Emekliliğime bir gün kala, kocam yeni bir hayat kuracağını açıkladı

Emekliliğe adım attığım gün, Ahmet bir anda başka birine gidiyorum dedi. Ben ne bayıldım ne çığlık attım, bir tabak da kırmadım. Sadece kabanımla, çantamı dizlerimin üzerine koyup sandalyeye oturdum ve onun diş fırçasını seyahat çantasıyla paketlediğini izledim. Her şeyi planlamıştı, bekliyordu. Ben ise naifçe yeni, huzurlu bir döneme başlayacağımızı düşünüyordum.

Son aylarda sık sık Artık dinleneceksin, çok hak ettin diyordu. Hafta sonları bahçeye, göle kaçamak, alarm olmadan uzun kahvaltılar vaat ediyordu. Ama o sabah, kahve ve tebrik yerine tek bir cümleyle, plan değişikliği gibi bir duyuruyla geldi: Gidiyorum. Uzun zamandır başka birisiyleyim. Seni zor duruma sokmamak için işini bitirmeni beklemek istedim.

Bir an ne söylediğini kavrayamadım. Akşamki iş arkadaşlarımın iyi dilekleri, pastanın üzerindeki gülme, pastadan çatalın çenesine düşen şeker kırıntısı hâlâ aklımdaydı. Yine de yere oturdum, hala kabanlı, çantam dizde, onun diş fırçasını paketlediğini izlemeye devam ettim. Her şeyi önceden düşünmüştü, bekliyordu. Ben sadece yeni, sakin bir hayatın kapısını aralayacağımızı sanıyordum.

Aylar boyunca Şimdi dinlenebilirsin, hak ettin diyordu. Hafta sonu köyde, gölde, alarm olmadan uzun kahvaltılar sözü veriyordu. Bugün ise kahve ve kutlamalar yerine, Gidiyorum. Uzun süredir başka birini seviyorum. Seni zor durumda bırakmak istemedim diye bir cümleyle karşılaştım.

Bir süre ne dediğini anlamadım. Düşüncelerimde hâlâ dün işyerindeki arkadaşlarımın kutlama sesleri, pastanın üzerindeki gülüş, şeker kırıntısının çenesinde kalması dönüp duruyordu. Her şey çok sıradan görünüyordu. Şimdi ise bir şey kalmamıştı. En kötüsü ise Ahmetin yüzünde bir pişmanlık ya da kırılma izi yoktu; sanki omuzlarından bir yükü atmış gibi bakıyordu.

Sadece çıktı. Anahtarları masaya bıraktı, arkasına bakmadı. Beni nasıl ayakta tutacağımı sormadı bile. Bizim hayatımız birbirine örülmüş, faturalar, kararlar, alışverişler, hafta sonları Hepsini birlikte yapardık. Ya da en azından ben öyle sanıyordum.

Kapı kapandığında uzun bir sessizlik içinde oturdum. Öğle öğleniydi, hâlâ kabanlı ve botlu, çanta dizde, hareketsizdim. Düşünceler bir çılgın gibi dönüp duruyordu, ama hiçbiri durmak istemiyordu. Tek bir soru sürekli geri dönüyordu: Bu gerçekten oluyor mu?

İlk günlerde kendime bu bir kriz, bir dalgınlık, yakında akla gelecek diye telkin ettim. Ahmeti aramaya çalıştım, cevap vermedi. Kısa, duygusuz bir mesaj attım: Bir şeye ihtiyacın olursa evdeyim. O da yanıt vermedi.

Bir hafta sonra gerçekten ayrıldığını anladım. O kadının, ne olduğunu bilsem de, hayatında uzun zamandır olduğunu fark ettim. 35 yıllık evliliği bir anda yeni bir aşk yüzünden bitirir miydi? Hayır. Bu bir plan, beklenen bir anın sonuçuydu.

Her şeyi analiz etmeye, işaretleri bulmaya başladım. Öğle yemeklerinde eksik bakışları, balık tutmaya gittiği hafta sonları, yanımda uyumadığı, kanepede ya da televizyon önünde uyuyormuş gibi davranışları Belki de o kadınla konuşuyordu.

