Yeğenim bebek arabası hediye edilmesini istedi, reddedince aileyi benimle karşı karşıya getirdi.

Bir gece, rüyamda İstanbulun sisli sokaklarından geçerken, yeğenim Gökçe bana altın bir bebek arabası hediye etmemi istedi. Gökçenin Hayır demesiyle, tüm aile bir anda gölgelerden beni kuşatıp, beni bir duvar gibi sarıyordu.

Çocuklar ne çabuk büyür, fark etmeden o minik elleriyle koşturur, babasına koşar; ben de en iyisini almak için, bazen kendi isteklerimizden vazgeçeriz. Biz de, arabayı arabaya sığacak, ince ve pahalı bir bebek arabası aldık. İlk alımda satmak niyetindeydik, ama onu özenle kullandık; adeta bir sır gibi sakladık.

Çocuk büyüdü, arabadan çıktı ve ben onu bir ilan sitesine koydum. Kocam Mehmet, fiyatı %30 indirimle satmayı önerdi. Oysa o dönemde herkesin cebinde az para vardı; ben de Yarım fiyat yeter, diyerek, bir iyilik yapıp daha çabuk alıcı bulmayı düşündüm. İlanı verdikten saatler sonra, telefon çaldı; adını söylemeyen, nazik bir sesle Nazlı dedi, bebek arabasını şahsen görmek istediğini söyleyerek buluşmaya karar verdik. Yarım saat içinde kapının çalınmasıyla, rüyamda kapıyı açtığımda, iki yıldır görüşmediğimiz yeğenim Gökçe, kapı eşiğinde duruyordu. Çocuğumuzun babasıyla, bir erkek çocuğu olduğu ve geçimini zor sağladıkları söyleniyordu; bir çay bardağında her şey anlatıldı.

Gökçe arabayı gördü, beğendi; ben ona ilan fiyatından daha düşük bir bedelle vermeyi teklif ettim. Ertesi gün, misafirlerin gelişi için hazırlık yaptım, büyük bir akşam yemeği pişirdim; aile olarak oturduk, eski günleri yad ettik, kahkahalarımız odanın duvarlarına yankılandı. İşi tamamlamak zamanı geldiğinde, Gökçe birden şunu fısıldadı: Bana bir bebek arabasını doğum günümde hediye eder misin? Ben ise o kadar pahalı bir hediyeyi vermeye hazır değildim, bunu doğrudan söyledim.

Gökçe öfkeyle bağırdı, beni cimri diye suçladı ve evden çığlıklar içinde çıktı. Ardından ailesine, Bebeği yüzünden üzgünüm, dedi; aile de ona destek oldu ve biz de onların ailesiyle bağımızı kesti. O an rüyamda bir ayna gibi bir gerçeklik belirdi: Herkese aynı anda iyi davranmak mümkün değil, akrabalarla iş yapmaktan vazgeçmeye karar verdim.

Rüyanın sisli sabahında, İstanbulun boğazı üzerindeki sis gibi, bu düşünceler hafifçe dağıldı ve uyanışın soğukluğunda yalnızlıkla, bir bebek arabasının çarkları hâlâ dönüyor gibiydi.

Rate article
Lifequest
Yeğenim bebek arabası hediye edilmesini istedi, reddedince aileyi benimle karşı karşıya getirdi.