Kendini Ait Hissetmeyen Kız: Babasının Öz Oğluyla Yeniden Birleşmesiyle Değişen Aile Bağları ve Kırılan Hayaller

– Aslı, inanamayacaksın! Biz Ayhanla seneye tekrar Antalyaya gitmeye karar verdik! – üvey babası o kadar mutluydu ki sesi pırıl pırıldı, – Otelle görüşmüş, deniz manzaralı odalar lazım yine diyor. Ne yapayım, insan öz oğlundan kaçamaz ki!

Kendisi de fark etmeden vurguladı; öz oğlum diye…

– Sevindim sizin adınıza, – diye karşılık verdi Aslı, aklına Ayhanın hayatlarına girmeden önceki huzurlu günler geldi. – Öz oğlu Hani hep söylerdin ya, biz bir aileyiz, öz ya da değil hiç fark etmez diye.

Öyle derdi. Aslı onun kızıydı, öz olmasa da

– Yine mi aynı mesele Yapma Aslı! Sen benim kızımsın, bu tartışılmaz! Biliyorsun seni öz çocuğum gibi seviyorum. Ama Ayhan…

Farkında olmadan yine aynısını söyledi.

– Ayhan oğlum. Ben ise sanırım sadece eskiden tanıdığı biriyim.

– Aslı, öyle deme! Sana onca yıldır kızım dedim!

– Öz gibi Peki beni hiç deniz kıyısına götürdün mü? On beş yıldır bana baba diyen biri olarak?

Götürmemişti. Cüneyt hep Aslı ve Ayhan arasında fark olmadığını iddia ederdi, ama Aslı, Cüneytin oğluna yaptıklarını gördükçe farkın küçük değil, dağlar kadar olduğunu anlardı.

– O günler sıkıntılıydı Aslı. Sen de bilirsin, eskiden paramız bol değildi. İki hafta beş yıldızlı otelde tatil, ahh, inan çok pahalı

– Haklısın, – dedi Aslı başını sallayarak, – Masraf, sonuçta kolay değil kız çocuğunu oralara götürmek. Ama Ayhan, daha altı ay önce öğrendiğin oğlun için, hemen ona ev almak için kredi çekme fikrin var ya O sence ne kadar masrafsız?

– Yok, ben öyle bir şey yapmadım, kim demiş?

– Duyanlar öyle dedi.

– Bırak dedikodu yapanları, inanma onlara.

Aslı biraz içlendi.

– Gerçekten yapmadın mı?

– Tabii ki hayır. Ha, bu arada! Biliyor musun, cumartesi nereye gidiyoruz Ayhanla? Söyleyeyim: go-kart pistine! Üniversitedeyken yarışlara katılırmış, ben de yanında olmak istedim…

– Go-kart, – dedi Aslı, – Gayet heyecanlıymış.

– Tabii ya!

– Ben de gelebilir miyim? – dedi Aslı, ağzından istemeden fırladı soru.

Cüneyt, hemen geri adım attı:

– EAslı Sen sıkılırsın orada kızım ya. Erkek işi bunlar. Ben ve Ayhan, baba-oğul biraz baş başa vakit geçirmek istedik.

Çok koyuyordu bu cevaplar

– Yani, sana orası güzel ama bana değil öyle mi?

– Öyle demek istemedim – dedi Cüneyt telaşlanarak, – Biz sonuçta uzun süre birbirimizi görmedik, arayı telafi ediyoruz. O yüzden ikimiz baş başa gitmek istedik. Anlayış gösteriyorsun dimi?

Evet, anlamak gerekiyordu. Anlamak Bu da onların hayatında yeni bir alaycı cümle olmuştu. Öz, evlatlık olmayanı ezerdi. Aslında anlamak lazımdı; artık onun yeri, kapının dışı olmuştu.

Ayhan gerçekten iyi biriydi. Babasız büyümüştü; annesi Cüneyte çocuğu olduğundan hiç bahsetmemiş. Tüm zorluklara rağmen çalışkan, zeki ve iyi kalpli biri olmuştu.

