile karar verdik. Eğer aileye karşı gelmek istemiyorsan, ayrı bir yerde kal. Gerçekten mi? Evet. Artık büyüdün, çalışıyorsun, kendi konutunu kiralayabilirsin. Kira annesine uzun uzun baktı. Tamam, gideceğim. Anne gözyaşları beklerken, sakin bir kabullenişle karşılaştı.
Kira belki tekrar düşünürsün? Ne düşünmek? Sen seçimini yaptın! Ben de kendimi yapıyorum. Konut arayışı bir haftadan az bir sürede tamamlandı. Kira, üniversiteye yakın, küçük bir apartmanda oda buldu. Ücret düşüktü ama temiz ve genişti. Ev sahibi, yaşlı bir öğretmendi, sessiz, işine karışmazdı.
Kira eşyalarını toplarken anne kapının önünde durdu.
Belki boşuna böyle… Anne, sorun değil. Her şey yolunda. Biliyorsun, seni evden atmak istemedim. Sadece Andrei… Andrei daha önemli. Anladım! Anne ağladı. Bunu söyleme. Sen benim kızım Ben bir zamanlar kızdım, Kira kitapları kutuya koyarak sakin bir yanıt verdi.
İlk haftalar yeni evde zor geçti; maddi açıdan değil, annesinin başka bir erkeği seçip kendi kızını tercih etmesinin yarattığı duygusal boşlukla başa çıkmak zordu. Zamanla işler düzeldı; ders vermekten kazançları arttı, para sadece yiyecek ve kiranın ötesinde küçük zevklere yetti.
Artık istediği zaman yemek yiyebiliyor, müzik dinleyebiliyor, ara sıra arkadaş çağırabiliyordu. Kimse ona komut vermiyor, eleştirmiyor, sahne açmıyordu.
Anne nadiren arar, daha çok bayramlarda.
Nasılsın Kira? İyiyim. Gelmek ister misin? Bakalım. Kira evine gitmezdi, anne bunu anladı.
Altı ay geçti; Kira bağımsız hayatına alışmışken anne gece geç saatte aradı, sesi yorgun ve üzgündü.
Kira, gelip konuşabilir miyiz? Tabii, gel. Anne bir saat içinde geldi; kötü görünüyor, göz altı torbalarıyla. Masaya oturdu, uzun süre sessiz kaldı.
Ne oldu? Andrei gitti. Nasıl gitti? Başka bir kadına. İşte tanıştı, benden on yaş genç. Kira çay ikram etti, fincanı karşısına koydu. Ne zaman oldu? İki hafta önce. İlk başta dönecek sandım, dün belgeleri imzalayarak boşanma kararını verdi. Anne ağlamaya başladı; çığlık atmadan, yorgun bir sesle. Yetersiz miydim? Kira cevap vermedi; ne söyleyeceğini bilemedi.
İkisi de sessizce çay içti. Sonra anne sordu:
Burada kalabilir miyim? Eve gitmek istemiyorum, her şey onu hatırlatıyor. Tabii, kanepede yat. Gece boyunca anne ağladı; Kira ona yaklaşmak, sarılmak, teselli etmek istedi ama birikmiş kırgınlıklar onu durdurdu.
Sabah kahvaltıda anne konuştu:
Kira, haklıyım, seni ikinci plana koydum. Özür dilerim. Anne Hayır, dinle. Bir erkeği her şeyden önce istedim, onunla olmak benim tek hedefimdi. Şimdi anlıyorum ki, tek başına olmak, zehirli bir ilişkiyle yaşamak kadar kötü değildir. Kira başını salladı. Eve dönmeyecek misin? Hayır, buraya alıştım. Artık farklı bir insanım. Nasıl farklı? Bağımsız, kendi ruh halimden etkilenmeyen biri. Bu beni mutlu ediyor. Anne iç çekti. Görüşmeye devam eder miyiz? Evet, ama eskisi gibi olmayacak.
Anne çıktıktan sonra Kira uzun süre pencere başında oturdu, düşündü. Annesine acıması doğal, ama acı sevgiden farklıdır; bir kez kaybolmuş güveni basit bir özürle geri getirilemez.
Araba anahtarlarını aldı, aynaya baktı. Yansımada bağımsız bir yetişkin kadın gördü; artık annesini üzmekten ya da yabancı bir amcaya sığınmaktan korkmuyordu.
Gülümseyerek kendine şöyle dedi:
Haydi, geleceğe doğru yol alalım? Kapıya yöneldi. Dışarıda güneş parlıyordu, önünde uzun bir yaşam uzanıyordu; kendi hayatı, başkalarının istek ve beklentileriyle şekillenen bir yol değil.
Ve bu, çok güzel bir şeydi!

Rate article
Lifequest
– Beni iyi dinle, – diye devam etti ev arkadaşı. – Ya kızın bana arabayı verecek, ya da bu evden gidecek! Saygı görmediğim bir evde yaşamam!