Eşim arkadaşına aldığı hediye ile karşılaşınca aile akşam yemeğini iptal ettim

Aldığı hediye paketini gördüm; kocam çalıştığı yerdeki bir meslektaşına almış ve aile akşam yemeğini iptal ettim.

İdil, aklın kaçtı? Bu kadar et de ne? Bir tabur asker beslemek ister gibi davranıyorsun, biz sadece sade bir aile yemeği planlıyoruz diye bağırıyor Veli, market kasasında domuz boynu paketini konveyöre koyarken. Tavuk da alabilirdin; daha sağlıklı, iki kat ucuz olurdu.

Velinin arkasında duran İdil omzundaki çantanın askısını düzelterek ağır bir nefes verir. Bu konuşma her bayram, doğum günü öncesi tekrarlanır. Veli işte herkesin önünde kendini övüp başarılarından bahsederken, evde tam bir cimri olur; her kuruş sayılır, fazladan bir yoğurt aile bütçesine saldırı olarak görülür.

Veli, bu senin 50. yıl dönümün fısıldar İdil kasiyerin duymadığı bir tonda. Anne baban, kız kardeşin eşi ve fabrika arkadaşların gelecek. Sadece haşlama tavuk ve patatesle masayı süsleyemem; misafirler ne düşündü?

Misafirler ne düşündüğünü bilir; önemli olan sohbet, karnı doyurmak değil homurdanır Veli, ama bir kez daha eti konveyöre bırakır, sıradaki kadının alaycı bakışını görür. Tamam, al. Ama salatalarda tasarruf et; karides ve avokadoyu çıkart, klasik bir Rus salatası ve vinaigrette yeter.

Alışverişin sonunda poşetlerle omuzları yüklenir. İdil iki ağır poşeti taşırken, Veli yalnız bir poşetteki alkol şişelerini çalçalar. Sırtını sürekli eski bir askeri yaralanma bahane ederek korur; anneannesinin köydeki evinde çimento torbalarını tek başına taşımıştı hâlâ.

Eve girince, iki gün kala doğum günü hazırlıklarına koyulurlar. İdil menüyü kağıda döker: bu akşam soğanlı jelatin, yarın sabah kek tabanları, diğer tüm yemekleri ise büyük günde hazırlayacak. Yemek yapmayı sever ama son yıllarda keyif almaz; Veli sürekli çok yağlı, az tuzlu ya da neden böyle değiştiriyorsun? diye eleştirir.

Akşam, jelatin tencerede sarımsak ve defne yaprağı kokusunu yayarken Veli haber izlemek için yatak odasına geçer. İdil yalnız mutfakta bulaşıkları yıkar, 45 yaşına yaklaşmanın farkına varır, iki kez yırtılan kış çizmelerini düşünür. Sezon bitecek, sonbaharda indirim var belki diyerek yeni çizmeler almaktan vazgeçirir Veli.

Sabah Veli işten çıkar; lojistik müdürü olarak büyük bir ticaret şirketinde çalışır. Maaşı gayet iyidir, ama İdil neredeyse görmez. Ortak bütçe diye adlandırdıkları düzenlemeyle Veli faturaları ve arabasını öder, İdil ise hemşire maaşıyla market, temizlik, kendi kıyafetleri ve geniş aileye hediyeler alır. Kalan para Veli gizli bir kasada saklar; emeklilik ya da hayalim diye adlandırdığı bir kutuya koyar, şifresi sadece ona aittir.

İdil bir gün giriş holündeki dolabı toz alır; üst raflarda eski şapkalar, kış atkıları ve mevsim dışı ayakkabılar vardır. Bir tabureye çıkar, en arka köşeye uzandığında bir çekmeceyi iterek bir paket çarpar; değerli bir kuyumcu mağazasının parlak çantası ortaya çıkar.

Kalbi bir an için atar. Veli ona bir sürpriz mi yapıyor? Bir ay sonra onun da doğum günü var; belki ona bir şeyler almıştır. Titrek elleriyle çantayı açar, içinde lacivert kadife bir kutu bulur. Kutuyu açtığında altın bir bilezik parlar: ince işçilik, topaz benzeri taşlarla süslenmiş, paha biçilmez gibi görünür. Yaklaşık elli bin TL değerinde olduğu akla gelir.

İdil kutuyu göğsüne bastırır, gözlerinden yaş süzülür. Kocasına karşı duyduğu öfkeyi, onun cimri olduğunu düşündüğünü kendine sorar; ama o, sadece bir şeyler harcayabildiği için bir hediye almış. Bunun için utanır, geçen akşamki kızgınlığını pişman olur.

