Bir SOKAK KEDİSİ, komadaki milyarder iş insanının odasına GİRDİ SONRASINDA OLANLAR HEMŞİRELERE VE DOKTORLARA BİLE AÇIKLANAMAYACAK BİR MUCİZEYLE SONUÇLANDI
Sokak kedisi, komadaki milyarder iş insanı Kemal Şahinin odasına giriyor ve mucize başlıyor. Kemal Şahin tam üç aydır hiç kıpırdamamıştı. Doktorlar, onun derin bir bitkisel hayat halinde olduğunu, uyanma şansı neredeyse olmadığını söylüyordu. Ailesi ise artık elli yıllık emeğiyle kurduğu şirketin ve paranın ne olacağı konusunda tartışmalara başlamıştı. Tam o sırada, 312 numaralı odanın aralık kalan penceresinden içeri, boylu boslu, zayıf, kahverengi-beyaz benekli bir sokak kedisi süzüldü.
Kimse kediyi görmeden odaya girmişti. Akşam ilaçlarını vermek için odaya giren hemşire, kediyi Kemal Beyin yüzünde patisini gezdirip okşarken buldu. Allahım! diye çığlık attı ve elindeki tepsiyi yere düşürdü. Ses koridorlarda yankılandı. Ancak kedi, korkmak yerine usulca miyavlamaya, komadaki adamın yüzüne sevecenlikle dokunmaya devam etti. Hemşire kediyi çıkarmak için atıldıysa da, hayvan pençeleriyle çarşafa iyice yapıştı ve gitmemekte ısrar etti.
Çık dışarı, hadi bakalım! diye hemşire uğraşırken, gürültüyü duyan doktor içeri girdi. Dr. Erdem Demirtaş, hastanenin en iyi nörologlarından biri sayılan, 32 yaşında genç bir doktordu. Kapıda durup olanları dikkatle izledi. Bir dakika, dedi hemşireye eliyle dur işareti yaparak. Şu yüzüne bak. Kadın kafasını çevirdiğinde, Kemal Beyin sağ yanağından yavaşça bir gözyaşı süzüldüğünü gördü.
Tek bir damla, yanağında huzurla süzülüyordu. Bu imkansız, diye mırıldandı doktor, yatağa yaklaşırken. Derin bitkisel hayattaki biri duygusal gözyaşı dökemez. Cebinden fenerini çıkarıp hastanın göz bebeklerine baktı. Hiçbir tepkime yoktu. Ama o damla oradaydı, yastığı ıslatıyordu. Ailesini arayacağım, dedi hemşire hâlâ şaşkınlıkla. Kedi ise şimdi daha yüksek sesle, adeta birini çağırırmış gibi miyavlamaya başladı.
Dr. Erdem, hayvanı bir süre daha izledi. Sanki kedinin adamla başka bir bağı vardı. Şimdilik kalmasına izin ver, dedi. Ne olacağını görmek istiyorum. Telefon hastaneden gece saat 11de çaldı. Kemal Beyin kızı Lale Şahin, evde moralini toparlamaya çalışıyordu. Ekranda hastanenin numarası çıkınca cevaplamak istemedi; kapatsam mı, uyuyor gibi mi yapsam diye düşündü. Ama içinden bir hisle telefonu açtı.
Lale Hanım dedi hemşirenin sesi, Acilen hastaneye gelmeniz lazım. Babanızla ilgili bir şey oldu. Kalbi bir anda hızlandı. O kadar küslüğe, kırgınlığa rağmen bu cümle yumru gibi midesine oturdu. Vefat mı etti? diye sordu sesi titreyerek. Yok, o değil. Ama acil gelmelisiniz. Fazla bir şey sormadan telefonu kapattı, çantasını ve anahtarları alıp dışarı çıktı, hatta arkasında kapıyı tam bile kapatmadı.
Hastaneye varmak ona sonsuz gibi geldi. Her kırmızı ışık asırlık bir bekleyişti. Yolda babasını en son ne zaman ziyaret ettiğini düşündüüç hafta, dört hafta geçmişti, sayısını unutur olmuştu. Sonunda hastaneye varıp koridorlarda koşturdu, 312 numaralı odanın kapısı aralıktı, içeriden sesler geliyordu. Derin bir nefes alıp içeri girdi. Karşısında zayıf, benekli bir sokak kedisinin babasının yanına sokulup kuyruğunu salladığını gördü.
