Veren Çelik, yirmi üç yıldır evli olduğu Ege Yılmaz ile evliliği bir hayli sıkıcı hâle gelmiş. Kızı Elif evlenmiş ve kocasıyla birlikte İstanbula taşınmış, ikisi yalnızca çift olarak kalmış. Veren, eşinin de ona uzaklaştığını fark ediyor.
Elif, cumaya gel, Laleyi de getir, eskisi gibi otururuz, diyor Veren. Ege arkadaşlarıyla balığa çıktı.
Elif, gerçekten uzun zaman oldu. Bekliyorum.
Arkadaşlarını kanepeye oturttuğunda hafif bir müzik çalıyor, mutfağa gidiyor, bir tepsiyi tepsiyle birlikte oturma odasına getiriyor. Rakıyı kâselere doldurup, gözlerini arkadaşlarına çevirip gülümseyerek diyor:
Haydi, güzel insanlarımız için!
Herkes kâselerini kaldırıyor, fakat Lale biraz ciddi görünüyor.
Ne oldu, keyfin mi kaçtı? diye soruyor Veren, Sanal arkadaşınla buluşamadın mı?
Lale rakıdan bir yudum alıp buruşuyor: Bu zehir gibi şey nasıl olur?
Nasıl? Normal, Elif, diye gülerek karşılık veriyor Veren. Her gün içmiyoruz, sadece havayı yumuşatmak için
Elif gülüyor; Lale hiç alkol sevmiyor. Rakı, şarap, hatta votka ona hiç çekmiyor.
Hayır, Lale, o tembel bir içki içicisi. Yüz yılda bir iki yudum alır, diye ekliyor, kâsenin yarısını kaldırıp bir yudum alıyor, ama yüz ifadesi hâlâ buruşuk.
Neden buluşamadın? diye bakıyor Verene.
Ne oldu, anlat bakalım, diyor Lale.
Pekala, anlat. Buluşma nasıl geçti?
İyi geçti Adam güzel, sohbeti hoş, sıkıcı değil İşte bir iş adamı, bir dairesi, şık bir arabası var.
Elbette, güzel bir başlangıç, diyor Elif, Nihan, sen de bir tanışma sitesine kaydolalım mı?
Neden ben? diye şaşırıyor Veren. Eşim Ege var, bu pek uygun değil. Siz serbest olduğunuz gibi yapıyorsunuz.
Elif, evliyim! diye ekliyor Lale, Egeye şikayetçi misin? Bana yeterince ilgi göstermiyor, boşlukta oturuyor.
Romantik bir ilişki zorunlu değil, diyor Elif, Sadece sohbet edebiliriz, ruhumuzu dinlendirebiliriz. Hadi kaydolalım.
Veren, rakı bir şeyken, teklifi kabul ediyor. Hep birlikte dizüstü bilgisayara oturup bir ilan yazıyor: Güleryüzlü, esprili bir kadın, bir erkekle ilginç bir sohbet arıyor. Adım Lika.
Veren, bu ilanı ofisteki raporlar, müşteri toplantıları arasında unutuyor. İki hafta sonra, cuma günü e-postasını kontrol ediyor. Yığılmış yaklaşık yirmi mektup var; çoğu uygunsuz. Hepsini siliyor.
Bir tanesi dikkatini çekiyor:
Ben de uzun zamandır akıllı ve neşeli bir kadınla sohbet etmeyi istiyorum. Evliyim, ama eşim beni artık ilgilendirmiyor. Aile yaşamımız rutine dönüştü, sıkıcı. Ben hâlâ genç bir adamım, kırk yedi yaşındayım. Benim adım İskender.
Veren, bu mektubu okurken kendi evliliğini hatırlıyor. Çoğu çiftin aynı sorunları olduğunu düşünüyor, cevap yazıyor:
Bizim evliliğimizde de bir şeyler eksik. Açıkça söylemek zor, ama artık eşimle samimi sohbet etmiyoruz. Sıcak bir iletişim istiyorum. Yine de eşimi seviyorum, sadece bir yoldaş, düşüncelerimi paylaşabileceğim birini arıyorum, sadece mektupla.
Nihan, bir yanıt aldın mı? diye soruyor Lale.
Evet, ama sadece bir tanesi ilgimi çekti, diğerlerini sildim. Çirkin tekliflerle doluydu.
Orası da çok. Sanal arkadaşınla her şey yolunda mı?
Evet, Gökhan gayet normal bir adam. Fakat ruhu hâlâ kırık, eski evliliğinden sonra tam iyileşememiş. Eski eşi onu genç, oğullarının yaşı ne kadar yakın bir adamla aldatmış. Oğlum evli, diye anlatıyor Lale.