Kutunun dibinde bir çeki ve küçük bir not bulur; merakı yenemez, notu açar:

Sevgili İdilcim, gözlerin bu taşlar kadar parlak olsun. Doğum günün kutlu olsun, lojistik kraliçem! Seni seven V.

Notun altında V. imzası vardır. İdil bu ismi hemen tanır: Cemre, Velinin altı ay önce şirkete katılan yeni sekreter. Genç, hırslı, otuzlu yaşların başında. Veli sık sık iş yemeklerinde onun adını söyler: Cemre yeni bir rota önerdi, Cemre çok akıllı bir kız. İdil, şirket fotoğraflarında gördüğü sarışın, keskin bakışlı birini hatırlar.

Kâğıt üzerindeki tutar İdili şok eder: yetmiş sekiz bin TL. Bu, yeni çizmelerinin fiyatının on katı; üç yıl önce istediği banyo tadilatı; planladıkları deniz tatili. Elindeki para bu kadar mı zor?

İdil bileği titreyerek bileziği kutuya geri koyar, çantayı tekrar kıyafetlerin arasına sıkıştırır. Mutfakta kalan soğan jelatini ve kek hamuru ona bir zamanlar sevdiği yemeklerin ağırlığını hatırlatır. Tüm bu harcamalar, diye mırıldanır, biri benim çizmelerime, biri aile bütçesine, biri de bir başkasına gidiyor.

Bir anda karar verir, tencereyi tutar, içinde kaynayan jelatini tuvalete boşaltır. Kalan hamuru çöp kovasına atar, buzdolabındaki domuz boynunu dışarı çıkarıp dondurucuya atar; belki kendisi bir gün kullanır.

Telefonu alır:

Alo, Véra Hanım? sakin bir sesle söyler İdil. Yarınki doğum günü kutlamasını iptal ediyoruz, Veli çok hastalandı, enfeksiyon şüphesi var, karantina gerekir. Lütfen Zeynep ve diğerlerine haber verin. Teşekkürler.

Tüm akrabaları tek tek arar, Veli hastalandı, herkes gelmesin diyerek yalan söyler. Anneanne bir iki ev yapımı çare önerir, ama İdil kapıyı kapatır, kimseyi içeri almamaya karar verir.

Ardından eski valizini getirir; on yıl önce Antalyaya gittiği zaman kullandıkları, yıpranmış bir çanta. Velinin giysilerini düzenli bir şekilde değil, dağınık bir yığın hâlinde atar: gömlekler, pantolonlar, çoraplar, tamir ettiği çamaşırlar. Valizi koridora koyar, üzerine kışlık mont ve botlarını çöp torbalarına atar.

Kıyafetlerini değiştirir, eski çizmelerini ve kalın bir paltoyu giyer, çantasını tutar ve holdeki koltukta oturur, bekler.

Veli saat yedide evine gelir; neşeli şarkılar mırıldanır, Cemrenin hediyesi ve benim doğum günüm yaklaşıyor diyerek. Kapıdan bağırır:

İdilm, evdeyim! diye bağırır, Ne güzel bir koku, bu ne? Soğuk çorba mı? der.

O an, koridorda yığılmış valiz ve çöp poşetlerini görür. İdil koltukta, paltosunu çıkarmadan ona bakar.

Nereye gidiyorsun? şaşkınlıkla sorar Veli, şapkasını çekerken. Ve bunlar ne? Çöpe mi atıyoruz?

Seni çöpe atıyoruz, Veli sakin bir sesle cevaplar İdil.

Veli polisin çığlık attığı bir an gibi donar, ceketinin fermuarı yarı yarıya açık. Ne demek istiyorsun? Yarın doğum günüm, misafirler gelecek diyerek boğazını tutar.

Misafirler gelmeyecek diyerek devam eder İdil. Hepsini aradım ve iptal ettim. Sen hastasın, bulaşıcı diyorsun.

Çıldın mı? Veli kızgın, yüzü kızarır. Aileden kimse gelmeyecek! Anneanne köyden geliyor! Planlar kurduk! Sen ocakta kızdın mı?

Kızmadım, sadece bir hediye buldum. Veli şaşkınlıkla bakar. Ne hediye? Eşyalarımı karıştırdın mı?

Toz aldım, bir bilezik buldum. Senin lojistik kraliçen diye bir notla. Yetmiş sekiz bin TL.

