Zeynep otobüsten indi, elinde ağır poşetlerle, her adımda ayaklarını yere biraz daha fazla vurarak, doğruca evine yöneldi. Evdeyim! diye seslendi kapıyı açarken. Zeynep, kızım! Tüm aile bir anda koridora döküldü. Biz zaten hissediyorduk, bugün bir değişiklik var diye! Akşam, hep birlikte o efsane uzun masa etrafına dizilmiş, çaylar tazelenirken; kapı birden çalındı. Kesin komşular tebrik etmeye geldiler! diyerek annesi omuz silkti, kapıyı açmaya yürüdü. Fakat tek başına dönmedi yanında hiç umulmadık konuklar vardı. Zeynep gözlerine inanamadı…
***
Otobüsteki halini hatırlayınca Zeynep ister istemez gülümsedi. Camdan dışarı bakarken içi bir tuhaf oldu; sanki İstanbuldan ayrılmak, başka bir diyara gitmek gibi. Dizinde kocaman bir pazar poşeti; annesinin elinden çıkma mis gibi poğaçalar bütün otobüse nefis bir koku yayıyordu. Bir anda zipperı açıp, iki çıtır poğaçayı çıkardı.
İster misin? diye sordu, yanındaki delikanlıya. Belli ki arka koltuktan sarkıp yanına geçmişti; cam kenarına Zeynepi buyur ederek puanları topladığı da kesin.
Tabii ki! dedi genç çocuk, gözlerinde parıltı ile.
Ben Zeynep! dedi gururla.
Ben de Kemal! Sen galiba bir üniversite macerasına çıkıyorsun?
Evet ya! Bizim buralarda ne teknik okul var ne de bir üniversite! Hep traktör sürmeyi öğren falan diyorlar, ben de diyorum ki bana traktör yakışır mı Allah aşkına?
Ay ben de sınava giriyorum! dedi Kemal, derin bir iç çekerek. Ama köy hayatı da güzel hani!
Şehre gidiş dört saat. Bu süre boyunca poğaça, sohbet, kahkaha derken yakınlaşıp arkadaş oldular. Otobüs son durağa geldiğinde telefon numaralarını ezbere bildikleri gün gibi ortadaydı; şehirde ise herkes kendi yoluna dağıldı.
***
Sınav koşturmacası bir çırpıda geçti. Zeynep de Kemal de istedikleri üniversitelere yerleştiler, sevinçten yerlerinde duramıyorlardı. Stres, kaygı, uykusuz geceler dünde kaldı. Gelecek için büyük planlar ve hayaller vardı artık.
Bir akşam Kemal aradı: Zeynep, hadi bu büyük başarımızı kutlamak için bir kafede buluşalım?
Tam da Zeynepin gönlünü çalan bir teklif! Hem Kemal eğlenceli, güvenilir; hem de içten bir yanı var, öyle burnu havada değil. Farkı hemen belli!
Şehir meydanındaki Nilüfer Kafede buluştular. Pencere önüne ilişip, dışarıda geçen vapurları ve bağıran tur rehberlerini izlediler.
Ya bu kafenin adı niye Nilüfer şimdi? dedi Zeynep bir anda.
Kemal kıkırdadı: Buraya gelen bir bakıyor, tatlılar-pasta-çörek derken, sonunda nilüfer gibi boy atmış oluyor!
Gerçekten doğru olabilir! diye güldü Zeynep, pastayı iştahla götürerek.
Nilüfer Zeynep ve Kemalin buluşma noktası oldu. Artık program yapacakları zaman Nilüferde buluşalım der oldular.
O akşam ilk öpücük geldi. Zeynep o anı ömrü boyunca unutmadı; yumuşak ve sıcak bir sevgi doluydu.
Günler geçtikçe, Zeynep hissetti ki Kemalden daha yakın kimse yok sanki; anne-babayla başka tabii! Aşkım başka!
Bir gün Kemal, Zeynep, gel birlikte yaşayalım, yazın da evlenelim dedi, hop diye.
Sen şimdi bana evlenme teklifi mi ediyorsun Kemal?
Ee… az çok öyle işte!
O zaman ben de sana filmlerdeki gibi sorayım, hatırlıyor musun o diyaloğu? Sürekli yanımda olmayı gerçekten ister misin? diye gülerek takıldı.
İsterim Zeynep! Yanımda istediğin kadar görün!
Kızlar yurdundaki eve döndüğünde Zeynep neşeden havalara uçuyordu. Ev arkadaşları hemen fark etti.
Bugün bir tuhafsın! Mutluluk saçıyorsun. Hadi anlat!
Ayy kızlar! diye dolandı Zeynep, Kemale taşınıyorum yakında! diye cıvıldadı.
Düğüne bizi de çağırırsın herhalde? dedi Özlem, koltuktan fırlayarak.
Yok, düğün yazı bekliyor! Şimdilik sadece birlikte yaşayacağız.
