Biraz daha kendime geldikten sonra, annemden bir süre ses gelmedi, sonra içini çekip şöyle dedi:
Ay Gülcan, Fadime öyle aceleci bir kadındır ki… Kafasına bir şey koydu mu, döndürülmez. Onu da anla, Elifi okutmak istiyor, başını sokacak bir yeri olsun diyor…
Ama onun hesabı kimden çıkacak? dedim ve aynada kendime baktım.
Karşımda, yorgun, saçları dağılmış bir kadın vardı.
Ayten Hanım, lütfen onları durdurun. En yakın otobüs durağında insinler, dönüp evlerine gitsinler. Ben onları karşılamam. Evi de vermem.
Yavrum, ben onları nasıl durdurayım? annem-in-law neredeyse ağlamaklı oldu. Onlar çoktan yola çıktı. Fadime kaç paket kredi aldı o okula, ev kiralamaya hiç paraları yok. Bütün umudu senden yardım almaktı. Yahu, ne olur şu kiracıları çıkar, sana ne zararı var? Kan bağınız, canınız ciğeriniz o kız
Kan mı? Elifi, sizin yeğeninizi, iki kere ya gördüm ya görmedim! Ben başkalarını sokağa mı atacağım, annemle babamın ilaç parasından mı keseceğim, kızımın kursuna mı engel olacağım, Fadimenin öyle isteği var diye?
Cebimde mesaj sesini duydum. Paltoyu üstümden çıkarmadan telefonu açtım. Mesaj Fadimeden gelmişti, annemin kız kardeşinden.
Gülcan, merhaba! Otobüsteyiz. 19:40ta bilet aldık, sabah İstanbulda olacağız. Elifle bizi alırsın.
Tek kişilik dairenin adresini at, geçen sefer yazamadık. Anahtarları nereden alalım?
Donakaldım. Üç kez okudum mesajı. Hangi tek kişilik daire? Hangi Elif?
Anne, niye daldın yine? Kızım Zeynep koridordan seslendi. Acıktım.
Bekle kuzum, ben geliyorum, diye kızımın başını okşadım, yine bakmadan telefona.
Hemen Fadimeyi aradım. Telefonu jet gibi açtı; arka planda otobüsün gürültüsü ve kahkahalar vardı.
Alo, Gülcan! sesi fazla sevinçliydi, inanamadım. Mesajı aldın mı? Sürpriz yapalım dedik, yemek derdiyle uğraşma diye, yiyeceğimizi kendimiz alırız.
Fadime, bir dakika, ne oluyor? Nereye geliyorsunuz?
Nereye olacak, İstanbula! Elif üniversiteyi kazandı ya, baharda söylemiştim. Burs çıkmadı ama paralı okuyacak.
Her şeyi topladık, senin eve yerleşmeye geliyoruz.
Benim… hangi? Resmen çarpıldım. Altı senedir kiraya verdiğim ev mi? Fadime, aklınız başınızda mı?
Aman abartma! Ses tonu birden sertleşti. Altı yıl önce babandan sana o daire kaldığında masada oturuyorduk, hatırladın mı?
O zaman Elife okurken kalacak bir yer olur demiştim. Sen de sustun! Hep ona güvenerek bekledik.
Ben sustum çünkü çok saçma bulmuştum o lafı! neredeyse bağırdım. O daireye kimseyi sokmam.
Orada bir aile yaşıyor, çocukları var. Sözleşmemiz var. O evin kirasıyla annemle babama ilaç alıyoruz, Zeynepe kurs parası çıkıyor.
Bilet alırken hiç mi düşünmediniz?
Biz akrabayız diye düşündük! Fadime bağırdı. Şehirli oldunuz, akrabalık falan umrunuzda değil mi artık?
Yeğenini garajda mı bırakacaksın? Eşine sordun mu? O, akrabalarına sahip çıkmayan kadın olduğunu bilsin!
Eşim Bursada işte zaten! Telefonları zar zor çekiyor. O ev benim, Fadime. Anlamıyor musun?
