Kısmet Elini Uzattı

Kanka, anlatayım sana bir öyküyü. Elif’in hayatı baştan bir fırtına gibi başladı. Ailesi dışarıdan bakınca her şey yolunda gibiydi; babası Mehmet, annesi Ayşe, evdeki sıcaklık tam bir aile tablosu gibi. Ama altıncı sınıfa başladığında Elif, evde bir şeylerin kırıldığını, bir şeylerin ters gittiğini fark etti. Babası içkiye, annesi de ona katıldı. Lise sonuna geldiğinde anladı ki, bu çamur çukurundan çıkarmak artık mümkün değildi; ebeveynleri bir bir dipte kalıyordu.

Bazen ebeveynler birbirine bağırır, o sırada kızları Elif de ortada kalır, acılarını ona yansıtırlardı.

– “Neden bana bunlar, ben ne yaptım?” diye ağlardı Elif, mutfağın köşesindeki bir dolap arkasına saklanıp, gözyaşlarıyla.

Babası bir akşam geç saatte ona bağırırdı: “Hadi dışarı çık, markete gidip çikolata al!” diye; Elif karanlıkta dışarı çıkmak istemez, babası da bu yüzden ona bir yumruk çekebilirdi.

Annesi ise bir çare bulur, “Komşumuz Defne’nin evine git, bir şey ister, bizim bir şeyimiz kalmadı” derdi kapıdan iterek.

Lise onuncu sınıfa geldiğinde Elif artık karanlıktan korkmazdı; akşamları babası ve annesi içki içtiği zaman evden kaçıp köyün kenarındaki terkedilmiş bir kulübeye saklanırdı. Ertesi sabah erken, defterlerini toplayıp okula koştururdu.

Bir gün karar verdi:

– “Liseden mezun olur, köyden kaçar, şehre gider, belki bir meslek yüksekokuluna girerim. Ama önce birikim yapmam lazım; her kuruş, her lira biriktirmeliyim.”

Bu planı gizlice yürüttü, zor birikim yaptı ama bir şeyler birikti. Mezuniyet belgesini alıp, düşük notlarıyla zor bir okulda bile geçebildi. Kaçak bir çanta içinde biriktirdiği parayı alıp, büyük bir şehre, İstanbul’a gitti, hiçbir şey söylemeden. Gözünde sadece bir şey vardı: eğitim alıp, iyi bir hayat kurmak, bir aileye sahip olmak.

Şehir ona soğuk davranmıştı. Bir meslek yüksekokuluna başvurdu, ancak notları yüzünden kabul edilmedi. Ücretli eğitim de yoktu; cebinde 200 lira bile yoktu. Hayalleri kırıldı, otobüs durağının yanındaki bankta oturdu, düşüncelere daldı. Çevrede koşuşturan kalabalığı izlerken kendi içinde bir ses duydu:

– “Herkesin bir hedefi var, herkes bir şey için koşuyor. Ben ise nereye gideceğimi bilmiyorum. Parası da yok. Eve dönmek de istemiyorum, ne olur da orada bekleyen bir şey var? Burada kalacak da bir yer yok.”

Tam karanlık çökerken yanına bir kadın yaklaştı; yaşlı, elinde bir çanta taşıyan, tombul bir teyze.

– “Kızım, ne duruyorsun burada? Seni dışarıda gördüm, bir şey mi oldu?” diye sordu.

Elif gözyaşları içinde, “Köyden geldim, okula giremedim, para yok, ne yapacağımı bilmiyorum,” dedi.

– “Burada da kimsen yok mu?” diye sordu teyze.

– “Hayır. Eve dönmek de istemiyorum, babam ve annem sadece içki içiyor, dönsem aynı hâle dönerim,” diye cevap verdi.

– “Ağlama, anladım seni. Yola çıkmaya karar vermişsen, bir çözüm bulacağız. Ben Nuran Hanım, ya da Nuran teyze diye seslenirler,” dedi teyze. “Ben de bir zamanlar evsiz kalmıştım, çocuğum beni terk etti, şimdi bir otelde temizlikçi olarak çalışıyorum.”

Elif, Nuran teyzenin samimiyetine inandı ve onunla yola çıktı. Yolda, Nuran teyze eski bir kızını anlatmaya başladı: “Kızım Selin bir tren garında konduktörlük yapıyordu. Bir işadamı tanıdı, para istedi, birlikte bir iş kurmak istediler. Ama ben sadece bahçemdeki sebzelerle, keçimle, tavuklarımla yetiniyorum. Evimi sattım, biraz para biriktirdim ama o adam beni kandırdı, kızım ortadan kayboldu. Ben temizlikçi olarak istasyonda iş buldum, yurt odası aldım. Seninle bir şeyler yapacağız.”