Bak Zeynep, acele etme! Yaz gelmeden kim bilir neler olur! Şimdi kötü mü hayatın? diye sordu Aslı.
Zeynep gülümsedi: Aslı yahu, sen tam bir teyzemizsin! Herkes beraber yaşıyor artık!
Ben teyzem falan değilim! Sözleşmesiz evliliklere inanmam, annem avukat! Sonra burukluk olur, biliyorum… diye söylendi Aslı.
Tamam, Aslı! Kızma, espri yaptım, özür! dedi Zeynep.
***
Zeynep aslında kâğıt üstünde evlilik önemli değil, aşkımız bir milyon kişi arasından çıkmış bir mucize diyordu ama o sohbetten sonra kafasında soru işaretleri dolandı, bir türlü Kemale taşınma kararı alamadı.
Kemal de çok üstüne gitmemeye başladı.
Bir gün, Aralık ortasında, kızlar şehrin rengârenk ışıklı sokaklarını geziyordu. Her yer bembeyaz; yeni yıl süsleri, parıldayan ağaçlar, harika bir hava. Ama epey üşüdüler ve Nilüferin önünden geçerken,
Hadi buraya oturalım! Kemalle en sevdiğim yer burası, dedi Zeynep.
Baksana, galiba Kemal içeride! dedi Özlem, bir tuhaf sesle pencereye işaret ederek.
Zeynep kafasını çevirdi; orada, tam onların masasında, Kemal karşısında genç bir kızla oturuyordu, üç yaş küçük gibi. Sohbet, gülüşmeler, şakalar havada uçuşuyordu.
Zeynep sessizce yüzünü çevirdi.
Ben eve gideyim en iyisi! dedi usulca.
Biz de geliyoruz! dediler Özlem ve Aslı bir ağızdan.
Evde, kızlar onu teselli etti; Belki yanlış anladın, her kızı kıskanılmaz, bir arkadaşlığı olabilir… dediler. Ama Zeynep Kemalin bakışını unutamıyor, bizim kafede, bizim masada diye için için dertleniyordu.
Bu tam bir ihanet! diye düşündü.
Kemali bir süre aramalarına cevap vermedi, eve gelirse de odada olmadığını söylendirdi arkadaşlarına.
Bir gün okulda denk geldi; Kemal, Zeynep, ne oluyor? Biri mi var hayatında? dedi, elini tutarak.
Zeynep şaşkınlıktan gözleri büyüdü; sinirle,
Beni suçlamaya mı çalışıyorsun şimdi? Valla pes! Beni bırak, sınava geç kalacağım! deyip elini çekip uzaklaştı. Kemal şaşkın bir şekilde eve döndü.
***
Zeynep, vizeleri erkenden halledip, yılbaşı için köye gitti. Eve dönmek ona iyi gelecekti, kalbi de biraz onarılırdı.
Otobüsten inerken moralini toplayıp, hediye dolu poşetini kaptı. Karların üstünde gıcır gıcır yürürken, köyün evlerinden tüten dumanı, parlayan ağaçları gördükçe içi ısındı.
Doğduğu evin önündeki çam ağacı iyice serpmiş; hele süslemişler ki, çocukluğuna dönmüş gibi. Mutlu yıllar! dedi, içeri girerken.
Zeynep, canım kızım! diye sarıldı annesi, babası ve babaannesi. Bugün her şey ayrı güzel; gün kısa ama heyecan bol.
Bir şey olmaz, elektrikler de var, ağacın ışıklarını yakarız! dedi babası.
Akşam yemek yiyor, bir yandan çaylar, tatlılar Derken kapı gene çaldı.
Komşulardır, dedi annesi, gidip açtı.
Ama yanında bir çift konukla döndü: Noel Baba ve yardımcısıyla!
Kemal? diye şaşırdı Zeynep, Noel Baba kılığındaki Kemal ve yanında, kafede gördüğü kız! Beni nasıl buldun? Ne bu hal?
Kemal kahkahasını bastı, yanındaki kız da gülümsedi.
Kız arkadaşların adresini söyledi! Seni tanıştırayım: Bu, kardeşim Elif.
Kardeş mi? dedi Zeynep.
Evet ya, kardeşim! dedi Elif. Dikkat et, benzemiyor muyuz azcık?
Zeynepin içinden bir ağırlık kalktı. Bir sürü şeyi dert edip, azıcık açıkça sorsaydım ya! diye içini yedi.
Kemal ekledi: Herkesin önünde, ailem, canım kardeşim, sana evlenme teklifi etmek istiyorum Zeynep! Cepten bir kutucuk çıkarıp yüzük uzattı.
Elbette! Tabii ki kabul ediyorum! diyerek Kemale sarıldı Zeynep. Hayatımın en güzel yeni yılı! dedi.
Daha ne yeni yıllar yaşayacağız, ama bir şartla: Bundan sonra her sorunu açık açık konuşacağız! dedi Kemal.
Anlaşıldı! dedi Zeynep, gülerek.




