Ayşe Yılmaz kayınvalidem, torunumu babamın adı olan Aliye vermek istediğimde Elif Yılmaz birden sinirleniyor.
Elifle aramda her zaman iyi bir ilişki vardır; birbirimizle tartışmadan, hakaret etmeden yaşıyoruz. Bazen ufak bir çekişme çıksa da çabucak uzlaşır ve kin tutmazız.
Elifin hamile olduğunu öğrendiğimde sevinçten havada uçuyorum. Çok yakında evimizde bir torun çocuğumuz olacak.
Erkek çocuğun gelmesi Mehmeti çok mutlu eder; bir erkek evlat hayalini uzun süredir kurmuştur. Çocuğun cinsiyetini öğrendiğinde hemen Ali gibi adlandıracağız der. Bizim ailemizde erkek çocukları genellikle büyükbabalarına adlandırmak bir gelenektir. Elif, bebeğin adının zaten belirlendiğini duyunca öfkeyle bağırır ve Ben adı ben koyarım, sizin fikrinize bakmayacağım diyerek bir tartışma başlatır.
Durumu sakin bir şekilde Elifle konuşmak isterim, ancak o kararın kesin olduğunu ısrarla söyler. Mehmet de beni desteklemeye çalışır, ama karısı dinlemez ve Ailemiz bizi doğum odasından çıkaracak, bebek de onlarla yaşayacak der.
Mehmet eşine iyi davranır, ona sevgi ve ilgi gösterir; fakat Elif bunu takdir etmez. Kendini oldukça bencil hisseden Elif, kocası için bile susamaz. Aile geleneklerinden bahsetmeye çalıştığımda hemen sözümü keser.
Şaşkınlıkla öğrenirim ki Elif ve Mehmet zaten bebeğin adını belirlemiş; aile işleriyle ilgili tüm kararları kendileri alacak, benim görüşümün hiç bir önemi olmadığını iddia ederler. Ben durumu farklı görürüm; bu çocuk benim torunum, ailemiz devam edecek.
Elif, ad konusuna yeniden geldiğinde kabaca Bana ne!” diye söyler. Şok olurum. Tüm kalbimi ve enerjimi Mehmete harcamıştım, şimdi onun hayatında gereksiz bir yere düştüğümü hissediyorum. Nasıl devam edeceğimi, Elifle ve kendi çocuğumla nasıl iletişim kuracağımı bilemiyorum.




