Hayattayken hiçbir zaman geç değildir. Hikaye
Tamam anneciğim, yarın konuştuğumuz gibi seni alıp götüreceğim. Eminim orada çok hoşuna gidecek, Veli aceleyle giyinip kapıyı kapattı.
Ayşe Hanım yorgun bir şekilde koltuğa oturdu. Oğlunun ısrarlarına dayanamayarak gitmeyi kabul etmişti. Komşu teyzeleri hayranlıkla konuşuyorlardı:
Ne kadar düşünceli bir oğlun var senin Veli. Yine seni tatile gönderiyor ne güzel
Fakat Ayşe Hanımın içinde bir huzursuzluk vardı. Neyse, yarın her şey ortaya çıkar, diye düşündü.
Ertesi sabah Veli erken geldi. Hızla annesinin valizlerini arabanın bagajına yerleştirdi, Ayşe Hanımı arabaya bindirdi ve yola çıktılar.
Ne şanslı kadın, diye konuştu mahalleli kadınlar bankta, biri oğluna yardımcı tutuyor, biri tatile götürüyor; bizim çocuklardan öyle ilgi yok
Tatil köyü şehrin dışında, yemyeşil bir yerdeydi.
Anne, burası neredeyse beş yıldızlı otel gibi, oğlunun gözlerinde bir çekinme vardı.
Vardıklarında, etraftaki banklarda hep yaşlıların oturduğunu gören Ayşe Hanım, içinde tuttuğu şüphenin boşa olmadığını anladı.
Ama ne hissettiğini belli etmedi, yüzünü asla düşürmezdi zaten.
Oğluyla göz göze geldi, Veli bakışlarını kaçırdı, belli ki gerçeği anlamıştı Ayşe Hanım.
Anneciğim, burada doktorlar var, eğlenceli aktiviteler var, sohbet var. Bir dene; şimdilik üç haftalık, sonra bakarız Veli kekelerken göz göze gelmemeye çalıştı. Ayşe Hanım ise sadece şunu dedi:
Hadi oğlum, git artık. Bana anneciğim deme, sadece anne de eskisi gibi, olur mu?
Veli rahatlamış şekilde başını salladı, yanağından öptü ve ayrıldı.
Ayşe Hanıma oda seçimi teklif edildi: yalnız mı kalmak ister, yoksa bir oda arkadaşıyla mı? O, yanına arkadaş almak istedi; düşüncelerle baş başa kalmak istemiyordu.
Hoş geldiniz, canım, koltukta oturan zarif bir hanımefendi gülümsedi sonunda yalnız kalmayacağım. Benim adım Melahat Hanım.
Tanıştılar.
Oda gerçekten beş yıldızlı otel konforundaydı, oğlu uğraşmıştı. Ortak bir salonu vardı, iki ayrı yatak odası ve banyo.
Melahat Hanım varlıklı, doksan bir yaşında yalnız bir kadındı:
Canım, yaşlandım, yoruldum, artık bana baksınlar istedim. Merkezdeki evimi kiraya verdim, burada yaşıyorum. Hem bakım, hem doktor, hem de aktiviteler var. Evimi yeğenime verdim, sonbaharda beni tatile çıkarıyor. Siz ise gençsiniz, neden buradasınız?
Ayşe Hanım gülümsedi. Ama anlatma isteği ağır bastı:
Açıkçası pek isteyerek gelmedim. Oğlum ve gelinim ayrı yaşıyor. Geçinemedik.
Benim de evim büyük aslında. Ama onlar kendi paralarını biriktirip hemen ev aldılar, benden taşındılar. Belki daha iyi olmuştur; gelinim Nigarla aramız pek iyi değildi. Başta yalnız olmak hoştu, bir an sustu, ama sağlık işte, ters tepti
Hmm, anladım, dedi Melahat Hanım bigudilerini çıkarıp aynanın önünde saçını düzeltirken, bu akşam dans var, katılacak mısınız?
Yok, teşekkür ederim, bu akşam dinlenmek istiyorum, dedi Ayşe Hanım, odasına geçti, uzandı.
Her şey doğruydu. Torunu Elif, başka şehirde okuyordu. Mezun olunca döner ve yuva kurardı.
Kendisi suçluydu.
Nigarla hiç anlaşamadılar, üstelik eleştirip duruyordu, evin işine karışmasına izin vermiyordu. Veli arada kalmıştı, ama o oğlunun annesini değil, kendisini seçmesini istemişti.
