Kocamın Arkadaşının Ev Yardım Teklifine Kapatıldığı Kapıyı Gösterdim!

Ahmetin eski okul arkadaşı Zehra, ev işlerine aşırı derecede karışıyor ve ben onu kapıya işaret ediyorum.

Zehra, lütfen alınganlaşma, ama ocak aspiratörünün üzerindeki yağ tabakası o kadar yoğun ki, yakında patates kızartması bile burada pişirilebilecek. Ben çay demleyince hızlıca bir temizlik yapmaya karar verdim. Sen işte yoğunsun, rahatına vakit bulamıyorsun, Ahmet ise temizlikten yanadır.

Zehra, mutfak tezgahının ortasındaki taburede bir sünger ve Yağ Çözücü adıyla etiketlenmiş bir temizlik spreyiyle duruyor; bu madde, Zehranın keskin kokusundan kaçınmak için dolabın arkasındaki köşeye saklanmış. Zehra, Lavanta desenli Ahmetin favori önlüğünü giymiş, sanki bu mutfakta otuz yıllık bir ömür geçirmiş gibi görünüyor.

Meryem, dizüstü bilgisayarını tutarak kapı boşluğunda donuk bir şekilde oturur; bir anda boğazına sıcak bir sinir dalgası çarpar. O, büyük bir firmada mali sorumludur ve çeyrek dönemi raporlarıyla boğuşmaktadır. Evde sessiz bir kahve molası hayal ederken, Ahmetin çocukluk arkadaşı Zehradan ev işlerine dair bir ders almak istemez.

Zehra, lütfen aşağı in, Meryem, son nefesine kadar kendini tutarak söyler. Aspiratör temizletmek istemiyorum. Temizlik planım var ve mutfak sırası cumaya kalıyor.

Ah be, planlarını bir kenara bırak! Zehra, dirsekleriyle enerjik bir şekilde çalışarak söyler. Kızıl bukleleri hareketlerine uyumlu bir şekilde sallanır. Kir, cumaya beklemez. Ahmet dün alerjisinin kötüleştiğini söylemişti. Bütün sorunun kaynağı toz ve yağdır. Şimdi her şeyi güzel bir hâle getiriyorum, sonra da bir tencere çorba yapacağım. Çocukken kemik çorbasını nasıl severdi; şimdi de aynı lezzeti arıyor. Sen hep hazır yemekle onu doyuruyorsun, midesi bir türlü rahat etmiyor.

Meryem yavaşça laptop kapağını kapatır.

Ahmet alerjiden şikayet etmedi, sadece ambrozyanın mevsimsel poleni var, soğuk bir tonla ekler. Ve hazır yemekleri bir ay önce yedik. Zehra, süngeri bırak. Bu benim evim, benim mutfağım.

O anda giriş kapısı çarpar ve koridordan Ahmetin neşeli sesi duyulur:

Kızlar, ben geldim! Hangi lezzet! Zehra, bir şey mi pişiriyorsun?

Ahmet mutfağa girer, parlatılmış bir kahve makinesinin parıltısı gibi gülümser. Gerilimden habersiz, Zehranın taburesine bakınca yüzünde bir tebessüm belirir.

Harika! Zehra, sen tam bir elektrik süpürgesi gibisin. Meryem, bak nasıl parlıyor! Ellerimiz bir türlü yetişemiyordu.

Benim ellerim işime yetiyor, biz bu evi ve kredimizi ödeyenleriz, Ahmet, sessizce Meryem, kocasının gözlerine bakarak söyler. Ancak Ahmet bu uyarıyı duymadan geçer.

Sakin ol, Meryem, Zehra kalpten yardım ediyor. Şu an tatilde, sıkılıyor, bu yüzden buraya geldi. Biz birbirimizin yakın dostuyuz, değil mi Zehra?

Kesinlikle! Zehra sonunda tabureden iner, kısa eteğini düzelterek Ahmetin yanağını dostça bir öpücükle deler. Senin ev işlerinde ne kadar titiz olduğunu hatırlıyorum. Her şeyin çıtır çıtır olmasını istiyorsun. Ben ise kariyerime odaklanıyorum, bu yüzden bu şef rolünü üstleniyorum.

