Bu bizim ortak dairemiz, ben de burada ev sahibiyim – oğlunun sevgilisi böyle söyledi

Bu bizim ortak dairemiz, ben de buranın hanımyım dedi İrem, Ali’nin kız arkadaşı.
Anne, bir daha ne sebeple kapı çalmadan odama giriyorsun! Ali, yatak odasından somurtkan bir ifadeyle fırladı.

Kapı çalmak mı? Bu benim dairem! dedi Gülseren, çamaşır sepetini yere koyarak. Yıkadığı çamaşırları getirdim, koymak için içeri girdim.

Kendin alabilirdin banyodan!

Alabilirdim, ama almadım. İki gündür orada duruyordu.

Ali kıkırdadı ve odasına geri çekildi, kapı çarpıldı.

Gülseren bir derin nefes alıp mutfağa gitti, çaydanlık koydu. Son zamanlarda Ali çok sinirli, çabuk çarpıyor olmuş; her konuda bağırıyor. Eskiden böyle değildi.

Gülseren 57 yaşındaydı; hayatını oğluna adadı. Kocası, Ali beş yaşındayken evden ayrıldı. Tekrar evlenmedi, oğlu tek başına büyüttü. İki işte çalıştı, oğlunun hiçbir şeye muhtaç olmaması için. Ali iyi bir okul, sonra da bir üniversite okudu; şimdi bir inşaat firmasında saygın bir göreve sahip.

Üç odalı daire Gülseren’in adıyla tescillenmişti; boşanma öncesi ailesinden miras kalmıştı. O da Ali ile birlikte yaşıyordu, her biri kendi odasında, üçüncüsü salondı.

Gülseren fincanları dizip kurabiye çıkarırken, kapı çaldı ve Ali, biraz daha sakin bir hâlde girdi.

Özür dilerim anne, bir anda patladım.

Sorun değil, otur otur çay içelim.

Ali karşısına oturdu, bir fincan aldı.

Anne, seninle konuşmam lazım.

Ses tonundan ciddiyet anlaşıldı.

Dinliyorum.

İremin benimle birlikte yaşamaya gelmesini istiyorum. Yani bize.

Gülseren fincanı elinde donakaldı.

İrem? Kız arkadaşın mı?

Evet. Altı aydır birlikteyiz, biliyorsun.

Biliyorum. Ama onun buraya taşınması… Ali, evlenmeyi mi planlıyorsun?

Henüz değil diye gözlerini başka yöne çevirdi. Sadece birlikte yaşamayı, birbirimize uyup uymadığımızı görmeyi istiyoruz.

Peki, nerede kalacak? Senin odanda mı?

Evet.

Ali canım, bu pek pratik değil. Ben burada yaşıyorum, sen de genç bir çift…

Anne, ben artık otuz yaşındayım, kendi hayatımı kurma zamanı geldi.

Senin kişisel hayatına karşı değilim! Gülseren fincana koydu. Ama bence ayrı bir konut lazım. Mesela bir daire kiralayın.

Neden kiralayalım, üç odalı dairemiz var, herkesin yeri var.

Ali, bir düşün. Ben evin sahibi, belirli bir düzeni severim. Başka bir kızın gelmesi…

O benim kız arkadaşım!

Benim için yabancı, kararlı bir sesle ekledi Gülseren. Üç kez gördüm, hâlâ tam tanışmadık.

O zaman tanışacağız, taşındığında.

Hayır çalkantılı bir sesle söyledi Gülseren. Üzgünüm, karşı değilim.

Ali aniden ayağa kalktı.

Biliyor musun anne? Artık her adımım için senin izinini sormaktan sıkıldım! Ben bir yetişkinim!

Sen benim dairemde sorular soracaksın.

Senin dairede diye alayla ekledi. Sürekli hatırlatıyorsun ki ben burada kiracıyım, oğlum değil.

Gülseren boğazında bir düğüm hissetti.

Ali, bu demek istemedim…

Anladım. Sonra konuşuruz.

Ali odasına gitti, Gülseren ise pencereye baktı, içi buruk bir hüzünle doldu. Oğluyla kavga etmek istemiyordu, ama evine yabancı bir kız almaya da gönlü yoktu.

Akşam, kız kardeşi Lale’yi aradı.

Lala, bir sorunum var. Ali, kız arkadaşını yanımıza taşımak istiyor.

O daireye mi?

Evet. Ben karşıyım, o kız kızıyor.

Lale bir an durakladı.

Gül, o artık yetişkin, kişisel hayatına ihtiyaç duyuyor.

Anlıyorum! Ama kirayı nasıl karşılayacağız? Kiralar şu an çok yüksek. Sizin büyük daireniz var, yer de var.

Sen de onun tarafında mısın?

Taraf tutmuyorum. Sadece düşünüyorum ki bir gün bu olacak. Tek başına yaşamayacak.

Gülseren telefonu kapattı, kendini ihanet edilmiş hissetti. Kardeşi bile yanındaydı.

