Sevgili Günlük,
Bugün, Van Gölünün kıyısında yürürken, bir vahşi kaz yavrusunun annesinin yanından ayrılmış, sanki birine yardım çağıyormuş gibi bakışlarını bana yönelttiğini fark ettim. Çevredeki insanlar ise kazın kanat çırpışından korkarcasına geri çekiliyor, yaklaşıp dokunmak istemiyordu. Onu yalnız bırakmak beni rahatsız etti; bu yüzden cesaretimi topladım ve yaklaşıp ona bir şeyler vermeye çalıştım. Ancak kaz, yem almayı reddediyor, sanki beni bir yerlere sürüklemek istiyormuş gibi kanatlarını çırpıyordu. Bir an düşündüm ki, belki de bir sırra, bir yardıma ihtiyacı vardır.
Biraz cesaretle peşine düştüm; kaz beni göl kenarındaki taşların arasına yönlendirdi. Orada, annesinin yuvasına sıkışmış bir kaz yavrusu buldum. Etrafı suyun hafif dalgaları ve diğer kazların sesleriyle doluydu, sanki yavrusunu çağırıyormuş gibi bağırıyorlardı. Nazikçe yavruyu tutup annesine geri bıraktım. Küçük kaz, annesiyle birlikte gölde süzülmeye devam etti, beni de izlerken bir neşeyle öttü.
Yapmamı takiben, o gün akşamüstü, göl kenarına geri döndüğümde birkaç kaz beni bulmuş, minnettarlıklarını göstermek istercesine yanına yaklaşmıştı. O günden beri, o vahşi kaz ailesi, bahçeme konuk olmaya başladı. Onları görmekten, onlara ekmek kırıntıları vermekten büyük bir keyif alıyorum; her gün onlarla ilgilenirken, içimde bir huzur ve sorumluluk hissi uyanıyor.
Zamanla, insanların kazlardan korktuğunu, özellikle de yabancılara yaklaşmaktan çekindiklerini gördüm. Fakat ben, bu kuşların dostluğunu ve güvenini kazandıkça, içimde bir dönüşüm yaşanıyor. Artık ben de, genellikle gözden kaçan, sessiz kalan varlıkları dikkate almanın, onlara el uzatmanın ne kadar kıymetli olduğunu anlıyorum.
Her sabah, kazlar neşeyle öterken uyanıyorum; akşamları ise beni kapıma kadar takip edip vedalaşıyorlar. Bazen, göç mevsiminde, başka bir çift kaz geçerken bana bir yavruyu emanet ediyorlar; ben de ona bakıyor, annesine kavuşana kadar kendimi koruyorum. Köydeki diğer insanlar, bir zamanlar uzak duran bu kuşları artık izlemeye, fotoğraf çekmeye ve bizimle bu dostluğu paylaşmaya geliyor.
Bu güzel karşılaşma, sadece bir kaz yavrusunun hayatını kurtarmakla kalmadı, benim de kalbime sevgi, şefkat ve gerçek bir mutluluk ekledi. Artık göl kenarına her adım attığımda, hafif bir esinti kulağıma teşekkür ederim diye fısıldıyor ve yüzümde sıcak bir gülümseme beliriyor.
Bugün de bu teşekkür sesini duyar gibi oldum; belki de kazların bana sunduğu bir hediye, sessiz ama derin bir minnettarlık.
İyi geceler.