En kötüsü bir hafta sonra, bir tatilde tanıdığım bir arkadaşla karşılaştığımda geldi. Şok olmalı, diyor, gözyaşlarıyla. Ama o zaman da zaten onunla görüşüyordu, değil mi? diye sordu. Ben ona deli bakarak, Ne diyorsun? diye cevap verdim, o da Senin bilmene gerek yoktu diye çalkantılandı.

Ben hiçbir şey bilmiyordum. Çevremdeki komşular, tanıdıklar, hatta şehrin diğer ucundaki kuzenim, hepsi konuyu biliyordu. Sadece ben inanıyordum evimiz, evliliğimiz, günlük hayatımız hâlâ var olduğuna. En acısı bu aldatmanın değil, çevrenin beni kör ettiğini hissetmekti. Merhamet mi, yoksa kayıtsızlık mı?

Aylarca belirsizlik içinde yaşadım. Yemek yiyemez, uyuyamazdım. Sabahın erken saatlerinde bir şeylerin kötü olduğunu hisseder, hatırlamaya çalışırdım. Sonra bir kez daha aynı acı, aynı bıçak aynı yere saplanmış gibi geri gelirdi.

Kimseye anlatmaktan utanıyordum. Telefonları açmaz, kapıları açmazdım. Günde bir kez, aynı rotada, aynı saatlerde yürüyüşe çıkar, kimseyle karşılaşmamaya çalışırdım. Zaman her yarayı sarar gibi sözleri duymak istemezdim; çünkü zaman bir şey iyileştirmiyordu.

Bir gün posta kutusuna bir zarf düştü. El yazısı hemen Ahmete ait olduğunu anladım. Zarfı hemen açmadım, bir saat masada bekledi. Sonunda çayımı alıp okudum:

Biliyorum ki affını hak etmiyorum. Ama bilmeni isterim ki, seninle hayatımın büyük bir bölümünü geçirdim ve uzun yıllar gerçekten mutluydum. Sonra bir şey değişti ve bunu sana söyleyemedim. Seni sevmediğim için değil, seni artık saygı duymayacağımdan korktum. Şimdi anlıyorum ki, kendi kendime saygısızlık ettim. Her şeyi bu şekilde öğrenmeni istemiş olmamın üzüntüsü büyük.

Bu bir aşk mektubu değildi; bir korkaklığın mektubu. İçinde pişmanlık vardı ama gerçek bir özür yoktu. O sadece kaçtı. Ben ona bir destek, bir dayanak, günlük yaşamın bir parçası olduktan sonra, kendini tanımadığı, kırışıklıkları ve eksikleri olmayan birine koştu.

Ben onu tanıyordum, yıllarca sevmiştim. O sevgi en derin yarağım oldu.

Zamanla yeniden yaşamaya başladım. Eskisi gibi ikili değil, kendi başıma. Küçük adımlarla, ömür boyu sürecek planlar olmadan. Elimde bir kitap, kendi bahçem, arkadaşlarımla kaçamaklar. Başkasının beklentilerine göre şekillenmek zorunda değilim.

Mutlu olduğumu söylemek istemiyorum, bu çok kolay olurdu. Ama artık bir şeyi biliyorum: hiçbir şey sonsuza kadar garanti değil. İş, evlilik, aşk Hepsi geçici. Bu, denememeyeceğim anlamına gelmiyor.

On yıl daha farkında, kendi yolumda yaşamayı tercih ederim; otuz yıl boyunca birinin yalnız ihtiyaç duyduğu anlarda var olmanın hüznü yerine. İnsanlar ne derse desin, 60lı bir kadın sadece torunları ve pazar çorbası düşünür dese de, ben çömlek kursuna kaydoluyorum. Tek başıma, kendim için.

Artık kimseye nedenini açıklamaya çalışmayacağım. Hayatım normaldi, şimdi de hiç normal değil. En kötüsü şu ki, Ahmet pişman ya da kırılmış görünmüyordu; sadece omuzlarından bir yükü atmış gibi. Tekrar kapı kapanınca oturup, kafamı toparlamaya çalıştığım o sessizlik hâlâ içinde. Şimdi düşündükçe, Bu gerçekten oluyor mu? sorusu hâlâ bir bumerang gibi dönüyor.

Rate article
Lifequest
Emekliliğime bir gün kala, kocam yeni bir hayat kuracağını açıkladı