Birkaç gün geçti, ikisi neredeyse hiç konuşmadı. Ali işten geç geliyordu, sessizce akşam yemeğini yiyor, odasına çekiliyordu. Gülseren bu sessizliğe dayanıyor, gurur ilk adımı atmasını engelliyordu.

Bir Cuma akşamı, Ali tek başına gelmedi. Yanında İrem vardı.

Anne, merhaba. İrem bir gece kalacak dedi, odasına yönelirken.

Gülseren koridorda donakaldı; İrem utangaç bir gülümseme ile selam verdi.

Merhaba, Gülseren Hanım.

Merhaba.

İrem Ali’nin arkasından odasına girdi, kapı kapandı. Gülseren koridorda ne yapacağını bilemedi; o, bir anda karar verip birini istemeden davet etmişti.

Sabah Gülseren erkenden mutfağa kahvaltı hazırlamaya gitti. Yarım saat içinde Ali ve İrem içeri girdiler.

Günaydın dedi İrem.

Günaydın diye kuru bir sesle yanıtladı Gülseren.

Masaya oturdular, Gülseren çay ve tostlar ikram etti; sessizce yediler.

Gülseren Hanım, daireniz çok sıcak diye başladı İrem aniden.

Teşekkür ederim.

Ali bana buranın senin uzun zamandır yaşadığın yer olduğunu söyledi.

Doğumdan beri. Bu ev ailemin evi.

İkisi arasında garip bir sessizlik belirdi. Ali telefonuna gömülmüş, konuşmaya karışmıyordu.

Gülseren birden işe gitmesi gerektiğini söyledi, ama vardiyası iki saat daha uzakta idi.

Ben gidiyorum, işe gitmem gerekiyor dedi, ama içinde bir şeyler eksikti.

Gülseren dışarı çıktı, bir şey yapacak yer bulamadı; sokaklarda dolaşarak vakti öldürdü. Akşam eve döndüğünde daire sessizdi, Ali oturma odasında televizyonda bir şey izliyordu.

İrem nerede? diye sordu Gülseren.

Eve döndü.

Anladım.

Gülseren mutfağa gitti, akşam yemeğini ısıttı. Ali kapıdan girip, durdu.

Anne, konuşmamız lazım. Normal bir konuşma.

Dinliyorum.

Anlıyorum, bu senin için rahatsız edici. Ama İrem benim için çok önemli. Birlikte yaşamamız gerekiyor.

Ali, ben ona karşı değilim derken bir iç çekti. Sadece korkuyorum.

Neden korkuyorsun?

Her şey değişecek. Ben bu evde gereksiz bir kalıntı hâline geleceğim.

Olmaz. Bu senin evin.

Şimdilik benim. Sonra o gelecek ve ben rahatsız edeceğim.

Anne, hayal kurma.

Hayal etmiyorum. Gençlerin birlikte kalmak isteyebileceğini biliyorum.

Ali yanına oturdu.

Şöyle yapalım. İrem taşınacak, ama seni rahatsız etmemeye çalışacağız. Bizim odamız, senin odan.

Mutfak ve banyo ortak.

Evet, ama zamanı bölüştürürüz.

Gülseren Ali’ye baktı; gözlerinde bir yakarılık vardı.

Tamam dedi sessizce. İrem taşınsın. Deneyelim.

Ali ona sarıldı.

Teşekkür ederim, anne. Pişman olmayacaksın.

İrem bir hafta içinde iki bavul ve bir kozmetik kutusu getirerek taşındı. Gülseren onları sıcak bir şekilde karşıladı, eşyaları taşımasına yardım etti.

Teşekkür ederim, Gülseren Hanım diye gülümseyerek dedi İrem. Sorun çıkarmamaya çalışacağım.

Sorun yok, kendinizi evinizde gibi hissedin.

İlk günler sakin geçti; İrem nazikti, görünürde göz önüne gelmekten kaçınıyordu. Kendi yemeklerini yapıyor, temizliğini kendisi yapıyordu. Ancak zamanla küçük şeyler ortaya çıktı.

Gülseren banyoda yeni bir sürü şişe ve krem gözlemledi; rafın tamamını doldurmuşlardı.

Ali, İrem’den biraz kozmetik kaldırmasını isteyebilir miyiz? Banyo çok dar.

Anne, onun da bir yeri olmalı.

Oda bizim odamızda yer yok.

Banyoda var mı?

Ali suratını çattı.

Tamam, ona söyleyeceğim.

Kozmetikler kaybolmadı, hatta yeni tüpler eklendi.

Sonra Gülseren mutfakta eşyaların yerinin değiştiğini fark etti; fincanlar, tencere ve çatal kaşık başka bir yere taşınmıştı.

İrem, bu sen mi yerleştirdin?

Evet, düzenledim. Daha kullanışlı, değil mi?

Ben eskisine alışkınım.

Ama bu daha pratik!

Gülseren sessiz kaldı, her şeyi eski yerine koydu. Akşam yine İrem bunu fark edip yerini değiştirdi. Çatal kaşık savaşı başladı.

