Merve, davetsiz bir şekilde evime taşındı ve eşyalarını koridora çıkarıp koydum.
Koridorda bu leopar desenli çizmeler kiminkiler? Davetimiz yoktu diyerek, ağır market poşetlerini tutan İrem, kendi dairesinin kapısında durdu.
Eşi Okan, oturma odasından çıkıp boynunu mahcupça ovuşturdu. Yüzü, anne vasesini kırıp parçaları halıya saklamaya çalışan bir çocuğa benziyordu.
İrem, endişelenme dedi, ve bu söz İremin sırtında bir soğuk dalga yarattı. Normalde bu tür sözlerin ardından çarpılmış bir tampon ya da kayınvalidenin ani ziyareti gibi bir haber gelirdi. Şey… Merve geldi.
Ziyaret mi? diye sordu İrem, mutfağa geçip süt ve sebzeleri boşaltmaya başlarken. Aramadan gelmesi tuhaf. Çizmeler de ne? Üç çift burada.
Pek ziyaret değil, Okan sakince yanıtladı, bu kez sesi çok kısıldı. Mertle kavga etmiş. Tam bir patlama. Mert, kurtarırsan çantalarını toplayıp git demiş. Merve de evde kalacak bir yer bulamamış. Annesi, babası ve kedisiyle bir tek odada yaşıyor, orası da dar. Bu yüzden bizimle kalmak istedi, bir süreliğine.
İrem, bulgur çuvalını masaya koyup kocasına döndü.
Bir süreliğine ne demek, Okan? Çizmeler hâlihazırda benim halımı işgal etmişken nasıl haber alıyorum?
Sakin ol, dedi Okan. O gün seni bir toplantı bekliyordu, telefonunu açmadın. Merve ağlıyordu, çantalarıyla sokakta kaldı. Onu istasyona götürmek mi? Bir iki hafta kalacak, bir daire bulacak ya da Mertle barışacak, o zaman çıkacak. Sessiz, sorun yaratmaz.
Tam o anda banyodan, kapıyı ayağıyla çarparak, Merve içeri fırladı. Üzerinde İremin beyaz havlu takımları vardı; başında havlu bir başlık, elinde de büyük bir salamalı sandviç sık sık ısırıyordu.
Ah, İrem gelmiş! dedi, ağzı dolu bir şekilde. Saç kremim bitti, son damlayı kullandım. Yarın al, stresle saçlarım kabarıyor.
İrem, havlusuna ve sandviç kırıntılarına bakarak, sessiz bir hayatın artık bittiğini düşündü.
Havluyu çıkar, buz gibi seslendirdi İrem.
Olmaz, çantamda kıyafetler kırışık, çıkarmak istemiyorum diye savurdu Merve, kanepeye oturup uzaktan televizyon kumandasını kapmaya çalıştı. Okan, çay hazırla, limonlu. Nefesim kurudu.
Akşam, İremin sessizliği ve Mervenin sürekli monologu içinde geçti. Merve, Veyselin kendisine ihanet ettiğini, gençliğini kaybettiğini, artık yeni bir hayata başlayacağını anlatıyordu. Yeni hayat demek, İremin iki gün sürecek köfteyi yemesi ve banyoyu bir buhar odasına çevirmesi demekti.
Gece yatmaya karar verdiklerinde, İrem Okana bağırdı:
Okan, bu kabul edilemez. Neden benim havlumu giyiyor? Neden komuta ediyor? En fazla bir hafta! Anladın mı?
İrem, sabret. Biraz drama var, geçicek. Daha hoşgörülü ol, o benim kız kardeşim.
Ertesi sabah, İrem erkenden işe gitti. Baş muhasebeci olarak rapor dönemindeydi, rakamlar kafasını döndürüyor, eve dönüp duş alıp sessiz bir köşede kitap okumayı hayal ediyordu. Ancak kapıyı açtığında gerçekle çarpıştı.
Dağınık bir pop şarkı sesi odanın camlarını titretiyordu, koridorda oje kokusu ve yanmış bir şeyin kokusu vardı. Mutfakta kömür gibi küflenmiş bir tavada yanık patates kokusu yükseliyordu. Merve ortada değildi; oturma odasındaydı, yerde bir kozmetik seti açıkça İremin ürünleriyle doluydu. Ayağını kanepenin kumaşına koyup parlak kırmızı oje sürüyordu.
Merve! dedi, müziği kapatarak. Ne oluyor burada?
Ah, seni korkuttum! diye bağırdı, oje fırçası açık bej kadife üzerine sıçradı. İrem, neden gizlice geliyorsun? Şimdi bir leke var.
İrem, sevdiği kanepedeki kırmızı çizgiye bakarak gözleri karardı.
Çantamı aldın mı?
Kendimi temizlemek zorundaydım, bu akşam bir randevuya gideceğim. diye dalga geçerek, oje fırçasını parmaklarına sürerken. Patates yanmadı mı? Unuttum.
