«Ne Yapacağımı Bilmiyorum. Oğlum, Eşi Haksızken Bile Hep Onun Yanında»

Bilmiyorum, ne yapacağımı. Oğlum hep eşinin yanında hatta yanlış olduğu zaman bile.

Artık nereye gideceğimi bilemiyorum… gözlerinden damla damla yaş süzülen, altmış yaşındaki Lütfiye Aydın anlatıyor. Oğlum, Mert, her zaman, kesinlikle her zaman karısını savunuyor. Ne olursa olsun. Ne söylesem de. Elini sallıyor ve diyor: Anne, merak etme, Yasemin halleder. O aptal değil. Ona her daim bir mazeret buluyor. Gerçekten de yanlış olduğu zamanlarda bile!

Lütfiyenin gelini Yasemin, yirmi sekiz. Mertle birlikte bir buçuk yaşındaki Aliyi büyütüyorlar, ayrı bir dairedekredili bir daire, İstanbulun kenar mahallesinde. Yasemin doğum izninde, tek kazancı Mert. Geçimlerini elimize gelenle sağlıyorlar; lüks yok, aşırı tasarruf da yok.

Fakat anneanne olarak Lütfiye, Yasemini hiç sindiremiyor.

Mert ilk kez onu eve getirdiğinde şok oldum diyor Lütfiye. Uzun yapay tırnaklar, boyununda dövme, mini etek, topuklu ayakkabılar sanki podyuma çıkacakmış gibi. Dudakları kesinlikle renkli. Bir şaka mı yaptığını düşündüm. Böyle bir hafif kanatlı, yumuşak telaşlı birini ciddi bir ilişkiye sokar mı?

Bir ay içinde evlendiler. Düğün gecesi Yasemin, deri etek, pırıl pırıl bir bluz, sahne sanatçısı gibi makyajla göz kamaştırdı. Mert mutlu, Lütfiye ise gözlemle, karışma dedi.

İlk başta geliniyle pek konuşmaz, ayda bir kez Merti arar, nasılsın sorar. Her şey değişti bir buçuk yıl önce; Yasemin ve Mertin bir oğlu, yani Lütfiyenin torunu Ali doğdu.

Çıkıştan iki gün sonra geldim, ne gördüm? anlatıyor. Yaseminin tırnakları yeni, Bu bir bebek için tehlikeli! dedim. O da Her şey kontrol altında, ben başaracağım dedi. Merte yaklaştım, Anne, karışma. Bu senin işin değil. diyor. Her söylediğimde aynı cevapla karşılaşıyorum: Karışma.

Lütfiye, geliniyi eğitmeye çalıştı: tavsiyeler, uyarılar, eleştiriler. Yasemin ise duyarsızlıkla karşılık veriyor. Yasemin, evde dağınık, oğlumun çorbasını yap. Mert çalışıyor. derim. Mert çorba yemiyor, diye yanıt verir. Nasıl yemiyor ki? Ben yediğimde yerim! Sadece tembellik. der gibi.

Mert daima eşini savunur.
Anne, bir daha azar verme. Bizim her şeyimiz yolunda. Yasemin iyi bir anne.

İyi mi? diye bağırır Lütfiye. Telefonundan bile gözünü ayırmaz! Instagramına bakmadan durmaz, çocuk yanındayken bile.

Son damla, parkta bir çatışma.

Kapıyı çaldığımda sessizlik Belki dışarı çıktılar, diye düşündüm. Çocuk parkta kumda oynuyor, Yasemin bankta oturmuş, gözlerini telefona dikip. Yanına yaklaştığımda oğlum çit kenarında duruyor, bir anda bana koşuyor, Büyükanne! diye bağırıyor. Yasemin ise bir an bile dönmüyor. Çocuk aniden yolun ortasına koşmuş! Arabalar nadir, ama hâlâ bir şey olabilir!

Şükür ki o anda araba yoktu diye titreyerek söylüyor Yasemin O anı kaçırdığım için rahat bir nefes aldım. Ben çocuğu yakaladım, koştum ona, Yasemin adeta trans hâlinde oturuyor. Eğer telefonu şimdi kapatmazsan, asfaltla döveceğim! diye bağırdım. Sen anne misin, yoksa ne?

Yasemin birden ayağa kalktı, Aliyi kapıp kaçtı. Çocuk ağladı, bana uzandı, ama Yasemin kapıyı kapattı, yeniden açmadı.

Merti aradım, her şeyi eksiksiz anlattım. O da: Anne, belki biraz abarttın. Yasemin halleder. dedi. Nasıl olur? Gözlerimle gördüm! O inanmadı! Şimdi ikisi de aramama yanıt vermiyor, kapıyı açmıyor. Bir ay geçti! Ne söylediğini hâlâ bilmiyorum. Ama tek istediğim, torunumun güvende olması.

Kendine soruyor:
Belki de haklıdır. Belki susmalıydım? Ama çocuk söz konusu olduğunda susamam! Ben anne ve büyükanneyim.

Şimdi yalnız bir kadın, telefon kapalı, oğlu ise eşinin yanında, her zaman.

Rate article
Lifequest
«Ne Yapacağımı Bilmiyorum. Oğlum, Eşi Haksızken Bile Hep Onun Yanında»