– Baba, bu hafta barınakta çalıştım. Köpeklere kulübe yaptık.

– Baba, kırmızı diplomam var biliyor muydun?

– Baba, şu bozuk telefonunu tamir ettim.

Sadece oğul değil, tam anlamıyla mükemmel bir oğuldu.

O günün akşamı, Cüneyt misafirliğe gelip gittikten sonra Aslı eski fotoğrafları karıştırdı Cüneyt ile annesinin düğününden kareler (Aslının annesi beş yıl önce hayatını kaybetmişti; Aslıyı ve Cüneyti baş başa bırakıp). O yazlıkta çekilmiş bir fotoğraf Aslının mezuniyet günü çekilmiş başka bir kare

Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktı.

***

– Aslı, uyuyor musun? Çok acil bir şey soracağım, – Cüneyt sabah saat sekizde kapısında bitmişti.

– Sabah sabah ne bu aciliyet?

Aslı saçını bantla topladı, kahve makinesini çalıştırdı.

– Ayhana ev meselesini soracaktım.

– Demek gerçekten doğruymuş, – dedi Aslı, iç geçirdi.

– Üzgünüm ama evet.

– Bana ise yalan söyledin.

– Sadece üzmek istemedim. Ama danışmam lazım! Acele etmek gerek gibi geldi. Genç adam evlenecek sonuçta, gençken bir evi olsun istiyorum. Bilirsin benim zamanımda nasıl olduğunu

– Kredi çek o zaman, – dedi Aslı dişini sıkarak. Hiç ev konuşmak istemiyordu. Güzel Ayhana her şey bedavaydı tabi!

– Evet, evet, biliyorum. Ama benim kredi notum malum Ayhana yardım etmem gerek. O, babasından bu desteği hak ediyor.

– Nereye varacak bu konu şimdi?

– Bana yardım eder misin? Rica etsem?

– Nasıl bir yardım?

– Anlatacağım. İki milyon liram var. İlk taksit için yeterli. Ama bankadan bana kredi çıkmaz. Sana çıkar, sicilin temiz. Evi senin adına alalım, krediye birlikte gireriz. Parayı ben öderim. Söz.

Aranızda asla fark yok efsanesi orada bitti. Fark vardı. Çünkü krediye Ayhanı değil, Aslıyı atıyorlardı.

– Yani Ayhana ev, bana borç? Öyle mi oluyor?

Cüneyt sanki kendi teklifi değilmiş gibi, alınarak başını salladı:

– Öyle demek istemedim! Ben ödeyeceğim Senden para istemiyorum ki. Sadece ev senin üzerinde gözüksün yeterli. Düşün istersen

– Biliyor musun Cüneyt, ben kredi alıp almamayı değil, senin artık beni kızı olarak görüp görmediğini düşünüyorum. Şimdi oğlun oldu ya Onu altı aydır tanıyorsun, beni on beş yıldır; ama senin için önemli olan kan bağı.

– Öyle değil! – öfkeyle cevap verdi, – Ben sizi aynı seviyorum!

– Değil işte. Aynı değil.

– Aslı, adil değilsin! O öz oğlum

Perde kapandı. Artık kızı değil, her koşulda uygun bir evlatlıktı. Ta ki gerçek oğlu ortaya çıkana dek.

– Anladım, – Aslı nazik olmaya çalıştı, – Olmaz Cüneyt. Benim de ileride ev almam lazım. İkinci bir kredi bana çıkmaz.

Cüneyt, sanki yeni aklına gelmiş gibi, onun da evsiz olduğunu hatırladı.

– Ah evet, senin de lazım olacak – kolundaki saate baktı. – Ama şimdi almayacaksan yardımcı olabilirdin bana. İki milyonum hazır, çok da bir şey gerekmiyor. Sadece birkaç yıl.

– Hayır. Hiçbir şeyi üzerime alamam.

Cüneytin onu anlayacağını zaten hiç ummamıştı.

– Peki – dedi Cüneyt, – Bana kızım olarak yardım edemiyorsan Neyse, artık kendi başımın çaresine bakarım.