Ali, onunla konuşur musun? diye sordu Gülseren.

Anne, ne fark eder ki? dedi.

Ben alıştığım şeyi kaybettim!

İrem de rahat olmak istiyor.

Bu benim mutfağım!

Artık ortak.

Ali gülerek yanıtladı: O zaman ortak oldu.

Bu bir dönüşüm süreciydi. İrem odasında dergileri, girişte ayakkabılarını, balkonda çantalarını yerleştirmeye başladı. Gülseren kendini evden itilen bir misafir gibi hissetti ama suskun kalmayı tercih etti.

Bir akşam işten döndüğünde iki yabancı kız mutfakta oturmuş kahve içiyordu, yüksek sesle gülüyordu.

Bu kimler? diye sordu Gülseren.

Arkadaşlarım. Bir dans prova ediyoruz, alan lazım.

Bizi uyarabilirdiniz.

Neden? İrem şaşkın bir ifadeyle sordu. Bu bizim ortak dairemiz, ben de buranın hanımıyım.

Bu söz Gülseren’i bir tokat gibi vurdu; kendini kapıda dururken bir şey söyleyemedi.

Gülseren Hanım, lütfen içeri gelin dedi bir arkadaşı, gülümseyerek.

Teşekkür ederim, odama gideceğim diye mırıldandı Gülseren ve odasına kapandı, gözyaşları titredi.

Yanıma bakmak! Burada bir hafta yaşayan kız, kendini hanım gibi görüyor! diye düşündü.

Akşam Ali geldiğinde Gülserenle karşılaştı.

Anne, konuşmamız lazım. Hemen.

Ne oldu?

Mutfakta.

İki taraf oturdu, kapı kapalıydı.

Ali, kız arkadaşın bugün uyarı vermeden arkadaşlarını getirdi.

Ne oldu?

Bu benim evim!

Anne, yine başladı.

Ben başlamıyorum! O kendini benim evimde hanım gibi ilan etti!

Ali omzunu silkti.

O seni kırmak istemedi, sadece sözcükleri kötü seçti.

Kötü seçim! Anne, o benim evimdeki hanım olduğunu düşünüyor!

O burada yaşıyor, tabii kendini evinde gibi hissediyor.

Ama bu onun evi değil!

Senin evi? Sadece sen mi? Ben burada yaşamıyorum mı?

Sen yaşıyorsun, benim oğlumsun. O ise

O benim kız arkadaşım. Onun da rahat etmesi lazım.

Peki ya benim…

Ali ayağa kalktı.

Anne, yeter artık. Yanımda bir kadın olmasından rahatsızsın, kıskanıyorsun.

Ne? Gülseren aniden bağırdı. Kıskanmıyorum! Sadece evimde saygı istiyorum!

O zaman başkalarına da saygı göster.

Ali odasına gitti, Gülseren mutfakta gözyaşlarını silerken içi parçalıydı.

Ertesi gün Laleyi aradı ve her şeyi anlattı.

Gül, söylemiştim zor olacağını.

Sen de yer yeter demiştin!

Ben fiziksel alan demiştim, psikolojik olarak zor.

Ne yapmalı?

Kızla konuş, durumu anlat.

O dinlemiyor!

O zaman oğlundan ara.

Ali artık İremin yanında, Gülseren ise yalnız kaldı.

Hafta boyunca İrem daha rahat giyinip yüksek sesle müzik çaldı, banyoyu saatlerce işgal etti. Gülseren sabırla dayandı, gerilim artıyordu.

Cumartesi bir patlamayla sonuçlandı. Gülseren pasta yapıyordu, masada hamur dökülüyordu.

Gülseren Hanım, masayı boşaltın, bilgisayar koymak istiyorum dedi İrem.

Yoğunum, görebiliyorsunuz.

Ne? Hemen bir şeyler yapmam lazım.

Oda da bir yer!

Ben de çalışmak zorundayım.

Ben pasta yapıyorum, masaya ihtiyacım var.

Ben de çalışmam için masaya ihtiyacım var. Pasta bekleyecek.

Gülseren içinde bir şeyin patladığını hissetti.

Hayır, beklemez! Bu benim mutfağım, benim masam, ben karar veririm!

İrem kollarını göğsünde çaprazladı.

Biz zaten ortak daire dediğimiz için masa da ortak.

Ortak değil! Benim dairem, ben buranın tek hanımıyım!

Nasıl istersen diye alayla yanıtladı İrem. Unutma, benim de Ali ile yaşıyorum, o da senin oğlun. Bir gün bu daire bizim olacak.

Ne? Gülseren beyazladı.

O zaman taşın! bağırdı. Hemen çık!

Sen mi? İrem gözlerini kısarak sordu. Ben buraya Alinin izGülseren, yalnız bir kahve eşliğinde yeni bir başlangıcın umutlarını iç çekti.

Rate article
Lifequest
Bu bizim ortak dairemiz, ben de burada ev sahibiyim – oğlunun sevgilisi böyle söyledi