Dostların Gözünden Kaçan Detaylar: “Bize Yazlık Anahtarını Ver, Orada Biraz Kalalım” Dediler; Eşler, Sonuçlarını Düşünmeden Arkadaşlarına Evlerini Emanet Ettiler

Anahtarı versinler de yazlıkta biraz kalalım, diyerek istediler.
Evli çift, dostlarını düşünmeden yazlıklarının anahtarını verdiler, sonrasını hesaba katmadan

————————————————————————————–

İsmailin annesi hastalanınca, yılbaşını eşi Şule ile İstanbuldaki evlerinde geçirmeye karar verdiler. Sessiz ve sade bir aile kutlamasıydı. Yakın dostları Zeynep ve Murat, İsmail ile Şulenin daha önceki planları son anda iptal etmiş olmalarına biraz kırıldılar. Kim tahmin edebilirdi ki, Fatma Hanım tam bayramda rahatsızlanacaktı? Bu yüzden Şule, kendini biraz suçlu hissediyordu.

Yılbaşından sonraki ikinci gün, Zeynep aradı. Üç kişi, küçük bir Üsküdar dairesinde yıldan yıla bunalmışlardı. Şule telefonun ucunda yeni bir vicdan azabı hissetti.

Kayınvalidemin nazı bitti derken, yeni sıkıntı başladı! diye saydırdı Zeynep. 31 Aralıkta bizim eve damladı, evde kombi bozuldu, tamirci tatilde dedi! Yılbaşı tatili bitene dek Murat ile bizde yaşamaya karar verdi. Vallahi dayanamıyorum artık, bu kadın yüzünden Murattan boşanmam an meselesi!

Üzüldüm. Bizim Fatma Hanımla aramız iyidir ama hastalanınca epey zorlanıyor. Sana bir yardımım dokunsa isterim, diye yanıt verdi Şule.

Var aslında, dedi Zeynep. Bana şunu yapsan süper olur…

Ne yapabilirim?

Yazlığınızın anahtarını verseniz? Ben ve Murat, kayınvalideden kaçıp orada tatili geçirelim. Kadın tek başına bizim evde kalsın, kendi başının çaresine baksın.

Şule düşündü. Bir yandan arkadaşını üzmek istemiyor, diğer yandan İsmailin ne tepki vereceğinden emin değildi. Her ne kadar yazlık ikisinin ortak malı olsa da, tapu İsmailin üzerindeydi.

Bilmiyorum Zeynep… İsmaile danışmam gerek.

Elbette, anlıyorum. Ama vallahi eşyalarınıza göz gibi bakarız, dedi Zeynep.

Yol karla kaplı, belki araba gidemez… Biz traktörü çağırmadık, dedi Şule.

Sıkıntı yok, SUV aracımız var. Gireriz.

Bir de, kombi uzun süredir kontrol edilmedi. Gitmek lazım, misafir gelmeden…

Şule, biz büyük insanız. Murat yıllarca kombi işi yaptı. Kırmaya değil, gerekirse tamir etmeye geliriz.

Zeynepin ısrarcı tavrı Şuleye neden olmasın? dedirtti. Aramayı sonlandırıp İsmaile danıştı.

Sence iyi fikir mi?

Bilemiyorum, Şule. Zeyneple dostluğumuz eski. Biz de birlikte gidecektik yazlığa, annem olmasa… Ama annemi yalnız bırakmayı göze alamam.

Biliyorum, o yüzden danışıyorum. Zeynepin kayınvalidesi fena biriymiş, evliliklerini tehdit ediyormuş. Birkaç gün nefes alamasa, boşanacak gibi.

Biraz daha tartışıp, dostlarının aile huzurunu gözeterek yardım etmeye karar verdiler.

Anahtarı verelim, ama başlarına iş açmasınlar. Bizden bir beklenti olmasın, dedi İsmail.