Mutfakta yangın çıkarmadın! Kanepeden ayağını çek! Kendi ojeleriniz, kremleriniz nerede?
Çantada, diye savurdu Merve. Uzun sürer ama oradalar. Tek çorap var mı? Beni Omza markalı çoraplar buldum, kırk gün dayanır. Borç alabilir miyim?
Hayır, dedi İrem keskin bir sesle. Vermezdim. Kozmetiği yerine koy, tavanı temizle.
Merve, Okana dönerek, Gece istasyona kalacağım, karım beni yiyor dedi. Okan yorgun bir şekilde eşine baktı.
İrem, ne oluyor? diye sordu.
Okan, bu kadın kanadakileri mahvediyor. Çamaşırımı alıyor, kanepeyi yakıyor. diye bağırdı Merve.
Ben kazara! diye bağırdı Merve, kızları çeviriyor gibi.
Hadi kızlar, kavga etmeyin. Merve, sana çorap alırım, sakin ol. İrem, lekeyi çıkaralım, kuru temizleme çağırırız. Barış içinde yaşayalım dedi Okan.
Barış pek mümkün olmadı. Günler geçtikçe daire kaosa sürüklendi. Merve bulaşıkları yığar, bulaşık makinesine koymadan, tezgaha yığar; çamaşır kurutma makinesini kullanmaz, çamaşırları banyodaki havlu askısına asar. İrem kuralları koymaya çalıştı.
Merve, yemek sonrası bulaşıkları hemen yıkamak gerekir.
Sonra yıkarım, diyordu Merve.
Televizyonu gece 11den sonra kıs… diyordu İrem.
Kulaklık takamam, kulaklarım ağrıyor. yanıtladı Merve.
En korkunç olanı, Okanın, Mervenin etkisiyle değişmesiydi. Merve, Okanın kafasını çeviriyordu.
Sen, karım, onu istediği gibi kontrol ediyor, maaşını alıyor, arkadaşlarıyla buluşmana izin vermiyor diyordu Merve.
Okan, İrem, akşam yemeği ne zaman? diye bağırdı.
Merve bir yetişkin, o da yemek yapabilir dedi İrem.
Misafir! Stresli!
Misafir bir ay kalmaz, evin kurallarını belirlemez.
Üç hafta geçti, İrem kendini limon gibi sıkılmış hissetti. Evden kaçmak, parkta yürümek istedi. Cuma günü bir temizlik günü planladı; Mervenin iş görüşmesine gideceği bahanesiyle. İrem öğleye kadar eve döndü, kapı kilitli değildi. Koridorda büyük, kirli erkek ayakkabılar gördü; 45 numara, çok büyük.
Yatak odasından hafif bir kahkaha ve müzik geliyordu. İrem çıplak ayaklarıyla odaya girdi, büyük bir erkek ayak izini takip etti ve kapıyı açtı. Yatakta, İremin Okana yıllık hediyesi olan dantel gecelikle bir yabancı adam, omzunda dövme, oturuyordu. Çevrede bira şişeleri, pizza kutusu, yan yatak masasında evlilik fotoğrafı duruyordu.
Ah! dedi yabancı, battaniyeyi tutarak. Ev sahibim geldi.
Merve, utanmadan uzandı.
İrem, ne erken geldin? Film izliyoruz, tanış, Bu Murat.
İrem içinde bir şey kırıldı, bir ampul sönmüş gibi. Üç haftalık öfke buz gibi bir sükunete dönüştü.
Çıkın buradan, dedi sessizce.
Ne? sordu Murat.
Şimdi. İki dakikanız var, giyinin ve evden çıkın, yoksa polisi ararım.
İrem, aşırı mı tepki veriyorsun? bağırdı Merve, Sadece bir gece diyerek. Murat özgeçmişime yardım etti…
Ben söylemiştim, çık! bağırdı İrem, Muratın bile titrediği bir sesle. Başkasını yatağıma getirdin, iç çamaşırımı giydin, pizzayı benim yatağımda yedin!
Ne çirkin şey! homurdandı Merve, kotunu zorla giyerek. Yıka, hiç bozulmaz. Hadi Murat, çık dışarı.
Murat kapıyı kapattıktan sonra Merve oturma odasına geri döndü.
Sen benim keyfimi mahvettin. Normal bir adam…
İrem, çöp torbası alıp Mervenin oturduğu kanepeye doğru yürüdü.
Kalk.
Neden?
Eşyalarını topluyorum, çıkıyorsun, şimdi.
Hak etmezsin! Bu dağınık dairem de benim! Kardeşim beni davet etti! Gidip Okan gelene kadar kalmam!
İrem tartışmadı, sadece Mervenin eşyalarını dolapta bir bir topladı. Üç büyük çuval dolusu kıyafet, çorap, leopar desenli elbise, kirli çoraplar; Merve çığlık atarak Kashmir! Alırmısın? dedi. İrem, adrenaliniyle çabuk paketledi, beş dakikada hepsini çantaya doldurdu.