Ve Kemal Şahin, yani üç aydır hareketsiz babası, başını kediye doğru çevirmişti. Burada neler oluyor? diye sordu Lale. Dr. Erdem ona döndü. Lale Hanım, biliyorum garip gelecek ama, bu kedi babanızda bir tepkiye neden oldu. Hayvan geldiğinde, Kemal Bey gözyaşı döktü. Gözlerimle gördüm. Babam aylarca komada kaldı. Gözyaşı dökemez, dedi Lale şaşkınlıkla.
Ben de aynısını düşündüm. Ama vardı. Ayrıca başı eskiden diğer tarafa dönüktü. Şimdi kediye döndü, dedi doktor. Lale, hâlâ inanamasa da yatağa yaklaşırken, kedi başını kaldırıp onu dikkatle süzdü. O gözlerde tuhaf bir tanıdıklık vardı. Sonra hafızası canlandıbu kediyi daha önce görmüştü. Fısıltıyla, İmkansız, dedi. Bu hayvanı tanıyor musunuz? diye sordu doktor. Lale ağır ağır başını salladı. Babam, şirketin bahçesinde bir kediyi beslerdi. Yıllar önce Ofise uğradığımda birkaç kez görmüşlüğüm var. Sıradan bir sokak kedisi sanmıştım. Dr. Erdem notunu aldı.
Duygusal bir bağ olabilir, bunu hafife alıyoruz galiba, dedi. Lale yatağın başına oturdu. Kedi olduğu yerde, Kemalin yanında, usul usul mırlamaya devam etti. Ne zamandır böyle? diye sordu Lale. Kediyi bulduğumuzdan beri iki saat geçti, dedi hemşire. Çıkarmaya çalışınca çarşafa tutundu, gitmek istemedi.
Lale babasına baktı. Endişeyle gerilmiş, yıllarca paradan ve işten başka bir şey düşünmemiş yüzü şimdi daha sakin, huzurlu görünüyordu. Bırakın burada kalsın, dedi şaşırarak. Babam tepki veriyorsa, kalsın. Sevgili dinleyiciler, eğer hikayeyi beğeniyorsanız lütfen beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın. Bu biz yeni başlayanlara çok destek oluyor. Devam edelim.
Sonraki günler tuhaftı. Kedi her sabah aynı aralıktan geliyordu. Hastane görevlileri ona su ve mama bırakmaya başlamıştı. Lale, artık sık sık hastaneye uğrayıp bu imkansız sahneyi izliyordu. Sonra, babasının özel sekreteri Perihan Hanımı aradı. Eğer biri kediyle ilgili bir şey biliyorsa, oydu. Perihan Hanım, Kemalle on beş yıl çalışmıştı, rutinini en iyi bilenlerdendi.
Kafeye zamanında geldi. Yaşlı, zarif, gözlüğünü altın bir zincirle boynunda taşıyan bir kadındı. Canım Lale, baban nasıl? dedi sarılarak. Aynı Ama garip bir şey oluyor. Odasında bir kedi beliriyor. Perihanın yüzü değişti, gözlerinde eskiye dair bir özlemle karışık bir şaşkınlık belirdi. Kahverengi beyaz benekli, uzun koca kuyruklu bir kedi mi? Evet! Tanıyor musun? Perihan, şekersiz kahvesini karıştırırken iç çekti.
Baban her sabah o kediyle olurdu. İşe başlamadan, şirket otoparkına bir poşet mama götürürdü. Orada 20 dakika kediyi severdi, konuşurdu. Onunla dertleşirdi Kediyle mi dertleşirdi? Evet. Bazı sabahlar yanından geçerken duyardım. Kimseyle paylaşamadığı sıkıntılarını, pişmanlıklarını ona anlatırdı. Sanki dert ortağıydı. Lalenin içi sızladı. Yıllarca yanında canlı baba olduğunu sandı ama hiç bu tarafını tanımamıştı.
Öyle bir hassasiyeti varmış da ben bilmiyormuşum dedi. Felç geçirdiği gün otoparka indim. Belki yine oradadır, ben beslerim diye. Ama kedi yoktu. Sonra tekrar çıkmadı. Şimdi hastanede. Sanki gereğini hissetmiş, dedi Perihan. Babanın yanında olması gerektiğini biliyor sanki. İki kadın bir süre sessizce kahvelerini karıştırdı, Lale babasıyla ilgili her şeyi tekrar düşünüyordu.
