İyileri de Terk Ediyorlar

Aynada kendisine bakan Elif, otuz beş yaşında, güzel ama gözleri hüzünle dolu bir kadındı. Günümüz erkeklerinin ne istediğini anlamakta zorlanıyordu. Keşke üniversitede bu konuyu da öğretselerdi, diye düşündü. Onca senelik başarıyla aldığı diplomanın hayatı kolaylaştıracağını sanmıştı.

Elifin en büyük hayali hep mutlu bir aileye, sevgi dolu bir eşe ve tercihen üç çocuk sahibi olmaktı. Küçüklüğünden beri gözünün önünde annesiyle babasının örnek alınası aile tablosu vardı. O yüzden mutluluğu kaçırmaktan korkar gibi evlenmek için acele etmişti.

Kocası Muratla üniversitede tanışmışlardı. Murat hoş görüntüsü, atletik yapısı ve zekâsıyla arkadaş ortamlarının yıldızıydı. Bir arkadaş grubunun düzenlediği ev partisinde karşılaşıp, ilk anda birbirlerinden hoşlanmışlardı. Murat, İzmirden okumak için İstanbula gelmişti, Elif ise ailesiyle yaşıyordu.

Altı ay sonra Murat, Elife evlilik teklif etti. Elif sevinçle kabul etti. Üniversite bitince evlendiler. Murat ilk başta güleryüzlü, ilgili ve neşeli bir eşti. Bir enerji şirketinde mühendis olarak işe başlamış, Elif ise bir bankada uzman olmuştu.

Evliliğin üzerinden altı ay geçtiğinde Elifin hamile olduğunu öğrenmesiyle hayatları değişti. Fakat Muratın tepkisi onu şaşırtmıştı.

Elif, bu nasıl oldu? Kontrol altında demiştin ya?

Vallahi Murat, nasıl oldu bilmiyorum Ama ne önemi var ki? Zaten çocuk istiyorduk, belki de bu bir işarettir, böyle olması gerekiyormuş, dedi Elif.

Elif, saçma sapan konuşma. İşaret falan değil, tamamen dikkatsizlik! Daha yeni iş bulduk, şimdi kariyer zamanı, bezlerle uğraşacak vaktimiz yok, dedi Murat öfkeyle.

Elif gözyaşlarını zor tuttu. Muratın sergilediği bu tavır onu derinden sarsmıştı.

Elifçiğim, bak, belki de henüz erken Hemen çocuk sahibi olmak zorunda değiliz, dedi Murat yumuşak bir sesle omzuna dokunarak.

Elif hayretle Murata baktı.

Sakın böyle bir şeyi düşünme! İstemiyorsan, seni zorlamam. Kararı kendin ver, diye rest çekip evden fırladı.

Saatlerce sokaklarda dolaştı, olup biteni kafasında döndürdü. Büyük ve mutlu aile hayali kırık dökük olmuştu.

Günlerce konuşmadılar. Sonunda Murat özür dileyip, “Her şeyi düşündüm, baba olacağım için mutluyum” dedi. Yerinde duramayan Elif, mutluluktan havalara uçtu. Sekiz ay sonra oğulları Emir dünyaya geldi.

Elif anneliğin tadını çıkarıyordu. Emirle ilgilenmek, evi çekip çevirmek, kocasına en sevdiği yemekleri yapmak Elife huzur veriyordu. Oğulları üç yaşına geldiğinde Elif, Emiri kreşe verip işine döndü.

Genç anne uçarcasına, kendini dünyanın en mutlu insanı sayıyordu. Bu düşüncesini, etraflarında olan dostları da güçlendiriyordu. Murat ve Elifin evinde, üniversiteden arkadaşlar ailecek toplanır, keyifle saatler geçirirlerdi. Bir gün Elif yanlışlıkla Muratın erkek arkadaşlarıyla sohbetine kulak misafiri oldu.

Murat, sen bu işi biliyorsun! Hem güzel, hem akıllı bir eşin var. Çalışıyor, ev mis, yemekler şahane.

Aynen ya, dedi diğeri. Benimki para isteyip duruyor, bir de üstüne dırdırını çekiyorum.

E, ben de az adam değilim, o yüzden eşim bu kadar iyi, deyince Murat, tüm odayı kahkahalar sardı.

Fakat erkeklerin eşleri Elife farklı düşüncelerini sık sık iletirlerdi. Onların gözünde Elif fazla iyiydi, hatta bazen fedakârlıklarıysa gereğinden fazlaydı. Kimi zaman, takdir edilse de çoğu zaman anlaşılmadan yaşıyordu.

Elif bir sabah tekrar aynada kendine bakarken bir gerçeğin farkına vardı: Hayatta herkes hak ettiği iyiliği göremeyebiliyordu. İster fazlasıyla iyi olun, ister tüm gücünüzle sevilip sevmeye çalışın, yine de yolunuz ayrılabiliyordu. Önemli olan, kendiniz için de yaşamı sevmek, kendi değerinizin farkına varmak ve kendi mutluluğunuzu sadece başkalarının takdirine bırakmamaktı.

Hayat, sizin ne kadar iyi olduğunuzu değil, kendi değerinizi bildiğiniz ve ona sahip çıktığınız ölçüde güzelleşiyordu.

Rate article
Lifequest
İyileri de Terk Ediyorlar