On üç yaşımdayken açlığımı ve utancımı gizlemeyi öğrendim.

Üç yaşında olduğumda, açlığı ve utanmayı saklamayı öğrenmiştim.
Ailemiz öyle bir yoksulluk içinde yaşıyordu ki, sabahları okula kahvaltı yapmadan çıkmak zorundaydım.
Ara derslerde, diğer çocuklar çantalarından elma, kurabiye ve sandviç çıkarırken, ben gözlerimi yere çevirip bir şey okumaya çalışıyormuş gibi yapardım; karnımın kıkırdadığını duyamamaları için başımı alçaltırdım.
Fakat en büyük acı, açlığın değil, yalnızlığın verdiği sancıydı.

Bir gün bunu fark eden bir kız çocuğu vardı.
Hiçbir söz söylemedi; sadece yarım öğle yemeğini masama koydu.
Utandım, reddetmek istedim, ama o sadece bir gülümseme ile karşılık verdi.
Ertesi gün de aynı şeyi yaptı; bir sonraki gün de yine.
Bazen bir dilim baklava, bazen bir elma, bazen de bir poğaça
Benim dünyam bir anda renklenmişti.
İlk defa, birinin sadece yoksulluğum değil, beni de gördüğünü hissettim.

Fakat bir gün ailesi başka bir kasabaya, İzmire taşındı ve bir daha okula gelmedi.
Her gün kapıya bakardım; sanki bir an girişecek, yanımda oturacak ve Al bak diyecekmiş gibi.
Ama kapı hâlâ sessiz ve boş kaldı.
Onun iyiliği, yanında kalmamıştı; içime yerleşmişti.

Yıllar geçti, ben büyük bir adam oldum.
Ara sıra, o kızın bana bir gün baharı gibi getirdiği iyiliği hatırlar, bir mucize anı gibi saklarım.
Dün, zamanı sanki durdurmuş gibiydi.
Kızım Elif, okuldan eve koşarak bana şu soruyu sordu:
Baba, yarın bana iki sandviç yapar mısın?
İki sandviç mi? şaşırdım. Sen genelde bir tane bile bitirmezsin.
Ciddiyetle bana baktı ve şöyle dedi:
Bir tanesi sınıfımdaki bir çocuğa. Bugün hiç bir şey yemedi.
Ben de o çocuğa kendi yemeğimi paylaştım.

O anda bir anda dondum.
Kızımın bu jestinde, bir zamanlar ekmeğini benimle paylaşan o küçük kızın yüzünü gördüm; dünya suskunken, o bana ekmek uzatmıştı.
Onun iyiliği hiç silinmedi.
Zamanın katmanlarından, benden geçerek bana, şimdi de kızımın yüreğine akıyor.

Balkona çıkıp gökyüzüne baktım; gözlerimden damlalar kendiliğinden süzüldü.
O anda tüm duygular bir araya geldi: açlık, şükran, acı ve sevgi.
Belki o kız beni unuttu; belki de bir daha hiç öğrenemeyecek, hayatımı nasıl değiştirdiğini.
Ama ben daima hatırlayacağım; bir iyi davranış nesiller boyu sürebilir.

Şimdi kesinlikle biliyorum ki; kızım Elif, bir diğer çocuğa ekmek uzattıkça, iyilik yaşamaya devam eder.

Rate article
Lifequest
On üç yaşımdayken açlığımı ve utancımı gizlemeyi öğrendim.