Perihan Abla, neden babam insanlara açılamazken bir kediye açılıyor? diye sordu sonunda. Perihan gözlüklerini çıkartıp camlarını silerken, Baban hayatta zorluklar çekti Lale, dedi sessizce. Her şeyini didinerek kazandı, ama çok şey kaybetti. Hem annenle hem kardeşinle, hem de seninle arası bozuldu. İnsanlar yargılar, bir hayvan ise sadece dinler. Lalenin gözleri yaşardı. O da yıllardır kırgınlıkta ısrar etmiş, babasını anlamaya çalışmamıştı.
O akşam hastaneye döndüğünde bu kez bambaşka bir tabloyla karşılaştı. Amcası Hakan, Dr. Erdeme bağırıyordu: Koca yoğun bakım odasında başıboş kedi mi tutulur? Hijyen sıfır! Risk Ama hastamız, kedi geldiğinden beri iyileşme belirtileri gösteriyor, dedi doktor. Düzenli, kayda değer farklılıklar var. Umurumda değil! Şirketin işleri artık bana ait, bu hayvanı buradan çıkarın! Lale içeri dalıp kapıyı kapattı. Senin herhangi bir yetkin yok, amca. Ben kızıyım, ben karar veririm. Kedi kalacak.
Amcası hırsla, Görünmeyen kız, şimdi iyi evlat rolünde deyince, Lale suçlandığını bilse de geri adım atmadı. Eğer babama faydası varsa, bu kedi burada kalacak. Hakan güldü. Sen hiçbir şeyin farkında değilsin. Baban asla uyanmayacak. Bunu ne kadar hızlı kabullenirsen, o kadar iyi Lale öfkeyle, Sana iyi gelen, babamın yokluğu, dedi. Sanırım işleri yönetmek kolay oluyor.
Derin bir sessizlik oldu. Hakan bakışlarını kaçırdı. Neden bu kadar kediyi çıkarmaya meraklısın? Babamı neden acilen ehliyetsiz ilan etmek istiyorsun? Amcası cevap vermeden dışarı çıktı. Dr. Erdem, Ailende işler karışık, dedi yavaşça. Bilemezsin, diye mırıldandı Lale. Yanındaki kedi mırladı, başını uzattı. Lale kedinin sırtını okşadı. Bunu nasıl başardın dostum? Hiçbirimizin yapamadığını
Sonraki günlerde Lale, babasının hayatını araştırdı. Eski çalışanlarla konuştu. Herkes Kemalin daha önce bilmediği iyi yanlarını anlatıyordu. Bina görevlisi Osman Dede, Kemalin oğlunun üniversite masraflarını sessizce üstlendiğini söyledi. Muhasebeden Şefika Abla, şirket sahibinin zor durumdaki personele habersiz yardım ettiklerini açığa çıkardı.
Neden bunları gizliyordu? diye bir gün Perihana tekrar sordu. Çünkü korkuyordu, dedi kadın. Zayıf gözükmekten, insanların onu kullanmasından. Çok yoksulluk çekti Lale, güvenmek kolay olmuyor. Lalenin kafasında taşlar yerine oturdu. Babasını eksik tanıdığını fark etti.
Sonra bir gece fırtına koptu. Lale hastanedeyken rüzgar, gök gürültüsü, yıldırımlar hâkimdi. Kedi huzursuzlaşıp odada volta attı. Çıkmak mı istiyorsun? dedi hemşire. Dur, gitme! dedi Lale. Ama kedi bir anda atladı, açık pencereden fırtınaya karıştı. Lale koşup baksa da hayvan karanlıkta kayboldu. Hayır! O kediyi bulun! dedi. Dr. Erdem, Bu yağmurda sokakta kedi aranmaz. Yağmur bitince döner, dedi.
Ama kedi o gece de gelmedi. İki, üç gün sonra hala haber yoktu. Bu süre içinde Kemalin durumu kötüleşmeye başladı. Hayati değerler azaldı, nefesi zayıfladı. Dr. Erdem bir sabah, Sanki hayata tutunduğu şey kayboldu, dedi.
Dördüncü günün sabahı Lale dayanamadı, sokağa çıkıp kedi aradı. Görmediği mahalleleri dolaştı, her köşe başında kediyi çağırdı. Bakışlar önemsizdi, o yalnızca hayvanı bulmak zorundaydı. Yağmur durmuş, hava kasvetliydi. Bir sokaktan cılız bir miyav duydu. Koştu. Bir yaşlı kadın yerde yatağa uzanmış, yaralı kediyi okşuyordu. Yardım edin lütfen, dedi kadın. Dün buldum, araba çarpmış olabilir. Lale hemen yanına çöktü. Kedi yorgun ve acı çeker haldeydi. Arka bacağı anormal açılıydı.
