Yok, çocuk bende değil. Komşumda, Ayşegülde. Senin kocan eskiden sık sık ona uğrardı, işte ondan hamile kaldı. Çocuk da tıpkı babası gibi kızıl saçlı, çilli. DNA testine bile gerek yok.
Peki benden ne istiyorsunuz? Benim kocam yeni vefat etti, kiminle ne yaptı, hiç fikrim yok
Ayşegül de rahmetli oldu.
Tonya, bahçede otları ayıklarken avludan bir ses duydu. Alnının terini sildi, kapıya çıktı. Karşısında yabancı bir kadın duruyordu.
Tonya, merhaba! Konuşmamız lazım.
Buyur, madem geldin…
Tonya kadını içeri davet etti, çay koydu. İçinden “Acaba ne isteyecek?” diye düşünüyordu.
Adım Nermin. Yüz yüze tanışmadık ama duyduklarım var Lafı dolandırmayacağım. Merhum kocanın bir oğlu var, Emir, üç yaşında.
Tonya şaşkın gözlerle baktı kadına. Kadın çocuğun annesi olacak yaşta değildi
Çocuk bende değil. Komşum Ayşegülde. Kocan sık sık uğrardı, oradan hamile kaldı. Çocuk babasının aynısı, kızıl saçlı, çilli, DNAya gerek yok.
Benden ne bekliyorsun? Benim kocam yeni öldü, kime yakınlık gösterdi bilmiyorum
Ayşegül de rahmetli oldu… Zatürreden gitti, çocuk şimdi öksüz kaldı.
Ayşegülün ailesi yoktu, taşradan gelmişti, bakkalda çalışırdı
Çocuk için geriye tek yol, yurda bırakmak
Benim de kendi çocuklarım var; iki kızım var, üstelik nikâhlıdan Şimdi siz benden o çocuğu almamı mı istiyorsunuz? Ne cesaretle geldiniz de eşimin gayrimeşru çocuğunu bana teklif ediyorsunuz!
Ama senin kızlarına göre öz kardeşi, kan bağınız var Çocuk da iyi, uysal biri Şimdi hastanede, yurda başvuru için evrak hazırlanıyor
Beni acındırmanıza gerek yok Kocamın ardında kaç çocuk bıraktığını kim bilebilir, hepsini ben mi büyüteceğim?
Yine de haber vermiş olayım
Nermin gitti. Tonya çaydan bir yudum aldı, dalıp gitti
***
Tokatta üniversiteden mezun olunca tanımıştı Yavuzu. Arkadaşlarıyla kutlama yaparken delikanlılar yanlarına gelmişti.
Yavuz, kızıl saçları ve çilleriyle dikkat çekiyordu. Güldürmeyi sever, şiir okur, fıkra anlatırdı. Eve bırakmayı teklif etti.
O günden sonra evlendiler.
Yavuzun babaannesinin evinde yaşamaya başladılar, sonra babaanne rahmetli oldu ve ev onlara kaldı. Önce Zeynep, iki yıl sonra Elif dünyaya geldi. Hayatları oldukça mütevazıydı, para hep kıttı.
Sonra Yavuzun içkiye başladığı dönem geldi. Tonya ne kadar uğraşsa da bıraktıramadı. Bazen günlerce eve gelmezdi. Sonunda işten de kovuldu. Tonya iki işte çalışmaya başladı.
Son çözümü boşanmakta buldu.
Kızlarla birlikte İstanbula taşınmayı düşündü, halası da uzun zamandır çağırıyordu, iş bulurum, aç kalmayız diyordu.
Ama Yavuz bir gece sarhoşken arabanın altında kalarak öldü.
Cenazede çok üzülmüştü Tonya. Tüm eksiklerine rağmen acıdı, kızları da babasına çok ağladı
Şimdi ise başka bir kadından çocuğu olduğu ortaya çıktı
Eve büyük kızı Zeynep girdi. Uzun boylu, sırım gibi, annesine çekmiş, ama kızıl saçlı, babaya çekmiş.
Anne, ne yiyebilirim? Kızlarla sinemaya gideceğiz, açım. Sen neden keyifsizsin?
Yeni bir haber. Söylediklerine göre babanın başka bir kadından oğlu varmış, üç yaşında. Annesi de ölmüş; çocuğu yurda koyacaklarmış. Alır mısın diye sordular
Vay canına Kim annesi, tanıyor musun?
Hayır, yabancıymış. Adı Ayşegül, soyadını bilmiyorum
Ne yapacaksın peki? Çocuk şimdi nerede? Yakını yok mu?
Yok gibi. Şimdi hastanedeymiş, işlemler hazırlanıyor Babasına çok benziyormuş, kızıl saçlı çocuk Hadi haşlanmış patatesiyle sosis ye.
Zeynep yemeğe saldırdı, Elif de geldi yanına katıldı. Tonya kızlarına baktı, tebessüm etti. İkisi de babasının aynısı, kızıl Demek ki genler ne kadar baskın
Ertesi gün Zeynep şöyle dedi:
Anne, Elifle birlikte hastaneye gittik Kardeşimizi görmeye. Çok sevimli, tombik. Bize çok benziyor güneş gibi kızıl Çok ağlıyordu, annesini istiyor
Ona elma, portakal götürdük. Karyolasında ellerini uzatıyor Hemşire biraz oynamamıza izin verdi. Anne Hadi onu alalım Kardeşimiz bu
Tonya kızına kızdı.
Ne uyduruyorsun! Babanız dışarıda gezmiş bana mı kaldı çözmek? Benim zaten yeterince yüküm var Kolay sana söylemek
Yabancı çocuklara bile sahip çıkanlar var, bu öz kanımız. Suçu yok, öylesine doğmuş. Çocuklar, anne babalarının günahından sorumlu değildir. dediklerini duydun mu hiç?
