Bak şu, Kübra hiç anlamaz hâlâ Veliyle nasıl bu kadar zekice bir evlat çıkardıklarını. İkisi de sadece ortaokulu bitirmiş, öğretmenlerin merhameti sayesinde mezun olmuşlar. Herkesin bir yeteneği var derler; Kübranın bahçedeki her tohum bir hafta içinde çiçek açar, Velinin ise elleri altın gibi.
Çocukları dört: en büyük Kader, ikinci kız Nisan, sonra iki aynı günde doğmuş erkek Selim ve Poyraz. Poyraz işte tam bir turuncu elma, annesinin gözünde bir mucize; üç yaşında bile Nisandan daha akıllı konuşur, okula gittiğinde öğretmenler hayretle bakar, okuma, yazma ve çarpma tablolarını bir anda öğrenir, ikinci sınıfa atlar.
Belki diğer çocuklara haksızlık gibi görünür ama Poyraz Kübranın gözünde ayrı bir kıymet taşır; ev işlerinden muaf, istediği her şeyi alır, kitaplar, mikroskoplar 90ların zor yıllarında, ülke ekonomisi çöküşte, Veli de işini kaybetmiş, evdeki tek destek kaybolmuşken bile Kübra onu hiç bırakmaz, hatta şehre gönderip okumaya devam ettirir.
Komşular, Kübra, aklın neredeyse nereden geliyor, Selim su taşıyor, Nisan patates biçiyor, Poyraz da gölgede kitap okuyor derler. Ya büyüyünce ona bir bardak su verir mi? diye takılırlar. Kübra ise aldırmaz, Ne istiyorsam onu yaparım diye cevap verir.
Selim de bir gün Neden ben odun kırıyorum, o da denklemler çözüyor? diye sorar. Kübra gülerek İstersen dene bir bak der. Selim bir kitaba bakar, beş dakika oturur, sonra kapatır ve Bırakın, odun kırmak daha iyi der. En çok kız Nisan üzülür; sürekli Poyraza küçük hileler yapar: defterini fırına atar, ayakkabılarına çürük yumurta koyar. En lezzetli parçayı ona veriyorsun, o da gidecek ve seni terk edecek! diye bağırır komşuların sözlerini yineleyerek.
Poyraz üniversiteye gittiğinde evde sessizlik hâkim olur, Kübra biraz yalnız kalır. İlk başta uzun mektuplar yazar, okul hayatını anlatır; zamanla mektuplar azalmış, ziyaretler nadirlaşmış. Komşular doğru söylemiş; Kübra içi acıtsa da dışarıdan bir şey söylemez. Poyraz büyür, sorumluluk sahibi bir genç olur.
Nisan komşu köye evlenir. Kayınpederi Veli gibi hayalperest bir adamdır, sürekli yeni iş fikirleri uydurur, hep kaybeder. Şimdi bir fırın açmak istiyormuş, kredi de almış değil. Selim hâlâ evde kalır, evlenmek düşünmez, ama güzel bir arabayı hayal eder, Bir yabancı araba alacağım, ne dersin? der. Kübra ise Ne araba Selim? Çalışman lazım, hayal kurma diye yanıtlar.
Selim bir çiftlikte traktör sürer, evin işlerini yapar, sık sık kısayollar bulur, Kübranın iyi bir evladım diyebileceği bir oğludur. Poyraz nerede? Bir yıldan beri haber yok, son mektup bir iş için yola çıktığını söylüyor, nereye gittiği bilinmez.
Bir gün kapı önünde yeni bir parlak araba durur. Kübra, Acaba kaybolmuş bir misafir mi? diye düşünür, ama gürültüsü kalbini umutla doldurur. Kapıyı açıp dışarı çıkar. Arabada Poyrazı görür; iki yıl önce gördüğü şekliyle aynı, yüksek, geniş omuzlu, altın renkli saçlarıyla Veliyi anımsatır. Komşular da pencerelerden bakar, Bakın, oğul anneye gelmiş diye.
Kübra koşar, oğlunu kucağına alır, Canım evladım, senin sayesinde bütün bu çabalar boşa gitmedi der. Selim biraz somurtkan bakar, Araban güzelmiş der. Poyraz gülerek Benimki değil bu der, Senin ki! diyerek Selime anahtarları uzatır. Al, ben de belge hazırlamıştım, notere gideceğiz diyerek.
Selim şaşkın, Peki, bu kadar pahalı bir araba diye sorar. Poyraz Para değerli değil, sevgidir der. Ya Nisan? diye sorar. Kübra Nisan evlenmiş, komşu köyde, kocası çalışkan, yakında zam alacak diye açıklar. Selim, O zaman onlara da gidelim, arabayı sürerek der.
Nisan ve eşi Arda karşılar. Arda fırın açmakla övünür, Kredi yok ama biz başaracağız diye konuşur. Nisan Kredi yoksa fırın ne? Boş laflar der, Poyraz hayalperest birinin çocuğu diye bağırır. Poyraz gülerek Fırın konusunda yardımcı oluruz, ne kadar ihtiyacın varsa transfer ederim der.
Arda şaşkın bakar, Sen gerçek misin? Kardeşim bir dertçi der. Poyraz çantasından küçük bir kutu çıkarıp Nisana verir. Bu sana, Nisan. Kutuyu açınca kırmızı bir kutu içinde gözlerine benzeyen yeşil zümrüt taşlı altın küpeler çıkar. Nisan hayretle Teşekkür ederim Poyraz, Arda bana sadece bir kıyma makinesi almıştı! diye bağırır.
Kübra sessizce oturur, mutluluktan gözleri parlar. Belki bir gün Poyraz ona da bir hediye verir, küpe ya da bilezik. En iyisi, bir çamaşır makinesi olurdu. Ama Poyraz hiç hediye getirmez. Nisan annesinin doğum izninde olduğunu söylediğinde, Poyraz Kısa bir süre, Nisan. Anneni yanımda tutarım, isterse der.
Kübra şaşkın, Yanımda mı? Nereye gidiyoruz? Poyraz Bilmiyorum Ev nereye gider? der. Ev mi? Selim orada yaşayacak, yeni bir eş alacak. Ben sensiz, anne, özlüyorum. Benimle gel, beğenmezsen geri dönebilirsin diyerek teklif eder.
Kübra ne yapacağını bilemez; tüm hayatı, Veli, eşinin mezarı Ama o sevdiği oğlunun yeni bir hayatı var, tanımadığı bir yer. Acaba Veli ne derdi? diye düşünür. O anda, bir hayal gibi, Veli çadırının eşiğinde, şapkasını çevirip, elleri çetin ama sevgiyle dolu bir şekilde önünde belirir.
Kübra, neden onu bu kadar çok yetiştirdin? Daha iyi bir hayat için. Şimdi sen de o hayatı gör, ne kadar değerli olduğunu anlayacaksın. der Veli, gülümseyerek. Kübra da gülümser, Neden olmasın, gidelim.




