Komşularımız, evde kimin sözünün geçtiğini göstermeye karar verdi. Hem de hiçbir sebep yokken.
Beş yıl önceydi. O zamanlar eşimle birlikte iki çocuğumuz vardı ve hepimiz küçücük bir odada yaşıyorduk. Elbette ailemiz büyüdükçe daha geniş bir eve ihtiyaç duyuyorduk. Ancak o sıralar bu konu hep lafta kalıyordu.
Fakat üçüncü çocuğumuzun yolda olduğu haberini alınca, artık daha geniş bir yaşam alanı bulmamız şart olmuştu. Tek seçeneğimiz sahip olduğumuz evi satıp üzerine biraz daha para koyarak şehrin kenar semtlerinden en az üç odalı bir daire almaktı.
Ve öyle de yaptık. Evi satıp eski bir apartmanda istediğimiz o üç odalı, güzelce yenilenmiş daireyi aldık. Sadece eşyalarımızı taşımamız yetti, başka hiçbir şeye gerek kalmamıştı.
Hayatımız gayet güzel gidiyordu ta ki üst katlarda yaşayan komşular bir araya gelip apartmanda kimin yönettiğini bize göstermek isteyene kadar.
Sürekli bir şikayet, sürekli bir sitem vardı.
Apartman giriş kapısı neden bu kadar uzun süre açık kaldı?
Taşınırken eşyalar indirip bindiriyorduk, haliyle kapıyı açık tutmamız gerekti.
Arabayı neden benim penceremin önüne park ediyorsun?
Ben birinci katta oturuyorum, kendi penceremin önüne koyuyorum, yukarısı zaten sizin pencereniz, ben ne yapabilirim ki?
Bir sonraki şikayet ise iyice abartılıydı:
Senin çocuklar anaokulundan dönünce evi birbirine katıyor, gürültüden duramıyoruz. Çizgi film izletiyorsun.
Yukarıda oturan sizsiniz, çocuklarım size nasıl rahatsızlık verebilir ki?
Sabır taşımı çatlatan son olay ise hamile eşimle kavga etmeye kalkmalarıydı. Doğuma bir ayı kalmışken bir öğleden sonra ben evde yokken gelip eşimin kapısını çaldılar. Kadınlar yüksek sesle bağırıp şikayet etmeye başladılar.
Konuşmaya geldik.
Buyurun, ne oldu?
Eşiniz sigara içmek için dışarı çıkarken apartmana tanımadığımız bir adamı aldığına şahit olduk. O adam kapı kapı dolaşıp diyafon anahtarı çoğaltmak istediğini söyledi.
Eşim sigara içmez ki… (Gerçekten de içmem, hayatımda hiç içmedim.) Üstüne bir de şu korkutmayı eklediler: Eğer o adam anahtarı çoğaltırsa herkesin kapısını açar, apartman emniyeti kalmaz.
Eve gelip olanları öğrenince, komşuların kapısını çalıp kendilerine hem kibar, hem de net şekilde; bir daha bu tarz davranışlar istemediğimi söyledim…
O günden sonra komşularımızla aramız idare eder oldu, gerçi artık kapıda selam vermiyorlar ama sorun da çıkarmıyorlar.
Hayatta bazen istemediğin durumlarda kendini savunmak gerekebiliyor. İnsanların haksız baskılarına karşı sakin fakat kararlı olmak, huzurunu korumanın en önemli yoludur. Komşuluk, en başta karşılıklı saygı ister; bu unutulmamalı.