Onu veterinere götüreceğim, diye kediyi üstüne montunu sararak aldı. Bekleyin, dedi yaşlı kadın. Bu kediyi tanıyorum. Babana mama veren kedi değil mi? Lale kadına dikkatle baktı, onda bir tanıdıklık vardı. Siz babamı nereden biliyorsunuz? Yıllar önce sizin evde çalışan Gültenim ben.
Gülten Hanım, Laleye çocukluğunda annesinden çok kol kanat germişti ama bir gün ansızın işten ayrılmış, bir daha araları olmamıştı. Gülten Hanım, şehirde olduğunuzu bilmiyordum. Gitmedim, gidecek yerim yoktu. Kediye baktı. Benimle gelir misiniz? Kediyi veterinere götüreceğim, sonra konuşalım.
Gülten Hanım kabul etti, birlikte arabaya binip en yakın veteriner kliniğine gittiler. Kedi acı içinde inliyordu. Genç veteriner Dr. Serhat, kediyi hemen muayene etti. Bacağı kırık, dedi. Ayrıca susuz ve zayıf. Ameliyat ve bakım şart. Ne kadar tutar? diye sordu Lale. Yaklaşık 13 bin TL dedi veteriner. Yüklü bir meblağ. Lale yıllardır biriktirdiklerini harcamaktan çekinmedi: Ne gerekiyorsa yapın. Ödeme benden.
Kedi ameliyata alınırken, Lale ve Gülten Hanım bekleme salonuna oturdu. Yılların suskunluğu dolmuştu aralarına. Neden gittiniz Gülten Hanım? diye sordu duygulu Lale. Ben gitmedim kızım, gönderildim. Annene ve Hakan Beye ait konuları yanlışlıkla öğrendim, babana anlattım. Beni kovmakla tehdit ettiler. Baban savunmak istedi, ama annen olay çıkardı. Sonunda bana sus payı verdiler, gitmek zorunda kaldım.
Lalenin dünyası başına yıkıldı. Babam affetmek istedi, seni aradı ama gururdan görüşmedim, dedi yaşlı kadın gözyaşıyla. Yıllarca küskün kaldım. O şimdi komada ve ben de arayamadım. Lale, Gülten Hanıma sarıldı. Herkesin yanlışları vardı. Kedi, ameliyattan iyi çıktı. Birkaç gün gözetimde kaldıktan sonra, Lale izinle hastaneye götürdü.
Dr. Erdem, babanın durumu kötüleşiyor, dediğinde, Lale kediyi taşıyıcısıyla odaya soktu. Hayvan hafif aksayarak Kemalin yanına gidip sesli mırlamaya başladı. O anda Kemalin eli hafifçe kıpırdadı. Doktor, Bu inanılmaz, diyerek kontrole koştu.
Takip eden günlerde, kedi yanından ayrılmadıkça Kemalin her gün biraz daha iyiye gittiği görüldü. Lale sık sık babasına hastane odasında geçmişi anlattı, öğrendiklerini aktardı. Seni yanlış yargıladım baba, başka bir insan olduğunu sandım, dedi. Babası insanlığı, zaafları ve iyilikleriyle tamamlamış biriydi aslında.
Babası hakkında daha da çok öğrenmek isteyen Lale, ailenin eski avukatı Necati Beyle konuştu. 70lik usta hukukçu kasada saklanan belgeleri çıkardı. Bunlar babanızın sırrıydı. 65 yaşında açıklayacaktı, başına bu geldi. Belgelerde, malvarlığının yarısının eğitime, hastanelere ve yoksullara bağışlanacağı yazıyordu. Milyonlarca lira.
Amcam biliyor mu? dedi Lale. Kimse bilmiyor, bir tek siz ve ben. O gece Lale kafası dolu eve döndü. Sabahı Necati Bey aradı. Hakan Bey buraya gelip babanızı ehliyetsiz göstermemi istedi. Yetkiyi vermeniz gerek. Dikkat edin Lale Hanım, yoksa tüm planlar suya düşer. Lale hemen davrandı, Necati Beyin ofisine gitti. Hakan içerideydi. A! Artık şirket işlerine mi karışıyorsun, yoksa kedinin peşinde misin? diye alay etti.