Meryem sessizce geri çekilir, yatak odasına yönelir. İçinde bağırmak, eşyaları kırmak ister, fakat bir patlamanın ortasında kendini kutsal bir yardımcı figürü gibi gösteren Zehraya karşı hışımlı bir tutum sergilemek istemez. Ahmet ve Zehra uzun zamandır tanıdık, anneleri eski dostlar; Zehra da Ahmetin hayatında arka planda bir gürültü gibi var. Ancak son bir ay içinde bu gürültü dayanılmaz bir hale gelmiş.

Divorce sonrası Zehra, sevgili Ahmeti ev hayatının kargaşasından kurtarmak misyonunu üstlenmiş gibi davranıyor. Kapı çalmadan beliriyor, yemek kutuları getiriyor, perde renklerini eleştiriyor, salon vazolarını feng shuiye göre yerleştiriyor. Ahmet ise yumuşak huylu bir adam; sadece gelen köfteleri afiyetle yiyor, bu durumun bir sorun olduğunu görmüyor.

Akşam boyunca Meryem ofisteki rakamlarla kafasını kurcalarken mutfaktan gelen yüksek kahkaha, çatal sesleri ve çorbanın kokusu duyuluyor.

Hatırlıyor musun, ortaokulda kamp gezisine gittiğimizde çadır kuramazdın, ben çubukları batırmana yardım etmiştim! Zehranın sesi yankılanıyor.

Evet, hatırlıyorum! Ahmet kahkahayla yanıtlıyor. Sen hep savaşçıydın.

Meryem, kendi dairesinde bir yabancı gibi hissediyor. Sadece su almak için mutfağa adım atar.

Ah Meryem, otur, bir şeyler ye! Zehra geniş bir hareketle davet eder, ocakta bir tencere çorba kaynatıyor. Kendi getirdiği ev kıyafetini giymiş, çorbayı bir gizli malzeme ekleyerek iki tabak daha doldurmuş.

Teşekkür ederim, ama aç değilim, Meryem su doldurur. Ahmet, seninle yalnız konuşmam lazım. Özel olarak.

Ah be, herkes buradaki aile gibi, sadece bir çorba daha, Ahmet ekmek üzerine hardal sürerken söyler. Zehra her şeyi biliyor.

Meryem, Ahmetin sesindeki metalik tonu hisseder, bir peçete alıp sesi boğar ve odasına doğru yürür. Zehra, bir doktor gibi merhametli bir bakışla izler.

Yatak odasında Meryem kapıyı kapatır, Ahmete döner.

Ahmet, bu durmalı.

Ne demek istiyorsun? Ahmet şaşkın bir bakışla sorar.

Zehra. Çok fazla. Kapı çalmadan geliyor, eşyalarımı karıştırıyor, benim mutfağımda yemek yapıyor. Evimizde misafir değil, bir konuk gibi yaşıyorum.

Meryem, abartıyorsun. O sadece yardımcı olmak istiyor. Zor bir dönemden geçiyor, yalnız. Biz aileyiz, sıcak bir yuva. Ve çorba gerçekten lezzetli, bu hafta sen pişirmedin bile.

Pişirmedim çünkü yılı kapatıyorum! Meryem sesini yükseltir. Ben para kazanıyorum, Ahmet. Zehrayı temizlikçi olarak işe almadım. Yardıma ihtiyacım olursa temizlik şirketi çağırırım, bir yabancı gelir, temizler, gider. Zehra ise bölge işaretliyor.

Hangi bölge? Saçmalık! Biz çocukluk arkadaşlarıyız, o benim kardeşim gibi!

Kardeşler böyle takıntılı olmaz. O beni eleştiriyor, yağ tabakası, hazır yemek gibi. Duyuyor musun? Bana kötü bir eş gibi göstermeye çalışıyor, o ise mükemmel.

