Bunu evde kaydettin mi? Sarpın şaşkınlığı çığ gibi yükseldi. Annesi, Ayşe Veysel, bir an önce etrafına bakınarak alçak bir sesle sırıttı.
Ne olur? Igor gibi birini alacak hâlde mi? diye fısıldadı.
O da kırk yaşında, kendine bir dairesi olmalı!
Sarpın babası, Sarp on üç, kız kardeşi Çağla ise üç yaşındayken vefat etmişti. Tek destekleri, anne tarafındaki büyükanne, iki yıl önce kaybolmuştu; başka akrabaları yoktu.
Babası hep nöbetçiydi, evde pek görmezdi; ama geçimini sağlardı. Tek başına anne, bir markette satıcı olarak çalışıyordu, maaşıyla aileyi ayakta tutmak zorunda kalmıştı.
Annesi, geçimini kaybettikten sonra sanki bir bulut gibi dağılmış, Sarp da elinden geleni yaparak ev işlerine yardım ediyor, Çağlaya göz kulak oluyordu. Bir yıl sonra anne, evine Nihatı getirdiğinde Sarp hiç itiraz etmedi.
Nihat, evin içinde bir yabancıydı, ama anne bir anda gülümsemeye, gençleşmeye başladı. Bu mutluluk birkaç ay sürdü, sonra Nihat ortadan kayboldu.
Evliymiş, diyordu anne komşusuna, Şu an görevde diye. Uçakla konaklamaktan evde oturmak daha iyi!
Komşu, Ah, Ançin, iki çocuğun var, onları böyle yabancılara bırakma, dedi.
Sonra Şeref Amca geldi, kırlangıç diyerek anneyi övdü, Sarp ve Çağlayı küçük kuşlar gibi nitelendirdi. Altı ay sürdü. Ardından sessiz ve nazik Tarık geldi, üç ay kaldı.
Annenin neden bu adamlarla şansının bozulduğunu Sarp anlamıyordu. Güzel, evine hâkim, sorumluydu Tarıktan sonra bir sessizlik hâkim oldu.
Bana kimse lazım değil, diye ilan etti Ayşe Veysel komşusuna. Çocuklarım var, onları büyütüp mutlu olurum.
Sarp derin bir nefes aldı. O zaman on altı yaşındaydı, başka bir şehirde üniversite hayali kuruyordu.
Büyükannesi sayesinde altı yaşında okula başlamıştı, bu yüzden annesinin izni olmadan taşınamaz, kız kardeşini yalnız bırakamazdı.
Ne olur, oğlum! diye çırpınarak annesi, Sarpın 11. sınıfı bitirmek üzere olduğunu duyunca. Git, biz hallederiz. Para konusunda yardımcı olamayabilirim.
Kendi başıma hallederim, diye cesaretlendi Sarp. Kesinlikle başaracağız, değil mi?
Kesinlikle, dedi anne.
O zaman annesi, Sarpı hafif bir kalple bırakmadı; onun için bir planı vardı. Üniversiteye gitti, yurt odasına taşındı, derslerine çalıştı, akşamları ek iş yaptı. Zor oldu, ama Sarp mücadeleye hazırdı.
Annesini ve özellikle küçük Çağlayı özlemeye başladı. Çağla ona Tanrı gibi bakar, her şeyi ona sorardı. Ayrılış gününde ağladı, sonra senin iyi olman benim için en iyisi, ben seni bekleyeceğim, dedi.
Aylar geçince, Çağla telefon konuşmalarında solgun ve hüzünlü seslenmeye başladı. Bir gün ağlamaya başladı.
Dur bakalım, ufak kanatlı, dedi Sarp sert bir sesle. Gözyaşlarını sil ve ne olduğunu söyle. Yalan söylemek iyi olmaz.
Çağla itaat etti, beş dakika içinde Sarpın kanı bir anda dondu. Annesi, Sarp gittiği anda evine İsmail Amcayı getirmişti. Kıvırcık saçlı, kel, kızarıklı bir elektrikçi, evin sahibiymiş gibi davranıyordu.
Annesi ona halı gibi serildi, Çağlayı unuttu. Sekiz yaşındaki Çağla, iki blok ötede okula gidip geliyordu; annesi artık onu yüzme havuzuna ya da tiyatro dersine götürmüyordu. Kendin git, bağımsız ol, diyordu.
İsmail Amca, kızın yemek yapmasını, çamaşır yıkamasını, ütülemesini istiyordu; anne hâlâ ona izin vermiyordu ama uzun sürmeyeceğini düşünüyordu. Ayrıca, İsmail evde olduğu sürece Çağla odasından izinsiz çıkamıyordu, ona göz önünde görünmemesi gerektiğini söylüyordu.