Sen hasta! bağırdı Merve, telefonla. Okana ararım!
İrem çantayı ve torbaları merdiven boşluğuna taşıdı.
Sen de çık, işaret etti kapıya.
Gitmem!
Pekala, polis çağırırım. Aldatıcı bir kişi evimizde kalıyor, çıkmak istemiyor. Sende kayıt nerede? Anne evinde mi?
Merve, İremin kararlı bakışını gördü, kaçtı; çantasını kapıya vurup koştu.
Sonra pişman olacaksın! Okan seni bırakmaz, seni suçlar!
İrem kapıyı kapatıp iki kez kilitledi, zincir taktı. Kalbi çarpıyordu, kapının önünde oturup canı sıkılıyor, Merve koridorda bağırıp çaldılar beni diyor, ama dışarısı hâlâ sıcaktı.
Okana telefon etti.
Okan, kız kardeşin şu an merdivende çantalarıyla.
Ne? Ne yaptın? Neden?
Yatak odamıza bir adam getirdi. İç çamaşırımı giydi.
Okan sessiz kaldı, derin bir nefes aldı.
Odamıza mı? diye sordu.
Evet. Şimdi onu korursan, anneme ve ona gidebilirsin. Kapıları değiştiriyorum.
Geliyorum.
Bir saat içinde ev sessizleşti. Merve, çantalarını alıp binaya doğru yürürken, Okan bir taksiye kız kardeşini ve eşyalarını annesine götürmüş, sonradan evine dönmüştü.
İrem mutfakta çay içiyordu; elleri hâlâ titriyordu. Çamaşır makinesine yeni çarşafları atmış, dantelli geceliği çöp kutusuna atmıştı.
Gitti mi? diye sordu, Okana bakmadan.
Anneme gitti. Telefon etti, bağırıyordu, Biz hayvanız! dedi.
Biz mi? İrem kaşlarını kaldırdı.
Sen, ama ben ona söylemedim. Okan, eliyle İremi tutarak, Özür dilerim, aptalca davrandım. Merveyi sadece kalacak bir yer bulması için kabul ettim, ama… O adam Ne düşündüm?
Üç hafta boyunca beni yıprattı, kanepeyi mahvetti, eşyalarımı çaldı, beni susturdu? diye bağırdı İrem.
Biliyorum dedi Okan, derin bir iç çekişle. Ama annemi kırmak istemedim. Aile bağları kutsaldır der, ben de dayanmalıydım.
Bağlar kendiliğinden çözülmez. Onları sökmek gerekir.
Okanın telefon ekranında Anne adı yanıp yanıyordu. Okan, ekrana bakıp telefonu kapattı.
Sessiz bir akşam geçirelim mi? önerdi, televizyon ve Veysel konularını bir kenara bırakarak.
Olur dedi İrem.
Ertesi gün kayınvalideleri Natalia, Okanı aramaya gelmişti. Kapı çalındı, arka kapıdaki gözlem deliğiyle baktı, Natalia elinde büyük bir çanta tutuyordu.
Açın! Biliyorum ki evdeyiz! bağırdı.
İrem kapıyı açtı.
Merhaba, Natalia Hanım. Merve hakkında bir şey konuşmak istemiyorum.
Natalia odaya girip bir çakmak gibi dolaştı.
Ne? Merveyi dışarı attınız! Çamaşırları, çizmeleri, psikolojik travması var! diye bağırdı.
Ben de evimde yabancı birinin yatakta dönmesiyle travma yaşadım karşılık verdi İrem. Kızınız sınırları aşıyor.
O, kardeşimin evinde! dedi Natalia. Sen de yeni bir misafir oldun! Dairenin yarısını ben de yatırdım, ödemeleri de ortak.
Ben para yatırdım, ipotek ve peşinatı bile annemin evinden aldım, bu yüzden haklarım sizden daha çok savundu İrem.
Sen bencil! Natalia bağırdı. Çizmeleri, çamaşırları, hatta havluları dahi verdin! Ne kaldı, sadece çöp mü kaldı?
Tam da bu yüzden, bir hafta dayanamadım, kapıyı kapattım. İrem, kapı kelimesini bir kez daha tekrarladı.
Okan içeri girdi, Dur dedi.
Anne, lütfen Okan, sert bir sesle karşılık verdi.
Natalia, bir balığa atılmış gibi bir an durdu.
Sizi… seni lanetleyeceğim! Burada olmayacağım! bağırdı ve kapıyı çarparak çıkıp gitti.
Her şey sakinleştiğinde, İrem Okana yaslandı.
Teşekkür ederim fısıldadı. Yine susmayacağından korkuyordum.
Sadece ne olacağını hayal ettim, bir daha dayanamazdım, huzur istiyorum dedi Okan.
Bir hafta sonra, Merve VVe sonunda, evimiz huzurlu bir yuvaya dönüşerek, geçmişin gölgesinden özgürce ışığa adım attı.




