Dönüm Noktasındaki Yazlık: Kızı Hakkını Geri Aldı

Elif, bak gerçekten durum vahim, dedi Fikret Bey, gözlüğünün camını silerken iç çekerek. Aylin iki aydır başımın etini yiyor.

Kıbrısta rastladığı bir eğitim programı varmış, Deniz için çok uygunmuş. Hani bizim oğlan

Çocuğa iyi bir başlangıç vermeliyiz diyor, İngilizceye ağırlık vermesi şartmış. Ee, para nerede?

Biliyorsun kızım, şimdi işsizim.

Elif yavaşça babasına baktı.

Sen de çözümü yazlığı satmakta mı buldun? dedi sessizce.

Başka ne yapabilirim ki? babası birden toparladı kendini, öne doğru eğildi. Yazlık zaten bomboş duruyor. Aylinin orada canı sıkılıyor, sivrisinekten geçilmiyor diyor.

O, hâlâ tapuda yazlığın benim olduğunu sanıyor. Satıp bir ferahlayacağız sanıyor.

Bak kızım, sen akıllı birisin. Şöyle yapalım: Yazlığı şimdi resmi olarak sat, yıllar önce bana verdiğin parayıtek kuruşuna kadargeri alırsın.

Ama üstündeki kârı, güncel piyasa değerinden gelen fazlayı bana vereceksin, aile arasında, güzel güzel.

Sana bir zararı dokunmaz, değil mi? Kendi paranı geri almış, bir de babana el uzatmış olursun.

Babam davetsiz geldi bu sabah. Son yıllarda aramız oldukça açıktı; zaten onun ikinci bir ailesi vardı, kendi derdi tasasındaydı, büyük kızı olarak ben pek onlara dahil değildim.

Gelişinin sebebini tahmin etmiştim, yine para isteyecek sandım, fakat teklif gerçekten garipti.

Baba, on yıl öncesini bir hatırlayalım mı? dedim cevabını beklemeden. Ameliyat ve tedavi için bana gelip para istemiştin.

Hatırlıyor musun?

Fikret Bey homurdanarak yere baktı.

Eski defterleri açmanın ne gereği var şimdi? Tedavi oldum, şükür.

Eski mi? Başımı iki yana salladım. O zamanlar yıllardır biriktirdiğim param vardı. Ev almak için beş yıl kıt kanaat biriktirmiştim.

Hafta sonları ek iş yapıyor, tatile gitmiyor, harcamalarıma çok dikkat ediyordum. Sonra sen geldin Ne birikimin kaldı, ne başka bir şey. Ayline kavuşmuşsun, oğlun Denizi büyütüyorsun.

Tüm birikimimi aldın, baba!

Elif, mecburdum! Başka ne yapabilirdim ki? Yoksa sokakta ölecek miydim?

Sana yardım etmeyi teklif etmiştim, devam ettim, babamı dinlemeden. Ama açıkça söyledim: Paradan ve evsiz kalmaktan korkuyordum.

Sonuçta senin resmiyette bir varisin var, Aylin. O beni o yazlığa adım attırmazdı.

O zaman günlerce pazarlık yapmadık mı? Sen Sen bana güvenmiyor musun? diye alındın, senet yazmak istemedin.

Ben sadece bir güvence istedim.

Güvenceni aldın işte! Fikret Bey araya girip sesini yükseltti. Satış yaptık, yazlık senin oldu.

Sana yok pahasına sattım, tedaviye harcanan kadarına.

Ama anlaştık: Kullanacağım, para bulursam geri alırım dedik.

On yıl geçti baba, on yıl! Bir kere olsun geri almak istedin mi? Bir kuruş geri verdin mi? Hayır.

Tüm yazlarını orada geçirip domateslerini ektin, odun yaktınhepsinin parasını ben ödedim.

Vergisiyle, çatısını üç yıl önce yenilediğimde de uğraştım.