Ne yaptığını biliyorum. Babamı işten saf dışı bırakıp şirketin başına geçmek istiyorsun. Bunu başaramayacaksın. Amcası sertçe yaklaştı. Çocuk aklınla ticaret yönetilmez. Şirket yönetimini bana bırak. Necati Bey tartışmayı izledi. Laleninse elinde belgeler vardı. Ben ayakta tuttum bu şirketi, ne yaptığım önemli değil mi? dedi Hakan. Ayakta mı tuttun, yoksa usulsüz para mı aktardın? dedi Lale. Amcası bir anda kaskatı kesildi. Bunu kim söyledi?! Önemli değil. Ben biliyorum ve babam uyanınca hepsini öğreneceksiniz.
Hem şirketin muhasebe kayıtlarını, transferleri, usulsüzlükleri tek tek topladı Lale. Avukata teslim etti. Bunlarla dava açabiliriz, dedi Necati Bey. Bekle, babam uyansın, her şeyi öğrenmek onun hakkı, dedi Lale.
Her gün biraz daha iyiye giden Kemal, bir gün gözlerini açtı. Baba! diye bağırdı Lale, doktoru çağırdı. Adam gözleriyle Laleyi tanıdı. Henüz konuşamıyor ama anlamlı kafa hareketleriyle iletişim kurabiliyordu. Kedi, hemen yanına sokulup başını Kemalin eline sürdü. Adam, zorlukla kedinin tüylerine dokundu. Akabinde yanaklarından bir damla yaş süzüldü.
Bu senin dostun, değil mi baba? dedi Lale. Adam başını salladı. O benim dostumdur. Beş sene önce otoparkta bulmuştum onu. Yalnız kalınca sadece onunla konuşabiliyordum. İlk cümlesini kurduğunda herkes rahatladı: Dostum, beni buldu, dedi. O zamandan sonra Kemalin kim olduğu, neden böyle davrandığı ortaya döküldü. Çocukluktan fakirlikle başlamıştı, bir iş insanının ona şans vermesiyle bugünlere gelmişti. O bana hayat verdi, ben ise başkalarına dokunmalıydım. Ama kabuğuma çekildim, insanları uzaklaştırdım, dedi.
Amcası Hakan, sonunda karşılarına oturtuldu. Kemal tekerlekli sandalyedeydi artık, karşısında Lale ve Hakan. Beni ve şirketi dolandırdın mı? dedi. Hakan başını öne eğdi. Sen her şeyin iyisiydin, ben gölgendim. Hep ikinci plandaydım. Ailem, saygınlığım vardı ama bunu yok sayıp hırsı, parayı tercih ettim. Kemal: Seni affediyorum. Çünkü ben de hatalıyım. Kardeşliğin ne olduğunu öğretmedim.
Hakan gözyaşıyla şirketten ayrılmaya razı oldu. Ardından Kemal, bağış planlarını hayata geçirdi. Malvarlığının yarısıyla okullar, hastaneler, hayvan destekli terapi merkezi kurdu. Merkezde, Dostum köşesinde kedisiyle birlikte, ihtiyaç sahipleriyle zaman geçiriyordu. Lale şirket yönetimini devralıp daha insani, kapsayıcı bir ortam kurdu. Eski çalışan Gülten Hanım, artık aile dostu olmuştu. Hakan da başka bir şehirde mütevazı bir hayat kurarak huzur buldu. Kemal ise Hayatta insanların birbirine uzattığı el, en değerli mirastır, diyerek herkesin hayatını değiştirdi.
Bir yıl sonra büyük bir kutlama yaptı Kemal. Dostum kucağında, yanında kızı Lale, etraflarında sevdikleri Bu küçük kedi bana sevginin, affetmenin, hayatta asıl önemli olanın sahiplenmek, bağ kurmak olduğunu gösterdi, dedi kalabalığa. Gece boyu sadece sevdikleriyle var olmanın huzurunu yaşadı.
Aylar geçtikten sonra Dostum, Kemalin dizinde usulca uyudu ve bir sabah huzur içinde hayata gözlerini yumdu. Evin bahçesine, mezarına bir fidan diktiler. Lale, bir gün başka bir benekli kedi bulup babasına götürdüğünde Kemal gülümsedi: Hayat böyle devam ediyor. Sevgi de…
Aslında tüm mucize, bir kedinin koşulsuz sevgisinde, bir kızın babası için verdiği mücadelede ve affetmenin dönüştürücü gücündeydi. Kemal Şahin dev bir servet kurmuştu, ama asıl mirası ardında bıraktığı iyiliği, sevgiyi ve yeniden bağ kurma cesaretiydi. Ve bu, bir sokak kedisinin, gerçek hayatın içinden kopup getirdiği hikayeydi.