Tamam, onun ruhunu iyileştir. Belki bir gün evlenirsin, diyor Veren, Sitenin her yerinde uygunsuz şeyler var ama belki senin kaderindir
İki gün sonra Veren, İskenderin yanıtını görüyor. Mektubu okuyor:
Bence ortak noktamız çok. Ben de sanal iletişime açıktım çünkü hâlâ eşimi seviyorum. Ama bazen beni çok sinirlendiriyor. Özellikle kız arkadaşları, kız geceleri. Onları ciddiyetsiz ve boş görürüm, ama bunu eşime söyleyemiyorum. O çok kırılacaktır. Bana göre, daha çok onlarla vakit geçiriyor, bana değil.
Veren, düşündürüyor:
Gerçekten sıkıcı bir hayatı var gibi görünüyor. Eşini seviyor ama kız gecelerini sevmiyor. Biz de sık sık kız gecelerine gideriz, belki Ege bundan hoşlanmaz. O bana hiç söylemezdi. Tabii ki hoşlanmasaydı, bana söylerdi, diyerek kendini sakinleştiriyor.
İskendere yanıt veriyor:
Durumunu anlıyorum, ama kız geceleri kötü değil. Kadınların benzer düşüncelere sahip insanlarla bir araya gelmesi, rahatlaması, dertlerini paylaşması, gülmesi, bazen ağlaması gerekir. Aileyi unutmamak gerekir. Benim için kocamın her şeyi yolunda görünüyor.
Veren, arkadaşlarına İskenderle konuştuğunu anlatıyor, hiç saklamıyor, onlar da onu destekliyor. Lalenin Gökhanla ilişkisi de iyi gidiyor.
Gökhan iki hafta içinde bir tatile çıkıyor, Antalyaya gidecek, güneşin altında dinlenecek, diye övüyor Lale.
Elif, çok şanslısın, diyor Elif, Ben de bir davet bekliyorum.
Kaç yaşındasın? diye soruyor Veren, Belki bir başka arkadaş da çıkabilir. Hayat tahmin edilemez, umut et ve bekle.
Elif, bu arkadaş nerede? diye gülüyor Elif.
Kısa bir süre sonra Lale, Gökhanla tatile gidiyor. Verenin İskenderle internet üzerinden sohbeti üç ay sürüyor, haftada birkaç kez mesajlaşıyorlar. İskender esprili ve nazik, Veren ona daha çok bağlanıyor.
Bu sırada Ege ile kriz büyüyor. Ege ne kadar çok çalışırsa, Veren o kadar çok İskendere yazar. Bir gün Ege ona çiçek getirir, Veren şaşırır.
Ege, bu nereden geliyor?
Sadece bir şey, neden olmaz ki? der Ege, ama Veren bunu içten gelmediğini hisseder.
Egenin başka bir kadınla ilişki yaşadığına dair bir şüphe içinde, sormaktan çekinir. Belki de bu şüphe uzun sürerdi, eğer İskender bir buluşma teklif etmeseydi.
Veren, buluşmayı hatırlıyorum, ama eşimiz aynı şehirde yaşadığımızı öğrendikten beri kadınları izliyorum: Belki de sensin? Gerçek kimliğini merak ediyorum. Buluşalım.
Veren kabul eder.
Kaybedecek bir şeyim yok, bir buluşma hâlâ ihanet değil. Ege de son zamanlarda yoğun.
Kendini hazırlanırken, saçını kestirir, boyasını değiştirir. Tam da uygun bir fırsat. Kafede otururken bir beyaz gül görür; İskenderin ona bir beyaz gül getireceği söylenmiştir.
Kafeye girer ve aniden Egeye rastlar.
Veren! Ne yapıyorsun burada? diye bağırır Ege.
Beyaz gülü masada görür, anlar.
Sen mi? Aman Tanrım, İskender sahte bir isimmiş.
Lika gibi, diye yanıtlar Ege. Otur, konuşacak çok şeyimiz var.
İlk sohbet zorlaşır. Veren, eşinin arkasından bir buluşmaya katıldığı için suçluluk duyar, aynı zamanda Egeye kızar. Kendi yazdıklarını hatırlar.
Ege de benzer düşüncelere takılmıştır; önce Veren sakinleşir.
Yani ben daha çirkin mi görünüyorum?
Hayır, bugün harika görünüyorsun. Ama benim için bu yeterli değil.
Sen eşini sevdiğini söylemiştin, bu hâlâ doğru mu?
Tabii ki doğru! Ama artık aynı dili bulamıyoruz. Benim zamanım yok, senin zamanın yok, der Ege hüzünle.
Biz de siteye zaman ayırıyorduk, diye alay eder Veren.
Nihan, bence her şeyi baştan yapmalıyız, der Ege; Veren gülümser ve kabul eder.
Tamam, der Ege, iki eliyle Verenin ellerini tutar, gözlerine bakar. Şimdi seni sevgili eşim olarak görüyorum.
Ve ben de seni sevgili kocam olarak. Keşke mektuplar bitmese, diye kahkaha atar Veren.
Neden olmasın? Yazmaya devam edebiliriz, der Ege.