Anne çılgına döndü mü? diye bağırdı Sarp. Konuşacağım! Ağlama, ufak kanatlı, ben hallederim.
Ama çözüm bulamadı.
Kişisel mutluluğu hak etmiyor muyum? diye bağırdı Ayşe Veysel, Sarpı eleştirdikçe. İsmail iyi bir adam! Çağla ise zorla disipline edilmesi gereken bir çocuk!
Sarp, Anne, iyi misin? Bir şeyin ağrıyor mu? diye nazikçe sordu.
Harika hissediyorum, diye kesti anne, ardından yumuşak bir sesle, Çağla biraz abartıyor Seni özlüyor, belki senin acıyana özleyecek.
Sarp, kız kardeşinin uydurduğuna şüphe duydu ama annesine inanmadı. Çalışmaya odaklandı, derslerini erken bitirip işe girmeyi planladı. Para sıkıntısı vardı; içki içmez, sigara içmez, gece kulüplerine de gitmezdi.
Sınavı başarılı geçti, ama iş bulamadı.
Onu korkuyorum, diye ağlayarak telefonu duyan Çağla, Anneyle kavga ediyor, odadan çıkmıyor, hatta çıplak dolaşıyor, dedi.
Ne demek istiyorsun? diye şaşkın Sarp.
Korkuyorum. diye tekrarladı Çağla.
Sarp, aklında korkunç sahneler canlandırdı. İlk otobüsle eve döndü, gerçek bir kabusla yüzleşti. İsmail Amca evde yürürken, Sarpa bağırdı: Oğlun geldi ama sen hâlâ masayı kurmadın!
Anne, Şimdi İsmail, her şey yoluna girecek, diye sırıtarak cevap verdi. Sarp, İsmaille bir şey içmek istemiyorum, dedi, kız kardeşin odasına koştu, o da artık mutluluktan ağlıyordu.
Kulağının bir köşesinden, İsmailin Çocuğu kötü yetiştirdin, saygı eksik diye sesini duydu, anne ise korkmuş bir şekilde mırıldandı.
Sarp, birkaç gün içinde evin hâkiminin İsmail olduğunu anladı. İsmail komut verdi, Sarp ise hemen bağırdı:
Evimde bana ne söyleyeceksin!
Ah İsmail tehdit ederek, Çocuğun beni bir insan olarak tanımıyor, ona anlat, dedi.
Anne, Ne öyle, ne öyle, İsmail de kayıtlı, nasıl anlaşacağız? diye bağırdı.
O kaydı yaptın mı? Sarpın şaşkınlığı bir kez daha alevlendi. Daha önce anne böyle bir şey düşünmezdi.
Ne olur? İsmaili evde tutmak ne kadar zor? diye anne, yanına bakıp fısıldadı.
Kırk yaşında, kendi evine sahip olmalı!
Kavga ederken kapı çaldı, İsmail öfkelenmiş gibi dışarı çıktı. Anne bir an koşmak istedi ama Sarp onu tuttu.
Anne, ne oluyor? gözlerine bakmaya çalıştı. Belki bir şey içiyor, doktora gitmeliyiz?
Ne anlıyorsun sen? aniden ağlamaya başladı. Belki de ilk defa birini sevdim! İsmail de beni seviyor! Evlenmeden nasıl yaşayacağız? gözyaşları sel gibi aktı.
Sarp, bir an için çöküp gitti. Annesi, kız kardeşi ve kendisi arasında bir seçim yapmak zorundaydı; üniversitesi de gözlerinden kayboluyordu. En büyük sorun: İsmail Amcayı nasıl uzaklaştıracaktı?
İkna etmeye, nasihat etmeye çalışan anne hâlâ İsmaile mıknatıs gibi yapışmıştı. Sarp, internetin her soruya yanıt bulabileceğini hatırladı.
Anne, ya bu adamı kapı dışına çıkarmazsan ya da mahkemeye gitmezsen, ben bir şey yapmam, kararlı bir sesle dedi.
Ne mahkeme, evlat? İsmail burada yasal bir zeminde, anne aynı kararlılıkla yanıtladı.
Bak, sen onu ben küçüklüğümde kaydettin, şimdi şartlar değişti. Düşün, Sarp geri adım atmadı.
İsmail, iki gün içinde evden ayrıldı; mahkemeye çıkmak istemedi.
Anne, gözyaşları içinde Sarpa suçlu bakışlar attı, ardından bir zamanlar olduğu gibi evden kayboldu, sevgilisiyle barıştı.
Sarp uzaktan çalışmaya başladı, memleketindeki bir firmada iş buldu. Anne bir an için aklına gelirse, Sarpı hatırlayıp gözleri dolu dolu bakıyor; ama Sarp kendi yoluna devam ediyor, bir şeyler ters gelse de bir an önce kurtulmak için hazırlıklı.




