Dedemizle Yaşanan Bir Yaz Akşamı: Antrenmandan Dönerken Kaldırımda Düşen Yaşlı Amcaya Kimse Yardım Etmezken, Herkesin Duyarsızlığına Rağmen El Uzattım – Herkes Sarhoş Sandı Ama Gerçek Çok Başkaydı! Kendisini Eve Götürdüğümde Ailesinden Duyduklarım ve Sonrasında Yaşadıklarımız Bana Türkiye’de İnsanlık Üzerine Derin Derin Düşündürdü

Yaz günü, akşam antrenmandan eve dönüyorum. Bir baktım, yaşlı bir dede kaldırımda yere düşmüş, kalkamıyor bir türlü. Etraftan geçen herkes ona yanaşmadan uzaklaşıyor, çoğu alkollüdür diye düşünüyor belli ki. Yaşlı adam kendi kendine kısık sesle mırıldanıyor, ellerini insanlara uzatıyor. Annem bana küçüklüğümden beri gücüm yettikçe herkese yardım etmemi öğütlemiştir. Ben de yanına yaklaştım, “Yardım edebilir miyim size?” diye sordum. Fakat doğru düzgün konuşamıyor, sadece mırıldanıyor ve ellerini bana uzatıyor.

O sırada yoldan geçen bir kadın bana çıkıştı: Yaklaşma ona, görmüyor musun sarhoş. Bir de mikrop kaparsın. Zaten üstü başı kir içinde. Yazık olur sana! Kadına takılmadan biraz daha dikkatlice dede bakınca ellerinin kan içinde olduğunu fark ettim. O an içime tuhaf bir korku düştü. “Ne oldu ellerinize?” diye sordum, ama yine anlaşılır bir cevap alamadım. Yerdeki poşeti ümitsizce kaldırdı. İçinden bira şişesi parçaları döküldü. Sonra yerde kalan bir iki cam parçasını da aldı ve poşete koydu. Meğer elleri cam kırıklarından kanamış.

Islak mendille ellerini silmeye başladım ki, birazdan kaldırıp evine kadar götüreceğim (doğrusunu söylemek gerekirse, kanlı kanlı elbisem kirlenmesin istemedim). Elleri temizleyince dedeyi yerden kaldırdım. “Adresiniz nerede?” diye sordum, yine düzgün bir yanıt vermedi. Sadece mırıldandı. Ne kadar dikkat kesilsem de anlamadım söylediklerini. Sanırım bocaladığımı fark etti, eliyle yolu göstermeye başladı. Onun işaretleriyle aynı apartmandaki bir binanın önüne kadar gittik. Kapının yanında yer alan zil paneline gösterdi, sonra parmaklarıyla iki sayı işaret etti. Daire numarasını anladım, zile bastım. Karşı taraftan heyecanlı bir kadın sesi duyuldu, dede tekrar mırıldandı. Birkaç saniye sonra bir kadın ve bir adam hızla dışarı fırladı. Önce dedenin etrafında toplandılar, bir şey olmuş mu diye kontrol ettiler. Sonra adam bana teşekkür edip dedeyi kucağına alarak içeri götürdü. Kadın ise bir yandan bana minnettar, Sana nasıl teşekkür edebiliriz? deyip duruyordu. Gerek yok, dedim. Tam ayrılacakken kadın birden Bir saniye bekle! dedi. Hemen içeri koştu, bir dakika geçmeden elinde kocaman bir ahududu sepetiyle geldi. Kendi bahçemizden! diye gururla anlattı. Teşekkür ettim ama almak istemedim. Al lütfen, al! diye ısrar etti. Hafta sonu bahçeden döndük, evde dede yok, delirecektik neredeyse.

Bak şimdi anlatayım, ikinci dünya savaşında Almanlara esir düşmüş. Yüksek rütbeli olduğu için konuşamaması lazım gelmiş, anlatmasın diye de kendi dilini ısırıp yaralamış. O dönemde hijyen olur mu, infeksiyon kapmış ve yarısı kesilmiş. Şimdi doğru dürüst konuşamıyor, sadece boğuk sesler çıkarıyor. Mahallede, şu çocuk parkında akşam olunca gençler bira içmeye dadandı. Şişeleri oraya buraya fırlatıyorlar. Defalarca polise şikayet ettik ama nafile. Çocuklar ellerine alıyor, daha kötüsü camdan dolayı defalarca ellerini, ayaklarını kestiler. Benim kızım Elifin ayağı kesilince, dedesi ondan sonra her gün camları toplamaya başladı, çocuklar zarar görmesin diye. Yaşı geçti, bacakları tutmuyor artık. Evden çıkmasın diye anahtarı saklıyoruz, ama yine de uslanmıyor. Bir defasında öylece düşüp yerde kalmış, ben vardiyadan gelene kadar beş saat dışarıda, soğukta beklemiş. Kimse yardım etmemiş. Biz de yarım saattir kayboldu diye aramaya hazırlanıyorduk ki, kapı çaldı. Ne kadar teşekkür etsek az.

Kadının anlattıklarını duyunca donakaldım. Bana zorla sepeti uzattı. Utanarak başımı eğip eve doğru yöneldim. Yolda ağlamaya başladım. Bizde neden böyle? Niye hep kendimizi düşünüyoruz? Bütün gençlere sesleniyorum; birinin yardıma ihtiyacı var mı anlamadan, hemen kötü damgası vurmayın. Yaklaşın, bakın, belki sadece sizin yardımınıza ihtiyacı vardır! Özellikle gençler, unutmayalım ki insanız biz, başka bir şey değil!

Rate article
Lifequest
Dedemizle Yaşanan Bir Yaz Akşamı: Antrenmandan Dönerken Kaldırımda Düşen Yaşlı Amcaya Kimse Yardım Etmezken, Herkesin Duyarsızlığına Rağmen El Uzattım – Herkes Sarhoş Sandı Ama Gerçek Çok Başkaydı! Kendisini Eve Götürdüğümde Ailesinden Duyduklarım ve Sonrasında Yaşadıklarımız Bana Türkiye’de İnsanlık Üzerine Derin Derin Düşündürdü