Nuran teyze oteldeki küçük odasına getirdi Elif’i. Elif yorgun, iştahı olmadan bir şeyler yedi. Nuran teyze şöyle dedi:

– “Sabah seni kafenin müdürüne götüreceğim, istasyonun yakınında bir kafe var, sürekli eleman arıyorlar. Sen genç, güzel, enerjiksin. Orada iş bulursan, burada da kalabilirsin. Belki şansın dönüp gelir, bir erkek de karşına çıkar.”

Elif, Nuran teyzenin yardımını kabul etti. Kafede çalışan genç müdür, Ahmet, ona bir iş teklif etti, bir odada bir odada, bir oda ayırdı. Ahmet sık sık ona küçük hediyeler veriyordu; ruj, maskara, ucuz bir parfüm. Elif, Ahmet’e ilk görüşte aşık oldu; daha önce hiç bir erkekle çıkmamıştı. Ahmet bir akşam iş çıkışı onu yurt odasına götürürken:

– “Otura otura arabaya bin, götürürüm, yorgun düşmüşsün,” dedi.

Elif’in yüzü kızardı, kalbi çarpmaya başladı. “Şansımı mı buldum?” diye düşündü.

Bir hafta sonu, yurt dışında genç bir adam, Mert, ona yaklaştı:

– “Selam, burada mı oturuyorsun?” dedi.

– “Evet, ikinci kattayım,” diye yanıtladı Elif.

– “Ben de Mert, uzun yollar sürücüsüyüm. Köyden geldim para kazanmak için, ama bir gün köyüme geri döneceğim. Sen de köyden misin?” diye sordu.

Elif, Mert’in sadece bir arkadaş olmasını istedi, ama Mert ona köydeki hayatı anlatıyor, şekerleme getiriyor, ama ikisi sadece arkadaş gibi kalıyordu.

Ahmet, Elif’i bir daireye taşıdı ve gizlice buluşmaya başladılar. Bir gün Ahmet, Elif’e ciddi bir açıklama yaptı:

– “Elif, ben evliyim. Ama seni çok seviyorum, ihtiyacın ne olursa olsun karşılayacağım. Yazın seni denize götüreceğim.”

Elif, bu sözler karşısında uçtu; Ahmet’in evli olmasını umursamadı, sadece sevgisini hissetti. Bir süre sonra hamile olduğunu anladı ve Ahmet’e haber vermek istedi. Ahmet eve geldiğinde:

– “Ne diyorsun?” diye bağırdı. “Ben zaten bir ailem var, iki çocuğum var. Bu çocuğu istemiyorum!” dedi ve bir paket para bıraktı. “Üç gün içinde bu işten kurtul, yoksa.”

Elif, Ahmet’in sözlerine inanamıyordu. Nuran teyze ona şu sözleri hatırlattı: “Şehrin peşinden koşanlar çok, ama mutlu olan çok az.”

Elif, çantasındaki parayı posta kutusuna atarak yurt odasına döndü, Nuran teyze ona çay ikram etti:

– “Kızım, bu hayat sana zorluklar çıkaracak ama sabırla dayanırsan, kader bir gün elini tutar,” dedi.

Tam o anda Mert, “Elif, geri döndün mü?” diye seslendi, elinde çikolata paketleriyle. Elif gözyaşlarına boğuldu, Mert ona çay ikram etti, dinledi. Mert, “Sana yardım ederim, markete giderim, bir şey eksikse tamamlarım,” dedi.

Mert, Elif’e yeni bir umut verdi. Kısa bir süre sonra Mert ve Elif köye geri döndü, bir ev aldılar, ikinci katı bile yaptılar. Şimdi bir kızları var, iki yaşındaki bir oğulları da. Mert köydeki tarlada çalışıyor, Elif evdeki bahçeyi, tavukları, keçiyi yönetiyor. Mutlular, birlikte bir hayat kurdular. İşte böyle, her birimizin kaderi farklı, ama sabırla bekleyenler sonunda ışığını bulur.

Seni de böyle bir dostluk ve umut dolu bir hikayeyle teselli ederim. Umarım bir gün sen de kendi mutluluğunu bulursun. Selam.

Rate article
Lifequest
Kısmet Elini Uzattı