Sen yazlıkta tatil yaptın, ben krediyle boğuşurken.

Fikret Bey alnını sildi.

Elif çalışamadım, biliyorsun. Kimyadan sonra toparlanmam zaman aldı, yaş ilerledi, kimse iş vermedi.

Aylin de onun da ruhu hassas, ofiste bunalıyor.

Zor geçiniyoruz, ancak internetten sattığı birkaç şeyle ayakta kalıyoruz.

Hassas ruh ha? dedim, mutfağı sinirle adımlayarak. Ya ben? Ben dayanıklıymışım demek!

İki işte çalıştım, hem krediyi hem de senin yazlığını çevirdim.

Şimdi Aylin, yazlığı satıp oğlunu Kıbrısa göndermeye karar verdi, öyle mi?

Benim yazlığımı baba! Benim!

Elifciğim, resmiyette senin tabii Ama geçici bir çözümdü. Sonuçta babanım ben! Sana hayat verdim! Kardeşinin hayalleri varken şimdi metrekareye mi takılıp kalacaksın?

Kardeş mi? Olduğum yerde durdum. O çocuğu iki kere gördüm. Hiçbir zaman doğum günümü kutlamadı. Aylin, acaba hiç denk gelip bana Nasılsın, iyi misin? dedi mi?

Hâlâ Fikretin fabrikaları var, bir ara sıkıntıya düştü sadece diye konuşuyor değil mi?

Ona gerçekleri anlatmadın bile, baba.

Fikret Bey gözlerini kaçırdı.

İyi olsun istedim Üzülmesin dedim. Eğer taşınmazı başkasının üzerine geçirdim desem kıyameti koparırdı.

Başkasına mı?

Elif, lafı büyütme! Babam sinirlenerek bağırdı. Sana iş teklif ediyorum! Bak, yazlığın değeri beş kat arttı.

Yatırdığın üç milyon lirayı alıyorsun, o zamanlar ameliyata harcanan para. Mantıklı değil mi? Kalan yedi milyonu bana veriyorsun.

Denizin yolu açılsın, Aylinin dişini yaptıralım, arabam eskidi, yenisini alayım.

Sen nasıl olsa İstanbulda evini aldın, kendini garantiye aldın, bize de yardım et!

Babamı tanıyamadım. O eskiden bana masallar okuyan kişi gitmişti.

Hayır, dedim kısaca.

Ney hayır? Donup kaldı babam.

Yazlığı satmıyorum. Üstü bana, altı sana diye de bir şey yok.

Yazlık hem hakkım hem de vicdanım gereği bana ait.

On yıldır ücretsiz yaşadın, sağlığına kavuştun, doğanın keyfini çıkardın. Bunu sana bakmam olarak say.

Ama bundan sonrası yok.

Ciddi misin? Fikret Beyin yüzü kıpkırmızı olmuştu. Babandan son kalan şeyi de mi esirgeyeceksin?

Ben olmasam o yazlığı deden yapmazdı!

Evet, dedem. Şimdi görseydi senin yazlığı sırf abuk sabuk Kıbrıs kursları için yok ettiğini, mezarında ters dönerdi.

Elif, ne yapıyorsun! Yerden kalktı babam, sesi titredi. Bana borçlusun! Ben seni büyüttüm! Yardım etmezsen Herkese anlatırım ne kadar bencil olduğunu!

Ayline de anlatırım, gelir burada olay çıkarır!

Mahkemeye veririz, satışı iptal ettiririz! Sen hastalığımı kullanıp taşınmazımı elinden aldın!

Acı acı gülümsedim.

Denemekte özgürsün. Hastane faturaları, banka dekontları bende duruyor.

Satış sözleşmesi noter huzurunda, imza senin, sağlık raporun var.

Aylin, yazlığın satıldığını duyarsa çok şaşırır. Çünkü oğlu daha okula başlamadan önce satmıştın.

Ona miras kaldı diye yalan söylemiştin, değil mi?

