Başkasının Evi mi? O Zaman Kira Öde!
Günlük 12 Mayıs
Bugün yine evdeki tartışmalardan başım ağrıdı. Kızımın düğünü iki hafta sonra olacak, ama ortalık savaş alanı gibi. Herkes kavga ediyor. Damadımız Sinan da iyice sinir küpüne döndü. Kızım Zeynep üzülüyor, ben ise ne yapacağımı bilmiyorum.
Her şey şu yeni aldığımız ev yüzünden başladı Zeyneple Sinana düğün hediyesi olarak bir daire almak istedik. Eşim Serdarla bütün birikimlerimizi bir araya topladık, hatta Sapancadaki yazlığı ve garajı bile sattık, başka türlü bu parayı denkleştiremeyecektik. Tapuyu ise Zeynepin üstüne yaptık. Evlenecekler sonuçta, kimin üstüne olsa ne fark eder diye düşündük. Ama iş buradan arapsaçına döndü.
Evimizi çok ucuza aldık diyemem. Üstelik içi bomboş, elden geçirilecek hali var. Ne bir koltuk var, ne bir masa Tesisat eski, elektrik sistemi sorunlu. Yerler, duvarlar bakımsız. Camlar desen, oynasa elinde kalacak. Bir de bunların üstüne şöyle bir düşünceyle gittik Sinanın yanına: Evladım, gel bu evi elbirliğiyle döşeyelim, birlikte tadilat yapalım, yeni yuvanıza bir an önce geçin. Serdar böyle söyledi.
Ama Sinan, Bu ev benim değil ki, neden para harcayayım? dedi. Eğer siz bu kadar istiyorsanız, kendiniz yapın tadilatı. Ben ancak birkaç ufak eksik alabilirim, asla ciddi para harcamam diye rest çekti. Kafasına koydu, bekliyor. Çünkü bana sorarsın, kendi evi olana kadar para biriktirmek istiyor. Başıma iş çıkacak ya!
Evin haliyle oturun, hiç değilse dedik, ama mümkün değil. Ev tam anlamıyla harabe, yaşanacak gibi değil. Düşünüyorum da, ben bile burada kalamam. Gençler nasıl barınsınlar? Ayıp yani Sinan iyi bir şirkette çalışıyor, maaşı da fena değil, ama para harcamaktan çekiniyor. Ben kendi evimi alacağım, para lazım diyor. Yani bir ayağını hep dışarıda tutuyor. Resmen kendi kafasından Misafirliğe gelirim, masrafı size bırakırım der gibi.
Bir yerde tepem attı, O zaman eve kira ödeyin. Sahibi kim ise ona ödeyin dedim. Sinan bir tuhaf gülümsedi, Olur dedi.
Kızım Zeynep ise perişan durumda. Durmadan ağlıyor. Damat baştan para koymak istemiyor diye daha evlenmeden huzur kalmadı. Biz de tapuyu Sinana yapamayız ya Şimdi de Ev de istemiyorum, tadilat da demeye başladı. Ama bu işin nereye varacağını kestiremiyorum. Daha başlamadan evliliğin sonunda kim ne kadar pay alır, onu tartışıyorlar. Bu doğru mu? Aile dediğin fedakarlık üzerine kurulmaz mı?
Bazen düşünüyorum, acaba Sinan haklı mı? Bir insan, oturacağı ev kendisinin değil diye, içine para yatırmak istemez mi? Yoksa aile olmak el ele tutuşup taşın altına elini koymak mıdır? Eğer Sinanın yerinde ben olsam, sevdiklerim için kimseye bakmadan işlerimi yoluna koyar, evi sahiplenirdim.
Bugünden kendime çıkarılacak ders: Aile olmak, kimin ne kadar harcama yaptığına değil, birlikte yol alabilmeye, elindekini paylaşmaya bağlı. Hesap kitap yapmaya başlarsan, sevgiye yer kalmaz.