Meryem, iş yerinde sadece stresin var, Ahmet yaklaşır, sarılmaya çalışır. Her yerde düşman görüyorsun. Zehra sadece bir tencere kapağı gibi, düşündüğünü söyler. Bir şey arama. Biraz sabır, sakinleşecek, yeni bir eş bulacak.

Meryem geri çekilir. Konuşma sonuçsuz kalır; Ahmet, arkadaşına karşı kör bir sevgiyle bakar.

Üç gün boyunca bir nebze sessizlik hâkim olur. Meryem, Zehrayla karşılaşmamak için işte fazla kalır. Ancak Cuma günü baş ağrısı çıkar, migren gözlerini karartır. Kapıyı anahtarıyla açar, tek isteği soğuk yatağa uzanmak, perdeleri çekip sessizliğe dalmaktır.

Dairede bir sessizlik hâkimdir. Meryem ayakkabılarını çıkartır, gürültü yapmadan oturma odasına geçer; boş bir alan. Ancak Zehranın şekerli parfüm kokusu havada asılıdır.

Meryem yatak odasına yönelir. Kapı aralık açıktır. İçeri adım attığında, gözlerine inanamaz.

Zehra, ortak gardırobun önünde ayakta durur. Ahmetin gömlekleri, kazakları, hatta iç çamaşırları bir dağ gibi yatağın üzerine yayılmıştır. Zehra, alçak bir melodi mırıldanarak kıyafetleri düzenlemektedir.

Ne oluyor burada? Meryemin sesi kısıldı ama yüksek.

Zehra irkilir, bir yığın tişört yere düşer. Geri döner, yüzünde bir anlık korku, ardından haklı bir gurur ifadesi belirir.

Ah Meryem! Fare gibi gizlenmişsin! Çok korktum!

Sormak istiyorum, gardırobumda ne yapıyorsun? Meryem odada yürürken baş ağrısı, buz gibi bir öfke dalgasıyla hafifler.

Düzen getiriyorum! Ahmetin gömleğini ütüledim, o sıkıcı kıyafetleri sevmiyor. Hepsi karışık; çoraplar, içlikler, kış ve yaz bir arada. Renk ve mevsime göre ayırıyorum. Bu arada, senin birkaç kazakını çöp torbasına attım. Üflenmiş, tüylenmişti. Ahmet, böyle bir eşle yürümekten utanıyor. Kadın kraliçe gibi görünmeli, evde bile.

Meryem zemine bakar; gerçekten bir siyah çöp çantası içinde, sevdiği yumuşacık ev kazakının kolu çıkmıştır. Bu onun akşamları giydiği, rahat bir parça.

Meryem, çantayı alır, kazakını göğsüne sarar ve Zehraya bakar.

Oraya bak, sessizce söyler.

Ne? Zehra gözlerini kısar.

Buranın dışına, hemen.

Delirdin mi? Zehra alayla yanıt verir. Ben sadece düzen getiriyorum, seni kovuyorum? Ahmete anlatacağım, ne kadar nankör bir dramadır! O gelir ve

Boş bir daireye gelecektir, eğer şimdi kaybolmazsan, Meryem sözünü sürer. Sen sınırları aştın, odama girdin, eşimin çamaşırına dokundun, benim kıyafetlerimi attın. Bu yardım değil, işgal.

Ahmet için yapıyorum! Ona düzen lazım!

Ona eş lazım, sinek gibi bir haşere değil! Meryem bir adım öne atar, Zehra titrer. Ne yapıyorsun, gözetliyor muyum? Yerimi almaya çalışıyorsun. Önce mutfak, sonra oturma odası, şimdi yatak odası. Kendi bölgeni işaretliyorsun ama ben hâlâ ev sahibiyim.

Sen kimsin ki? Zehra bağırır, yüzü kızar. Sen sadece sayılara odaklı bir kuru! Ahmet seninle sıkılıyor, soğuk! O bir adam, sevgi ister! Ben onu bebeklikten tanıyorum, ne istediğini biliyorum!

Eğer ne istediğini biliyor olsaydın, sen onun karısı olurdun, yoksa sadece yemek taşıyan bir arkadaşı! O beni seçti, ben onunla yaşıyorum. Sen ise fazlasısın.