Elif Kızım, lütfen bak. Şu an Aylin çok hassas bir dönemde.

Gerçekleri öğrenirse beni kapı dışarı eder. Benden 15 yaş küçük, bunca zamandır yalnızca istikrar için benimle.

Yazlık yoksa, para yoksa, ben de yokum. Yaşlılığımda beni sokaklarda bırakmak ister misin?

Bunu daha önce düşünseydin ya? İçimde öfke kaynadı. On yıl çalışmadın, Aylini borca soktun, bana yardım edeceğim dedin, altından başka işler çıktı.

Demek yardım etmeyeceksin? Dikleşti Fikret Bey. Sana büyüyüp yetiştirene kadar

Eve git baba. Ayline gerçekleri anlatmak tek çözüm.

Al başına çal o yazlığı! dedi çıkarken. Artık bir baban yok, unut numaramı!

Gitti. Gülümsemekten kendimi alamadım: Sanki vardı ya!

Babam yediğim yedi yaşında terk etti beni.

***

Cumartesi sabahı telefonum çaldı. Numara yabancıydı.

Alo?

Elif mi orası? Sesi hemen tanıdım, Aylindi. Kimsin sen böyle, kız?

Fikreti kandırdığın yetmedi mi? Her şeyi anlattı!

İmza attırmışsın, ameliyattan yeni çıkmışken kafası karışıkken!

Aylin, günaydın, dedim sakince. Bağırmadan konuşabilir miyiz?

Ne günaydını! Dava açıyoruz!

Avukatımız bu satışın iki dakikada bozulacağını söyledi. Baba hasta, sen fırsatçılık yaptın, aile yadigarını gasp ettin.

Seni mahvedeceğiz!

Lütfen dikkatlice dinle. Fikret Bey sana kendi hikâyesini anlattı. Ama ben, ödediğim tüm tedavi faturalarını, bütün banka transferlerimi sakladım.

Üstelik yıllar boyunca bana ettiği teşekkür mesajları duruyor; orada ‘Sağ ol kızım, yazlık sende, içim rahat’ yazıyor.

Mahkemede ne olur, sence?

Sessizlik oldu, Aylin böyle bir tepki beklemiyordu.

Açgözlü fısıldadı. Sana kendi evin yetmedi mi? Kardeşinin hakkını da mı alacaksın? Denizin okuması lazım!

Denizin çalışması lazım, dedim. Ben onun yaşındayken bunu yaptım.

Ve sen, Aylin, gerçekleri öğren bence. Sözde hisseleri vardı ya, onlardan bahsetmişti değil mi?

Hangi hisseler? Sesi titredi.

Bana yardım için gönderdiğim paralardan söz ediyorum, onları ‘hisse geliri’ diye sana anlatıyordu.

Bankada bak yeter, yalanı çıkacak. Benden para istiyordu hep, hastalığı bahaneydi.

Ben borç içinde kendi babamı kurtardığımı sanıyordum, aslında

Aylin telefonu kapadı. Akşamına babamdan üç kelime geldi: Her şeyi mahvettin.

***

Cevap yazmadım. Birkaç gün sonra yazlıktaki komşulardan öğrendim ki Aylin büyük bir kıyamet koparmış.

Evdeki eşyaları pencereden atıp polise kadar iş gitmiş.

Meğerse Aylin, yazlığın satılacağına inanıp oğluna yeni başlangıç masrafı için yüklü kredi çekmiş.

Babam evi terk etmiş. Boşanma davası açılmış, Aylin bütün yalanları öğrenince.

Deniz ise sıkıntı nedir bilmediği için hemen sevgilisine taşınıp, Baba kendi düşünsün, demiş.

Babam şimdi nerede bilmiyorum. Ve öğrenmeyi de düşünmüyorum.

Rate article
Lifequest
Dönüm Noktasındaki Yazlık: Kızı Hakkını Geri Aldı