Onu hiç kızı olarak görmüş müydü bilmiyordu artık. Sadece fotoğraflarda vardı Cüneyt artık.

Bir akşam, sosyal medyada gezinirken bunu gördü.

Havalimanında çekilmiş bir fotoğraf. Cüneyt ve Ayhan. İkisi de açık renk mont giymiş. Cüneyt elini Ayhanın omzuna koymuş. Altında da şu yazı: Babamla Dubaiye gidiyoruz. Aile her şeydir!

Aile

Aslı telefonu bir kenara bıraktı.

Birden küçüklüğünden bir anısı geldi aklına; annesi daha Cüneytle evlenmeden önceydi. Beş yaşındayken. O zamanlar çok zor hayatları vardı. Babaannesinin hediye ettiği bebek kırılmıştı, ağlamıştı. Öz babası duyunca kızmıştı: Aslı, saçma sapan şeye üzülme, başımın etini yeme!

Onu asla rahatsız etmemek gerekirdi. Safi şişeyle ilgilenirdi. Yani onun da bir babası olmamıştı aslında. Cüneytin yerine baba geçebileceğini sanmıştı

Bir süre sonra Cüneyt son bir kez daha vazgeçirmeye çalıştı.

– Aslı, sanırım senin güven sorunun çözülmeli

– Ne güveni Cüneyt? Düzgünce söyledim: Hayır.

– Sen durumu anlamıyorsun ki. Ayhan Babasız büyüdü. Bunu telafi etmem lazım. Artık yetişkin biri, ona ev lazım. Senden ekstra bir şey istemiyorum, sadece işlemler sırasında adın geçecek, tek kuruşun gitmeyecek.

– Keşke benim eksiklerimi de biri tamamlasaydı

Birden yüzü asıldı, biraz hiddetlendi.

– Aslı, yeter! Tartışma istemiyorum. Seni seviyorum, gerçekten! Ama bak Ayhan, benim gerçek ailem oldu. Bir gün senin de çocuğun olunca anlayacaksın. Evet, sizleri farklı seviyorum, ama bu senin önemsiz olduğun anlamına gelmiyor.

– Evet. Bana kaynak olarak ihtiyacın var çünkü.

– Aslı, sakinleş! Çok abartıyorsun.

– Altı ayda tüm ilgin ona döndü Cüneyt, – dedi Aslı, – Seçimini istiyorsan yapmasan da gerek yok. Zaten belli. En başından beri Ayhan sana özdü. Ben hiç olmadım.

Altı ay geçti. Cüneyt aramadı. Bir kez bile.

Bir akşam, yine sosyal medyada yeni bir fotoğrafa rastladı.

Cüneyt ve Ayhan, bu kez dağların önünde. Cüneytin üzerinde yeni kayak kıyafetleri var. Altında yazı: Babaya snowboard öğretiyoruz! Biraz yaşlı ama oğluyla her şey mümkün!

Aslı uzun uzun baktı.

Raporunu tamamlamak için bilgisayarına dönerken telefonuna bir mesaj geldi. Bilmediği bir numara.

Merhaba Aslı, ben Ayhan. Babam numaranı verdi ama aramaya cesaret edememiş. Söylememi istedi: Ev işini sen olmadan halletti. Ama seni önemsiyor. Bir de rica etmiş, Mayısta tatile onlara gelsene! Anlatamıyor neden, ama çok istiyor.

Defalarca yazdı sildi, sonra tekrar yazdı.

Merhaba Ayhan. Cüneyte selam söyle, her şeyin yolunda olmasına sevindim. Ben de onu düşünüyorum. Ama gelmeyeceğim; Mayısta kendi planlarım var. Tatile Egeye gidiyorum.

Söylemeye gerek duymadı; biletini kendi aldığı denize, yanında babası değil yakın bir arkadaşıyla gidecekti.

Göndere bastı.

Ve düşündü; asıl mutlu olmanın başka türlü de mümkün olduğunu.

Rate article
Lifequest
Kendini Ait Hissetmeyen Kız: Babasının Öz Oğluyla Yeniden Birleşmesiyle Değişen Aile Bağları ve Kırılan Hayaller