Zehra öfkeyle boğulur.

Ah be Ahmet öğrenecek

Tabii ki öğrenecek. Ben ona anlatacağım. Şimdi çantalarını topla, bir dakikada çık. Meryem kapıyı büyük bir sesle açar.

Zehra çantasını alır, ayakkabılarını çabucak bağlar, koridora çıkar.

Pişman olacaksın! diye haykırır, Meryemin yanından geçerken. Yalnız kalacaksın!

Yalnız kalmak, bu tür arkadaşlarla birlikte olmaktan daha iyi, diye yanıtlar Meryem ve kapıyı kapatır.

Meryem, soğuk metal kapıya yaslanır, gözlerini kapatır. Başında yine çarpıntı vardır ama içi bir rahatlama ve temizlik duygusuyla dolar. Yıllardır biriktirdiği çöp buradan çıkmış gibidir.

Bir saat içinde Ahmet neşeyle geri döner, hafif bir mırıltıyla şarkı söyler. Meryemin ifadesini ve sessizliği görünce bir an tedirgin olur.

Meryem? Burada mısın? Zehra nerede? Sürpriz hazırladığını, düzen getireceğini söylemişti.

Meryem kanepede oturur, önünde siyah çöp çantası durur.

Zehra artık burada yok, Ahmet. Ve olmayacak.

Ahmet ceketi çıkarırken kaşlarını çatar.

Ne demek yani? Kavga mı ettiniz? Yine küçük bir şey mi? Meryem, sen artık yetişkin bir kadın

Küçük bir şey değil, Meryem çantayı gösterir. O bizim yatak odamıza girdi, çamaşırına dokundu, benim kıyafetlerimi attı. Beni kuru diye niteliyor, bu da yardım mı? Bu nasıl ailevi bir davranış?

Ahmet çantaya bakar, içinde sevdiği kazak ve birkaç tişört görür; yüzü buruşur.

O kıyafetlerini attı mı? Kendi başına mı?

Evet. Hak ettiği gibi karar veriyor, ne giyeceğimi ve nasıl yaşayacağımı belirliyor. Ben uzun süre sessizce onun yorumlarını, yemeklerini, sürekli varlığını tolere ettim. Bugün ise mahrem alanımıza, gardıroba, yatağa girdi.

Ahmet elleriyle yüzünü siler.

Bilmiyordum, kısık bir sesle söyler. Sadece gömlek ütülemek istediğini sanıyordum

O, kendini benim üstümde üstün tutuyor. Bana kuru diyor, seninle birlikte olmam sıkıcı. Ahmet, ya bizim evimizde kalacak, ya da Zehranın çorba ve borçlarıyla yaşayacaksın. Ben daha fazla dayanamayacağım.

Ahmet bir an durur, çantaya bakar, sonra Meryeme. Yorgun, soluk ama kararlı bir bakış içinde. Telefonunu çıkarır, Zehrayı arar.

Alo, Ahmet! Zehranın sesi öfkeyle dolu. Şimdi seni evden atıyor musun? Ben sadece düzen getiriyorum!

Zehra, sus, Ahmet sert bir tonla keser. Ne yaptığını biliyorum. Neden gardıroba girdin? Neden kıyafetlerimi attın? devam eder. Bu benim evim, Meryem benim eşim. Artık izinsiz gelmeyeceksin. İletişimi de bir süre askıya alıyoruz.

Zehra şaşkınlıkla bağırır: Ne? Beni bırakıyorsun? Dostuz!

Dostlar birbirinin ailesine saygı gösterir, Ahmet cevap verir. Sen evimizi yıktın. Şimdi kapıyı kapatıyorum.

Ahmet telefonu kapatır, odada sessizlik hâkim olur, ama artık hafif ve rahatlatıcıMeryem, Ahmetin elini sıkıca tutarak, sonunda evlerine huzur ve sessizliğin yeniden yerleştiğini hissetti.

Rate article
Lifequest
Kocamın Arkadaşının Ev Yardım Teklifine Kapatıldığı Kapıyı Gösterdim!