Zeynep, Şuleye güveninin en büyük kıymet olduğunu anladı.

Sağ ol canım! Haberdar ederim, dedi ve eşiyle yola koyuldu.

Yazlığa İstanbuldan yol, üç saatti. Ev Marmara kıyısında, huzurlu bir kasabaydı. Fakat İsmail ile Şule haklıydı: kar fena yağmış, yollar kapalıydı. SUV araçları bile kara saplandı. Çaresiz ev sahiplerini aradılar.

Ne yapalım şimdi? diye sordular.

Geri dönün. Üç Ocakta kimse yol açmaya gelmez, herkes tatilde.

Yok artık! Onca yolu boşuna mı geldik? Kasabada traktör sahibi biri var demiştin, dedi Zeynep.

Evet, yol açıyor.

Çağırmalıyız.

Telefonunu gönderiyorum, dedi Şule.

Yarım saat sonra yine aradılar.

Açmadı! İsmail arasın, yabancı numaraya çıkmaz belki!

Şule, kocasını ikna etti, traktörcüye ulaştı sonunda. Adam bir saat sonra geleceğine söz verdi. Tüm bu süre boyunca İsmail diken üstünde, Zeynep sürekli arıyor ve gerginlik artıyordu. En sonunda Şule kendini suçlu hissetmeye başladı.

Neyse ki traktörle yolu açtılar. Ama kapı önünde hala kar vardı, kimse kürek tutmak istemedi. Murat yol açıp kapıya ulaşınca, nihayet içeri girdiler.

Ancak kombi çalışmıyor, radyatörler soğuktu. Murat, İsmaili tekrar aradı. Ev sahibi iki saat boyunca arkadaşı telefonda eğitti.

Hiç böyle model görmedim, dedi Murat.

Eskidir ama çalışır, diye homurdandı İsmail. Sorun bitmez sandı.

Tam da öyle oldu; Zeynep, her iş için aramaya başladı. Tava nerede? Ev niye hala soğuk? Gece olunca Şule ile İsmail telefonlarını kapadılar, dinlenmek için.

Sabah, onlarca cevapsız çağrı vardı.

Ne oldu acaba?

Bilmiyorum… Şule endişelendi, aradı hemen. Zeynep zar zor açtı.

Neredesiniz yahu?!

Uyuyorduk.

Felaket! Sauna gibi dumandan zehirleniyorduk, az kalsın yanıyorduk!

Aman Allahım!

Kim böyle soba yapar ki?!

Sorun neydi?

Baca tıkalıymış, keşke uyarsaydınız! Dedik ya, Murat akıllı, son anda fark etti.

Ağzıma bile gelmezdi, ilk gün saunaya gireceğiniz… Hem de o kadar karın içinde.

Ne yani? Misafir geldik, her şeyden faydalanıyoruz. Sauna yasak mı bugün? Bir ton kar! İçeri zorla girdik.

Gönlünüzce girin, dedi Şule şaşkınlıkla.

Bir de mangal bulamadık.

Eskisi kırık…

Bak işte! Ne diye söylemediniz? Biz şimdi nerede köfte pişireceğiz?! Zeynep somurtuyordu.

Bilmem Zeynep. Son günlerde başım şişti. Şu köfte işini siz halledin, yeter ki evi yakmayın.

Konuşmayı sonlandırdı. Arkadaşının tavrı artık ona hiç hoş gelmiyordu.

Ne oldu yine? diye sordu İsmail.

Yine sorun…

Şule yaşananları aktardı.

Murat benimle saunaya gitmiş ve tıkacı biliyor. Şikayet edemezler. Mangalsa… Onların işi. Pilav isterlerse kazan mı vereceğiz? Köfte istiyorlarsa, kasabaya gidip tek kullanımlık mangal alsınlar!

Şule, Zeynepe aynen böyle söyledi.

Tamam, anlaşıldı. Kasabaya gidelim, yol tertemiz sonuçta, dedi Zeynep.