İdilin sesi odada yankılanır; buzdolabın düşük uğultusu tek ses olur. Veli bahaneler bulmaya çalışır:

İradı yanlış anladın! Bu toplu bir hediye, bölümdeki herkes birikim yaptı! Ben sadece kartımla indirim aldım, saklamamı istediler, Cemre erken görmesin. Not ise şaka, ofis mizahı!

Toplu mu? İdil hüzünle gülümser. Veli, senden bir aptal gibi algılamamı bekleme. On kişi var, her biri sekiz bin TL vermiş; depocular ve şoförler bile? Kâğıt çekini gördüm, nakit ödeme.

Ne?! Veli sertleşir, yalanın işe yaramadığını anlar. Ben patronum, değerli çalışanları motive ederim! Cemre firmaya milyon kazandırır, bu bir yatırım!

Yatırım? İdil ayağa kalkar. Senin çizmelerin yırtık, biz indirimli yemek yeriz. Kendi doğum günün için et harcıyorsun, başkasına neredeyse yüz bin harcıyorsun. Bu bizim ortak paramız, Veli. Aile bütçesi.

Ben kazandım! bağırır Veli. Sen kolyolar ve rujlar için bozuk para harcıyorsun! Ben de taş gibi çalışırım, paramı istediğim gibi harcama hakkım var!

İdil soğukkanlı bir tavırla cevap verir: O hak senin, o zaman kraliçenle veya annenle yaşa. Bana fark etmez. Unutma, bu daire annemden kalan, burada sadece kayıtlısın, mülkiyet hakkın yok.

Veli donuklaşır; evin ortak olduğunu yıllarca unuttuğunu fark eder.

Beni dışarı atıyor musun? Kışın sokakta mı? Bu bilezik yüzünden mi?

Bilezik değil, yalan söylemenin yüzünden. Beni bir eşya gibi görüyorsun, tasarruf malzemesi. Eşyalarını al, hediyeyi unut. Cemre bekliyor.

Veli yumruklarını sıkar, gururu yenilmez, kaçmayı düşünür. İptal ederim, sonra pişman olacaksın; su sızarsa ya da para biterse bana gelecek diye bağırır, bir anlık deliğe girer, çantayı alır. Bilezik paketini iç cepesine koyar.

İdil bir anahtar demetini masanın üzerine bırakır. Veli anahtarları yere atar, Kendini tut, kafir! diye bağırır ve kapıyı çarparak kapatır.

Kapıyı kilitler, ardından zemine oturur, gözyaşı dökülmez; ama içinde bir rahatlama dalgası yayılır. Sanki dar, iğneli bir kazak çıkarılmış, bahar dışarıda bekler gibi hisseder.

Mutfakta dondurucuyu açar, bir parça domuz boynu alır, sabaha kadar çözülür. Ertesi gün bal ve hardalla fırınlayıp kendine bir akşam yemeği yapar, iyi bir şarap alır, kendi özgürlük gününü kutlar.

Ertesi gün telefon çalar; kayınvalidesi bağırır, İdil oğlumun hayatını mahvediyor! der, Velinin otelde kaldığını söyler. İdil sessizce numarayı kara listeye ekler. Kız kardeşi de ısrar eder, ama yine engellenir.

Akşam Veli bir mesaj atar: İdil, konuşalım. Çabuk çaldım, bileziği mağazaya götürürüm, parayı sana iade ederim. İdil gülümser, mesajı siler; güven bir bilezikle geri alınmaz.

Bir hafta içinde bir avans alır, alışveriş merkezine gider, doğal deriden, ergonomik, İtalyan yapımı bir çift çizmeyi satın alır. Çıkarken vitrin aynasında yorgun bir kadının yerini kendine güvenen bir güzelliğin yansıması alır; fiyatını bilir, kendine değer verir.

Veli ise, ortak tanıdıkların anlattığına göre, şehir kenarında bir odada kalır; Cemre hediyeyi kabul etmiş ama Veliyi evine kabul etmemiştir. O, bir tek kişilik dairede oturur, başka birine bir şeyler sunmaz; çünkü o, lojistik kraliçesi olan bir kadın için sadece bir hediye almıştır, ama o kadın farklı bir gelecek ister.

İdil ise banyosunu yeniler; kendisi ustaları işe alır, deniz dalgası renkli bir fayans seçer. Her girdiğinde, bir erkeğin sahte gösterişine harcanan paradaki aşırılığı ve gerçek destekçilerin değersizliğini hatırlar.

Kendine ve sevdiklerine harcamaktan kaçınma; çünkü en değerli sevgi, bazen kendimizde saklıdır.

Rate article
Lifequest
Eşim arkadaşına aldığı hediye ile karşılaşınca aile akşam yemeğini iptal ettim