Benim babaannem yaptı o evi, bana kaldı. Sertaçın hiçbir hakkı yok o evde.
Vay vay vay! Elif, duydun mu? Amcanın karısı bizi istemiyor. Ama olur, gelince konuşuruz.
Kapatıyorum. Yarın garajda görüşürüz.
Kısa bip sesleriyle telefon kapandı. Şoktayım.
Zeynep, mutfağa geç, dolapta kabak mücveri var, kendin ısıt, dedim titreye titreye ve tekrar annemi aradım.
Ayten Hanım telefona geç açtı.
Evet kuzum, ne oldu?
Siz, kız kardeşinizin kızıyla birlikte İstanbulda benim dairemi işgal etmeye geldiğini biliyor muydunuz?
Ee… Fadime dedi bir şeyler, ama ben anlaştınız sandım, dedi çekinerek.
Kiminle anlaştık? Koridoru adımlamaya başladım. Altı senedir o ev kirada. Parasını annemle babama gönderdim hep, siz biliyorsunuz.
Diğer yarısı Zeynepin kurslarına gidiyor. Bunu neden anlatmadınız onlara?
Bağırma bana, dedi. Sesi kırgın çıktı. Ben ne bileyim kendileriyle çözün. Yeter ki Sertaça bir şey deme, erkek başı zaten gergin işte.
Telefona sinirimden atıverdim. Sertaç aile krizlerine elini bulaştırmaz ama annesi ya da teyzesi olursa bambaşka olurdu.
Olur Gülcan, onlar köyden, şehir hayatı farklı, derdi. Kafaya takma, biraz idare et…
Eşimi aramayı denedim: Aboneye ulaşılamıyor. Tabii. Gerçekten ihtiyacım olduğunda daima ulaşılamaz.
***
Mesele tam bir skandala dönüştü. Fadime sabahın beşinde defalarca aradı, beni uyanıp yanına gitmemi istedi.
Yorgunuz, karnımız aç! Soğuk ayrıca, üşüdük. Hala uyuyor musun? Kalk bakalım! On beş dakikaya burada olacaksın!
O kadar yorgundum ki bir an kimle konuştuğumu anlamadım. Sonra:
Bırakın peşimi! Ne geliyorum ne de size ev açıyorum. Haydi güle güle, kafamı şişirdiniz.
Onuncu aramadan sonra telefonu engelledim.
Kızı Elifin numarasından ardı ardına aradılar; onu da engellemek zorunda kaldım.
O gün boyunca annem-in-law Ayten Hanım, tekrar tekrar aradı: Rica etti, yalvardı, şantaj yaptı, akrabaları kırmamı, hatta Sertaça anlatacağından bahsetti.
Akşam üstü Sertaç çıkıp geldi, habersiz.
Gülcan, ne oldu aranızda? diye sordu hemen. Annem arıyor, ağlıyor, teyzemi kapı dışarı etti diyor.
Uyarı bile vermediler. İlk geldiklerinde evi boşaltmamı ve Elife ücretsiz, yıllarca vermemi istediler!
Bu normal mi sence? Aklınız başınızda mı? Zaten annende kalıyorlar şimdi.
Sen niye geldin?
Annem çağırdı, dedi, başı önünde. Fadime de delirdi aradı, aradı.
Belki gönlünü alsak? Yurda yerleşene kadar…
Başımı salladım.
Sertaç, yurt falan yok. Hiç başvurmamışlar bile. Fadime evleri hazır sanmış; benimkini!
Farkında mısın? Arayış bile yok, doğrudan kendi evimize gidelim mantığında geldiler.
Annem dedi, altı yıl önce söz verdin…
Taziye evinde takılmıştı o laf. Umursamadım bile.
Fadime çıldırdı. Diyor ki, artık bizimle görüşülmüyor. Annemlerde de kalmadılar, üniversiteye uzakmış.
Ben de on bin lira gönderdim, oda tuttular…
Olsun! dedim masaya vurarak. Hayatımın en iyi haberi. O para için de kavga etmeyeceğim. Kurtulduk ya, tamam.
