“Her Şeyi Toplayıp Yeni Bir Hayat Kurmak İçin İki Hafta: Kızları Kırılan Yalnız Bir Annenin Zor Kararı”

“Her şeyi toparlamak ve başka bir yer bulmak için iki haftanız var.” Kızlar Annelerine Kırgın

Eşim çok genç yaşta vefat etti. Kızlarım Elif ve Deryayı tek başıma büyüttüm. Hayatımda kimseye bir kez olsun şikâyet ettiğimi, halime acındığımı duymamıştır. Sabrettim, çalıştım, iki işte birden koşturdum, sadece kızlarım iyi bir eğitim alsın, hayata tutunabilsin diye.

Yıllar geçti, Elif üniversiteyi bitirdi, bir gün evimize bir delikanlı getirdi ve, Anne, bunu bil istiyorum, bu senin damadın olacak. Şimdilik kalacak yeri yok. Bir süre bizimle yaşayacak, dedi. Derken torunum dünyaya geldi. Genç aileye bir oda verdik, ben de Derya ile aynı odayı paylaşmaya başladım.

Başta bunun geçici olacağını düşündüm. Elif ve eşi biraz para biriktirir, zamanla kendi evlerine çıkar, ben de eski düzenime dönerim diye bekledim. Fakat işler hiç beklediğim gibi gitmedi. Elif de, damadım da en küçük bir çaba göstermedi. Neden göstersinlerdi ki? Başlarını sokacak bir ev, dolapta her zaman yiyecek bulununca… Sohbeti, huzuru, sıcak yuvayı da ben sağlıyordum.

Bir teşekkür görmedim. Tam aksine, zamanla evde tartışmalar baş gösterdi. Derya, Ben damadın ardında tuvalet temizlemek zorunda değilim! diye çıkışıyor, Elif ise, Küçük çocuğum var anne, bana kaldıramayacağım yük yükleme, diyordu. Damadımız ise, Çöp çıkarmak, bulaşık yıkamak benim işim değil. Bütün gün bilgisayar başındayım, zaten yoruluyorum, der dururdu.

Evdeki hava bir süre sonra öyle ağırlaştı ki, iş çıkışı eve adım atmak istemiyordum. Elife, Bak kızım, kendi evinize çıkın artık, dediğimde ise, Kredi biriktiriyoruz, gelirimiz yetmiyor ki. Ev kirası çok pahalı. Nasıl geçineceğiz? diye karşılık verdi. Hal böyle olunca, hepsi olduğu gibi üstüme kaldı.

Dayanma gücümün tükendiğini hissetmem, Deryanın da bir gün kapıdan içeri erkek arkadaşıyla girmesiyle oldu: Anne bu da sevgilim, başka şehirden geldi, bizimle yaşayacak. Nasıl yani, nerede kalacak? diye sordum. Gözüm mutfağa kaydı. Derya ise sanki hazırlıklıydı: Biliyorum mutfakta rahat etmez. Ama sen mutfağa geçsen, ben de kendi odamı kullanırım.

İşte o an tam anlamıyla taşlar yerinden oynadı. Bir kere daha anladım ki bu evde kimsenin annesinin hayatı, düşünceleri, rahatı umurumda değil. Hatta yeri gelirse, huzurevine gitmem için ellerinden geleni yaparlar. Dayanmayı bıraktım, masaya yumruğumu vurdum: İki haftanız var. Eşyalarınızı toplayın, başka bir ev bulun.

İkisi de küstüler. Sana torunlarını göstermeyeceğiz, yalnız kalacaksın, gün gelecek pişman olacaksın! dediler. Ama bu kez geri adım atmadım. Böyle yaşanmaz. Hayatı eline alma vakitleri geldi artık. Yıllardır üstlerine titredim, çalıştım, ettim, ama bunun kıymetini bilmeyenlere daha fazlasını veremem.

Yakında 50. yaşımı kutlayacağım. Kızlarım kutlamaya gelir mi, bilmiyorum. Bazen vicdanımı sorguluyorum: Ben doğru olanı mı yaptım, onları evden göndererek? Başka çarem olsaydı, belki yapmazdım. Fakat insanın da bir sabrının sınırı varmış. Sonradan anladım ki, kendime sahip çıkmazsam, kimse benim için çıkmayacak. Hayatta en büyük dersim bu oldu.

Rate article
Lifequest
“Her Şeyi Toplayıp Yeni Bir Hayat Kurmak İçin İki Hafta: Kızları Kırılan Yalnız Bir Annenin Zor Kararı”