15 Nisan 2025, Cumartesi
Bugün Sabah erken saatte Sakarya Gölü kıyısına yürümeye çıktım. Gökyüzü hafif puslu, suyun yüzeyi sisle örtülüydü. Orada, göl kenarında bir yabani kaz gözlemleniyordu; sanki insanlardan yardım beklercesine başını kısarak bakıyordu. Çevredeki diğer yürüyüşçüler ise kazı görünce geri adım attı, Keskin gagalı bir canavar gibi çığlık atar diye fısıldıyorlardı. Ben de kalbimin sesini dinleyip ona yaklaşmaya karar verdim.
Kaza yaklaştığımda, ona ekmek kırıntısı atmaya çalıştım. Ancak kaz ne yemeye ne de yaklaşıp bir şeyler istediğini belli etti. Sanki beni bir yere götürmek istercesine kanatlarını çırpıyordu. Biraz cesaret toplayarak onun peşinden yürüdüm; kaz beni göl kenarındaki taş yığınlarının arasına doğru yönlendirdi. Orada, kayıp bir kaz yavrusu, annesinin sesine ulaşamadan sıkışıp kalmıştı. Yavruyu dikkatle alıp annesine geri bıraktım; annesi ve kardeşleri suyun içinde neşeyle çırpınarak yavrusunu karşıladı.
Kazlar, minnet duygusunu bir sürü ötenin eşliğinde gösterdiler ve bir süre sonra göl kenarına doğru geri döndüler. Birkaç gün içinde, aynı kaz sürüsü benim evimin bahçesine yerleşti. Küçüklerin sesini duyduğumda, onlara ekmek ve mısır vermekten büyük keyif alıyordum. Her sabah neşeli kıvır kıvır sesleriyle uyanıyor, akşam olduğunda ise gölgeli bahçemde beni kapıdan dışarıya kadar eşlik ediyorlar. Bazen, yakındaki pazardan alışverişe çıkmadan önce yavrularını bana emanet ediyor, ben de onlara göz kulak oluyordum.
Zaman geçtikçe, insanların kazlardan korkusu azaldı; hatta bazıları bu tuhaf dostluğu izlemek için bahçeme gelmeye başladı. Çocuklar Gölde kazlar gibi özgür olmak istiyorum! derken, komşular da bana Bu güzel dostluk, doğanın bize bir nasihatı gibi diye yorum yapıyordu.
Bugün göl kenarına bir kez daha yürürken hafif esen rüzgarın kulağıma Teşekkür ederim diye fısıldadığını hissettim. Bu deneyim bana, sessiz kalanların sesini dinlemenin, korkuların ötesine geçmenin ve doğa ile kurulan bağların insan ruhunu ne kadar zenginleştirdiğini bir kez daha hatırlattı.
Kendi hayatımda da, gözümün önünde olmayan, sessiz kalan her şeye bir şans vermeyi ve onların ihtiyaçlarını fark etmeyi öğreneceğim. Bu, bana hem bir dostluk hem de içsel bir huzur getiren en değerli ders oldu.