Bu konuşmadan sonra, Zeynep pes etti. Arkadaşı yorulmuş, bakım istemiyordu artık.

Ertesi gün sessiz kaldılar. İsmail merak etti:

Haber yok, acaba nasıl geçiyor?

Zeynep telefon açmadı, sadece bir mesaj attı: Her şey yolunda.

Şule ile İsmail, yazlığa güvenip birkaç gün onları unutmaya karar verdiler.

Yılbaşı tatili bitince Fatma Hanım iyileşti. Şule eşiyle konuştu:

Anahtarı almak için gitsen, bir bakarsın, evde bir şey var mı? Sauna nasıl?

Doğru, sabah giderim, akşam dönerim.

İsmail gitti, Şule annesiyle kaldı.

Arkadaşlarına haber verdi, ziyarete gideceğini söyledi. Her şeyin yolunda geçeceğini ummuştu. Akşam İsmail sinirli döndü, detay vermedi.

Zeynep ertesi gün aradı, yan sokaktaki evine çağırdı.

Kayınvalideniz evi terk etti mi?

Neyse ki ev düzeldi, dün ayrıldı.

Tamam, bir saat sonra gelirim, dedi Şule. Kocasına söylemedi, çünkü arkadaş mevzusu onu geriyordu.

Zeynep konuya direkt girdi:

Buyur, dedi ve bir kâğıt uzattı.

Bu ne?

Yazlıkta harcadıklarımızın faturası.

Şule göz gezdirdi: traktör ücreti, elektrikli kürek, mangal, kömür, ateşleyici, ızgara teli, üç ampul ve sauna için aromaterapi yağları.

Bunları orada aldık.

Bunu bana niye gösteriyorsun?

Eşyaları bırakıyoruz, kullanırsınız.

Sağ ol, dedi Şule, tuhaf bir ifadeyle.

Muratla konuştuk, eşyaları kullanacağınız için yarı yarıya ödeyelim dedik.

Gerçekten mi? diye gülerek sordu Şule. Şaka sandı.

Evet. Mangalı olsaydı, köfte setine para gitmezdi. Doğru dürüst küreğiniz olsaydı, elektrikli almazdık. Traktör yola gelmediğinden iki saat benzin yaktık. Saunada şampuan bile yoktu, hepsini ben almak zorunda kaldım!

Zeynep, biraz fazla olmuş. Burası otel değil, şampuan ve duş bonesi sunmak zorunda değiliz, kürek ve mangal da siz istediğiniz için aldınız. Gerekirse alın. Yağları ve teli de öyle. Yol açma parasını biz ödemedik, gidip gelmek sizin tercihiniz. Ampul değiştirdiyseniz, onun parasını Euroya çevirdim (380 TL) yolladım. Teşekkürler, dedi, sessizce kalkıp ayrıldı.

Aramalara da mesajlara da cevap vermedi. Borçlu kalmamak için İsmaille gidip dostlarının tüm eşyalarını topladılar, kuryeyle gönderdiler.

Fatma Hanım iyileşince, tekrar hafta sonları yazlığa gitmeye başladılar. Zeynep ile Murat ise bu ayrıcalıktan mahrum kaldı. O olaydan sonra dostluk da bitti, bir daha mallarını kimseye vermediler. Arkadaşlar hem şaşırdı hem kızdı.

Bizim için uğraştılar, iyilik sandık… Onlar da nankör çıktı! dedi Zeynep. Bir kez daha Şulenin numarasını tuşladı. Küreği iade etmek istiyordu ama fişi yazlıkta unutmuştu.

Rate article
Lifequest
Dostların Gözünden Kaçan Detaylar: “Bize Yazlık Anahtarını Ver, Orada Biraz Kalalım” Dediler; Eşler, Sonuçlarını Düşünmeden Arkadaşlarına Evlerini Emanet Ettiler