“Eşimin annesi zengin, asla çalışmaya ihtiyacımız olmayacak!” – diye sevinmişti arkadaşım, ama hayat ona başka bir ders verdi

Kanka sana geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım, çok şaşıracaksın. Şimdi, benim bir arkadaşım var, adı Tolga. Hep o kolay yoldan, kimsenin parasına dokunmadan, üstüne bir de birilerinin imkânlarından yararlanayım derdindeydi. Hatta sırf bu yüzden, hali vakti yerinde bir ailenin kızıyla görüşmeye başladı. Kızın ismi Elifti. Ama yemin ederim Tolganın ona gerçek anlamda aşık olduğunu hiç görmedim, o yüzden bu ilişki nereye gider diye hep içime kurt düşmüştü. Tolganın asıl derdi, zengin bir eş bulunca ömür boyu keyfi çatacağına inanmak oldu.

Şimdi Elifin ailesinin durumu iyi, ama servetin kaynağı da Elifin annesi, bildiğin şehir merkezinde birkaç tane büyük mağazası var kadıncağızın. Ben bu Tolgaya defalarca dil döktüm:

Kanka, bak sen gerçekten sanıyor musun bu insanlar seni ömür boyu besler? İnsanın kendi ayakları üstünde durması, çalışması lazım, yoksa bir gün gelir yollar ayrılır, dedim.

Ama nerede bende dinleyen Boş ver ya, Elife güveniyoruz, yakında bebeğimiz olacak, ailesi de bana fena halde güveniyor zaten, diye iyice keyifleniyordu. Ne diyeyim, bu yaptığı bence hiç doğru değil. İnsan sevdiği kadına sırtını yaslayıp bütün yükü ona bırakmaz, dımdızlak bir de. Erkek dediğin çalışır, ailesine bakar.

Bir süre sonra merakımdan sordum, ne yapıyorlar, nerde çalışıyorlar diye Bir öğrendim ki, Tolga da Elif de hiçbir iş yapmıyor, evde oturup sabahtan akşama kadar bilgisayar oyunu oynuyor, dizi izliyor ya da uyuyorlarmış. Ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmuyorlar, anneleri ellerine para tutuşturuyormuş. Bir yandan hafiften kıskandım amacına ulaştı diye, ama böyle de hayat mı olur?

Tolga bir gün bana yine cilveli cilveli, Elifin annesi sağ olsun, daha çalışmaya hiç ihtiyacımız yok, sefamızdan geri kalmayacağız, diye övünüyordu. Valla uzun süre böyle sürer sandı ama hayat öyle yürümüyor tabii. Bir zaman sonra, işler bozuldu, kadıncağızın mağazalarından gelen para neredeyse yarıya indi. O da kızı ve Tolgaya bir iş teklifi yapmak zorunda kaldı.

Aradan bir ay geçti, bir akşam Tolga aradı. Sesi bambaşka, eski neşesinden eser yok. Abi, bana beş bin lira borç verir misin? İki haftaya kesin geri öderim. İş bakıyorum, başvuru yaptım bile. Şu an gerçekten çok kötü durumdayız. Cebimizde para kalmadı, dedi.

Gördün mü, işte hayalindeki hayat pamuk ipliğine bağlıymış. Sonrası malum, Tolga da Elif de şu an çalışıyor. O borcu da bana geri ödedi, helal olsun. Diyeceğim şu ki, kimsenin zenginlik hayaliyle yaşanmıyor kardeşim. İnsanın kendi ekmeğini taştan çıkarması lazım. O zaman gerçekten huzurlu olup, güvenle yaşarsın.

Rate article
Lifequest
“Eşimin annesi zengin, asla çalışmaya ihtiyacımız olmayacak!” – diye sevinmişti arkadaşım, ama hayat ona başka bir ders verdi