Ne kadar da gereksizmiş
Onlar taşındığında başta güzel gelmişti. Zamanla ilişkiler bile düzeldi, Veli, Nigar ve Elif sıkça ziyarete geliyordu. Ama sonra yine bir şeylerden rahatsız olmaya başladı!
Kendisi suçlu
Sanki herkes onu unuttu diye düşünmeye başladı. Hastalıklar uydurdu, kendini güçsüz gibi gösterdi. Böylece sık sık gelirler sanmıştı. Ama Veli farklı düşündü. Belki Nigarla yine tartışacaklarından korktu ya da işleri yoğundu.
Ayşe Hanım sadece kendi duygularını düşünmüştü.
Kendisi suçluydu.
Veli ona bakıcı tuttu, sonra başkasını getirdi. Oysa hiçbirini beğenmedi. Sadece ilgiyi ailesinden bekledi, ama sonuç bu oldu.
Torunu Elif, çok sevdiği torunu, başka şehirde üniversite okuyordu. Sık sık arardı:
Babaanne, yakında geliyorum, her şeyim yolunda. Sen nasılsın?
Ben de iyiyim evladım, derdi Ayşe Hanım.
Babaanne, sakın üzülme, yakında yanındayım, Elif cidden çok düşkündü babaannesine.
Kendisi suçlu
Veli’ye ilaçları karıştırıp unuttuğuna dair şeyler anlattı, gerçeği tam söylemedi.
Belki eve çağırır diye umdu.
Ama demek ki Veli çok korktu, annesi iyice yaşlandı sandı. Onlar da çalışıyor, kim ilgilenecek? İşte bu yüzden buraya getirdi.
Beş yıldızlı huzurevine.
Ayşe Hanım aynaya baktı:
Yetmişini geçmiş bir kadın ve ne olmuş? Akıl da var, güç de hâlâ var.
Kendisi suçlu. Belki de böyle daha iyi.
Yatağına uzandı ve derin bir uykuya daldı.
Ayşe Hanıma üç hafta bir ömür gibi geldi.
Oğlu Cuma günleri gelirdi. Hediyeler getirirdi, ama zaten burada her şey vardı.
Her şey çok güzel olabilirdi, eğer bu sadece bir tatil olsaydı. Ama sonsuza kadar burada kalma düşüncesi onu üzüyordu.
Bir gelişinde doktorlar oğluna şöyle dedi:
Sağlık durumu gayet iyi, biraz moral eksikliği var, ama yaşta normal, dediler.
Ayşe Hanım bir anda Velinin şaşkın ve mutlu olduğunu gördü. Oysa Ayşe Hanım sanmıştı ki herkes onun yok olmasını bekliyor.
O sırada birdenbire Elif kapıdan koşarak girdi:
Babaanne, babam senin tatilde olduğunu söyledi. Garip bir yer. Ama ben tezimi verdim, mezun oldum! Tebrik et beni! Yakında eve döneceksin değil mi? Ben döndüm, sensiz soğuk. Beraber yaşayalım mı?
Yüreği ağzına geldi Ayşe Hanımın Elif öyle içtendi ki:
Babam yarın alacakmış seni, hazır ol, eve gidiyoruz!
Ayşe Hanım sadece başını salladı, gözyaşlarını zor tuttu.
Melahat Hanım bigudilerini çıkarıp akşama hazırlanıyordu:
Canım, sizin yeriniz burası değil, evine dönmelisin, hafif bir kıskançlıkla saçını düzeltti, siz bir hanımefendi değil, evin hanımısınız, dedi ve odasına çekildi.
Ayşe Hanım eşyalarını topladı, buradan gerçekten gideceğine inanamıyordu.
Veli erken geldi. İçeri girdi, gülümsedi ve tek kelime söyledi:
Anne, ve ona sarıldı.
Arabada Elif oturuyordu, üstelik, şaşırtıcı şekilde, Nigar da vardı. Birbirlerine baktılar; Ayşe Hanımın içi ısındı:
Kendim ettim. Herkesi şekle sokmaya, yönetmeye çalıştım. Kimseye rahat vermedim. Neden böyle davrandım ki? Bakışlarına bak, merakla bakıyorlar. Bunlar benim çocuklarım
Size teşekkür ederim, diye fısıldadı Ayşe Hanım. Oğlu kapıyı açtı, arabaya bindi.
Evine doğru yol alırken, sevinç ve mutlulukla doldu artık içi.
Bu dakikadan sonra her şey farklı olacak. Artık iyiye inanıyor.
Çünkü, hayattayken hiçbir zaman geç değildir. Yaşamaya, mutlu olmaya ve başkalarını da mutlu etmeye her zaman inanmak gerekir.




