Kimseyi ziyaret etmiyorum, kimseyi davet etmiyorum, hasatımı ve aletlerimi paylaşmıyorum – köyümde beni deli sanıyorlar.

Ben kimseyi evime getirmiyorum, kimseyi davet etmiyorum, ürünlerimi ve bahçe aletlerimi paylaşmıyorumköyde bana deli dediklerini sık sık duyarım.

Böylece erken emekli olmaya karar verdim. Şehir hayatından bıktım, kalabalıktan kaçıp sessiz bir köşede yalnız başıma doğal hayatla iç içe yaşamayı, sebze, meyve ve böğürtlen yetiştirmeyi, doğal bal ile demli çay içmeyi hayal ediyordum. Bu yüzden emeklilik öncesi Kapadokyanın kırsalında, Çavuşin köyünün yakınlarında bir ev aldım.

İlkbaharda çiçekler ekip, bahçeye cüce heykelcikleri, sincap figürleri ve minik fenerler yerleştirdim. Komşularımın meraklı bakışlarıyla karşılaştım. Bir gün, sabah çiçek fideleri dikerken, yanımda durmaktan bıkan bir komşum, Ayşe Hanım, bahçeme girdi.

Petunya ekmeyi unuttum, sen de bana bir iki fidan verir misin? diye sordu. Ama ben ne sebeple bir yabancı kadına, tanımadığım birine fideleri vermeliyim? Petunyalar bakımında inatçı, zor bitkiler, sadece on tanem vardı. Sanki onun mesajını anlamamış gibi yüzüme bakıp, Ne demek istediğini pek anlamadım dedim.

Bir buçuk hafta sonra, bahçenin çitinin üzerinden komşumuz, elinde bir çapa tutan bir kadınla konuşurken gördüm; bana bakıp fısıldadıklarını düşündüm.

Günlerden bir sıcak yaz sabahı, bahçede otururken o sesle irkildim. Kadın çitin yanında durup bağırdı: Selam, evin yanından geçiyordum, bahçende olgun meyve gördüm. Ben henüz olgun meyve bulamadım. Gözlerim şaşkınlıktan büyüdü. Nasıl olur da birinin evine izinsiz girip meyve ister? dedim içimden. Ben bu meyveleri neredeyse hiç tüketmiyorum, kızım için biriktiriyorum.

Bir başka gün, kasabanın bir bakkalda şekerleme alırken, arkamda sırada duran, mahallenin diğer tarafında yaşayan Zeynep Hanım, Bu şekerlemeler kime? Çayınıza getirip ikram eder miyiz? diye sordu. Benim bu şekerlemeleri almamın sebebi ne? Tanıdığım olmayan bir kadını evime davet eder miyim? diye düşündüm.

Geçen hafta, bahçede küçük bir kürekle kazı yaparken, yanımdan geçen komşumuz Fatma Hanım, Ne alıp ne zaman aldın? diye sordu. Cevap verirken kendimi kabaca bir şey söylemek zorunda kalmış gibi hissettim.

Şehirde böyle şeyler olmaz; kimse sizi sorularla kuşatmaz, ziyarete zorlamaz, ürünlerinizi ya da aletlerinizi paylaşmaz. Ancak köyde bir komşu, Ortamda seni tuhaf buluyorlar dedi ve herkesin beni normal olmayan bir adam gibi gördüğünü söyledi.

Bende ne söyleyeyim, bir ev aldım, mahremiyetim için. Kadın komşularla dostluk kurmak, dedikodulara katılmak ya da bahçemi paylaşmak istemiyorum. Eğer onların düşündükleri bu ise, umarım beni rahat bırakırlar, bahçeme ve gönlüme dokunmadan.

Rate article
Lifequest
Kimseyi ziyaret etmiyorum, kimseyi davet etmiyorum, hasatımı ve aletlerimi paylaşmıyorum – köyümde beni deli sanıyorlar.