Sertaç içini çekip gözlerini indirdi.
Gülcan, oda tuttukları yer fena. Fadime bağırıyor, böcek var, komşular serseriymiş.
Öğrensinler. İstanbulda yaşamak istiyorsan, çalışacaksın. Senede bir bayram mesajı bile göndermediğin akrabadan mucize beklemeyeceksin!
Yatak odasına yürüdüm, Sertaç arkamdan geldi.
Gülcan, ayıp ama… Sanki onları ortada bıraktık gibi.
Kötü bir şey olsa? O komşular saldırgan olursa? Hiç mi acımıyorsun Fadimeye?
Aniden ona döndüm:
Sertaç, benim bir kızım var. Anne-babam var. O ev de rahmetli babaannemin alın teriyle kazanılmış bir yer.
Sırf 600 kilometre ötede aklına esti diye elden çıkaracak değilim.
Neden acıyacağım onlara? Söylesene.
Sessiz kaldı, devam ettim:
Aç mısın? Gel yemek ısıtayım. Ve bu konuyu burada kapatıyoruz. Yardım edeceksen kendi maaşından yaparsın.
Ama ev yine de kirada, kimseyi çıkarmam. Son kararım.
Tamam. Haklısın. Herhalde benim ailem gelse ve senin annenlerin evine Biz buraya on yıl yerleşeceğiz dese, ben de istemezdim.
Sertaç duş alırken telefona tekrar baktım. Kayınvalidemden okunmamış bir mesaj:
Gülcan, böyle yapılır mı? Fadime üzüntüden hasta oldu. Biraz yiyecek götür bari.
Bolca götür, birkaç hafta idare etsin.
Et, sebze, meyve, çikolata. Kahve, çay, temizlik malzemesi, sıvı yağ.
Balık da olur. Konserve alma, Fadime yemez. Adres:…
Blokladım onu da. Birkaç gün daha siyah listede kalsınlar, sakinleşsinler.
***
Gece nispeten huzurlu geçti, kimse aramadı.
Fadime sabah tam 7de kapıya dayandı.
Kapı ziliyle uyandım. Sertaç uyuyordu, ben açtım.
Kapı açılır açılmaz başladı:
Hah! Sen burada sıcakta yatıyorsun, mis gibi battaniyelerde!
Bir an olsun düşündün mü Elifle ben nasıl geçirdik geceyi?
Berbat! Tavandan böcekler düşüyor, oda buz gibi, kir pas.
Sağda bütün gece bağırıp şarkı söylediler, solda kavga çıktı!
Hiç mi utanman yok? Akrabana bu rezilliği reva mı görüyorsun?
Bak canım, kavga etmek istemiyorum. Kiracıları çıkarmaya uğraşma, yoksa, biz sana taşınırız!
Üç odalı evde bir oda bulursun bize, hem iki kişiyiz!
Zaten fazla kalmam, 3-4 ay, belki yarım sene, Elif alışınca biz kendi evimize çıkarız.
Donup kaldım.
Sakın bir daha gelme kapıma! Kavga etmek istemiyorsan yolunu unut. Polis mi çağırayım? Çağırırım, iş çıkartırım size.
Fadime birden kıpkırmızı oldu, korktum.
Ya sana da… İstanbula gelen havadan mı böyle küstah oldun?
Umarım kızın ömür boyu temizlikçi olur, eğitim yüzü görmez!
Dur, yakında benden yardım dileneceksin de gör! Hiç unutmam bunu!
Kapıyı suratına kapattım. Birkaç dakika daha bağırdı, sonra gitti.
***
Bu kavgayla kayınvalidemle de aramız bozuldu, Ayten Hanım bir daha aramadı bile.
Sertaç tabii annesini görmeye gidiyor, yardımını da esirgemiyor; arada Zeynepi de götürüyor, ama bizim eve artık adım atmıyor.
Kendi adıma ferahladım; bir mesele daha eksildi hayatımdan.