Bir boğaz daha kaldıramam! Zaten didiniyorum, tarladan sebze satıyorum, döndürmeye çalışıyorum, şimdi onun yükünü de bana mı bırakacaksın?
Gelecek yıl üniversiteye gireceksin, para gerekecek, Elif büyüyor, onun da masrafları var
Ama velayet alırsan devlet yardım da ediyor Anne, sen annesin, hiç mi acımıyorsun bu çocuğa? Babamız hata yapmış, anladık, ama o bizim kardeşimiz
Tonya hem eşine, hem kızına öfkelenmişti. Bunu da başıma yıktılar
Ve küçük çocuğu bir kez görmeye karar verdi. Ertesi gün hastaneye gitti.
Merhaba hemşire hanım, üç yaşında Emir adında bir çocuk burada, yurda gönderilecekti, görebilir miyim?
Siz kim oluyorsunuz da soruyorsunuz? Niyetiniz nedir?
Sadece görmek istiyorum. Kocamın çocuğu, başka bir kadından…
Gör bakalım Dün kızların gelmişti, onunla oynamıştı, sonra ağladı, annesini aradı
Sadece bakacağım, kucağıma bile almam
Hadi bak bakalım
Tonya kapıyı açtı, olduğu yere mıhlanıp kaldı. Küçük Yavuza tıpatıp benziyordu
Kızıl kıvırcık saçlı, mavi gözlü. Çok tatlı bir çocuktu. Karyolasında oynuyordu. Tonyayı görünce gülümsedi.
Teyze Annem nerede, annem?…
Annen yok oğlum
Eve gitmek istiyorum
Ve acı acı ağlamaya başladı. Tonyanın yüreği sızladı. Yatağın kenarına yaklaştı, çocuğu kucağına aldı.
Hanımefendi bırakın, yoksa bir daha susmayacak, ne yapıyorsunuz! Lütfen yatağına koyun! hemşire bağırdı.
Emir, ağlama minik
Tonya başını okşadı, gözyaşını sildi.
Beni götür Açım, burada kimseyle oynamıyorum
Tamam Emir Söz veriyorum döneceğim. Lütfen, ağlama olur mu?
Tonya eve dönerken artık kararını vermişti; Emiri alacaktı. O an gördüğü küçük, savunmasız çocuk, kızlarının aynısıydı Öfkesi uçup gitmişti.
***
On beş yıl geçti.
Emir artık üniversiteye gidecek yaşa geldi. Oğlu büyüdü Zaman ne çabuk geçti.
Ara beni oğlum, sık sık gel Korkuyorum vallahi Zaman çok zor artık
Anneciğim, merak etme, seni asla yarı yolda bırakmam! İki yıl hızlı geçecek, sonra teknikeri bitireceğim!
Araba tamirciliğinde ustayım, bilirsin. Ali abi iş bulur diyormuş; hem diploma da alacağım
Benim ustam, Tonya, oğlunun haylaz kızıl saçlarını okşadı
***
Hayat, ormanda dar bir patika gibi, bazen hiç beklenmedik yerlere çıkarır insanı.
Tonya başlarda bunun bir sınav, bir yük, bir ihanet sancısı olduğunu sandı.
Meğer dikenli kızgınlık çalısının gölgesinde küçücük bir fidan saklıymış: hiçbir suçu olmayan bir çocuk
Bazen kalp, gözlerin göremediğini görür.
Tonya, Emirde başka birinin değil, yalnız bir ruhun sıcaklık arayışını gördü.
O içten Anne! çağrısını duydu
Ve Tonya, tüm korkularına, yorgunluğuna, mantığına rağmen ellerini uzattı.
Zaman gösterdi ki iyilik fedakârlık değil, hediyeymiş.
Emir fazla bir boğaz olmadı; Tonya çapa yaparken kuyu suyu taşıyan, kız kardeşlerini güldüren, büyüyüp her defasında Teşekkürler anne diyen oğul oldu
Ve bu minik sözlerin içine bir koca dünya sığdıBahçenin kapısı çaldı o anda; gün yavaşça batıyordu, gökyüzü Emirin saçları gibi ateş kırmızısı. Tonya kapıya doğru ilerledi, bir an duraksadı: Arkasında üç çocuğunun kahkahası yükseliyordu, sofradan gelen ekmek kokusuna karışmıştı sevgi. Kapıyı açtığında Emir karşısında, eli kucağındaki küçük bir saksıda kendi yetiştirdiği bir çiçek tutuyordu.
Anne, anneler günün kutlu olsun. Sana bir fidan getirdim, bizim bahçemize dikelim mi? Hepimizin kök saldığı o yere…
Tonya gözyaşlarını gizleyemedi; yanına Zeynep ve Elif de gelmişti. Hep birlikte bahçenin köşesine yürüdüler. Emir minik çukur kazdı, çiçeği ekti. Herkesin elleri, tıpkı geçmişleri gibi, toprağa bulandı. Ay ışığında üç kardeş ve anneleri birbirine sarıldı.
O gece Tonya ilk kez, göğsünde ağırlık değil, tarifsiz bir huzur hissetti. Kaybolan yılların, harcanan emeklerin, kırılan kalbin ödülüyle… Köklerinden filizlenen sevgiyi seyrettiler, sessizce. Çünkü bazen en çok aranan aile, hazır kurulmuş bir sofra değil, birlikte sarılıp göğü izleyen bir avuç insandı.
Ve onlar, hayatın yol ayrımında birbirlerine tutunarak kendi ailelerini yeniden, umutla inşa ettiler.




